Editör - Mart 2016

Editör
İslâm tarihi incelendiğinde ender şahsiyetlere rastlanıldığı gibi tarihe yön veren toplulukların da olduğu görülecektir. Bu topluluklar İslâm davasını omuzlamak, bu davayı çile, kan ve gözyaşı ile yüceltmek sûretiyle kendilerinden sonra gelen Müslüman birey ve cemaatler için örneklik teşkil etmişlerdir.
Allah (cc)’a hamd olsun. Resule salat ve selam olsun. Resulün Ehl-i Beytine ve kutlu ashabına ve kıyamete kadar ihsanla onlara tabi olanlara da selam olsun.

İslâm tarihi incelendiğinde ender şahsiyetlere rastlanıldığı gibi tarihe yön veren toplulukların da olduğu görülecektir. Bu topluluklar İslâm davasını omuzlamak, bu davayı çile, kan ve gözyaşı ile yüceltmek sûretiyle kendilerinden sonra gelen Müslüman birey ve cemaatler için örneklik teşkil etmişlerdir.

Hz. İsa (a.s)’nın Havarileri, Ashab-ı Kehf (Mağara arkadaşları), Ensar ve Muhacir gibi adları Kur`an-ı Kerim’de geçenler olduğu gibi, adları zikredilmeyenler de vardır.  Kur`an-ı Kerim haşa abesle iştigal etmez. Kıssalarını anlattığı topluluklar/cemaatler kendilerinden sonra gelenler için örneklik teşkil edecek, örnek alınacak/alınması gerekecek gerçekliklere sahiptirler.

Bu örnek cemaatler içerisinde Ensar ve Muhacir özel bir konuma sahip olan cemaatlerdirler. Bu gerçekliğe binaen biz bu ay dosya konusu olarak Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellemin davası içerisinde Ashab olarak literatürümüze girmiş olan Ensar ve Muhacirin misyonunu ele aldık.

Yazarlarımız Mehmet Şenlik, Abdulkadir Turan ve Abdulkudüs Yalçın hocalarımız bu konuları ele almış. Ayrıca tefsir köşesinde de Tevbe Sûresi 100. Ayet ışığında bu konu işlenmiş.

Hocalarımızın yazılarını okuduğunuzda değil Resulün sünnetinin bir tarafa bırakılması, sünnet için de Ashab’ın atlanılamayacağını göreceksiniz. Kur`an-ı Kerim’in nassı ve Hz. Resulullah salallahu aleyhi ve sellemin açık hadisleri ile Ashab’ın es geçilemeyeceğini, atlanılamayacağının gerçekliğini delilleri ile beraber göreceksiniz

Başyazımız bir Müslümanın yaptığı işleri en güzel şekilde yapması gerektiği üzerinde durmuş. Aslında bir mümin vasfı olması gereken “işini en güzel şekilde yapma” sıfatı maalesef yıllarca süren aşınma yüzünden tam tersi bir hale bürünmüş. Ve bu toplumun bireyleri olarak da olması gereken bu sıfatın tam tersi bir özelliğin etkileri maalesef bize de sirayet etmiş. Oysa en güzel şekilde yapılmayan bir işten Allahu Teâlâ da hoşlanmaz. Başyazımız bu hastalığımıza parmak basıp tedavi edilmesi yönünde netice verici bir gayretin olmasını buyuruyor.

Sizleri derginizle baş başa bırakırken havasını şimdiden işmam ettiğimiz Kutlu Doğum mevsiminiz mübarek olsun, diyoruz.

Editör / İnzar Dergisi – Mart 2016 (138. Sayı)
 
08-03-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.