Editör - Ekim 2015

Editör
Bazı devir ve dönemler vardır ki, gerek bireyin hayatında olsun ve gerekse de toplumun tarihinde olsun ayrı bir öneme haizdir. Zira bu devirler sayesinde insan hayatı bireysel ve toplumsal olarak monotonluktan kurtuluyor.
Bismih-i Teâlâ

Allah-u Teâlâ’ya layıkıyla hamd olsun. Efendimiz Muhammed’e, Onun Âl ve Ashabı ile Etbaına da salat ve selam olsun.

Bazı devir ve dönemler vardır ki, gerek bireyin hayatında olsun ve gerekse de toplumun tarihinde olsun ayrı bir öneme haizdir. Zira bu devirler sayesinde insan hayatı bireysel ve toplumsal olarak monotonluktan kurtuluyor. Bir türlü nasıl geçileceği bilenemeyen yeni döneme bir anda geçiş vesilesi oluyor.

Neredeyse dairesel bir harekete mecbur bırakılan insan ve toplum dikey bir harekete geçiş sağlıyor. Tabi bu dönemler o kadar da sehl olamıyor maalesef… Çok yürekler yakıyor, bir kasırganın denizi bir birine kattığı gibi toplumları hercümerç ediyor. Bütün insanlar bu dönemlerden şikâyet ediyorlar, ama aslında meşakkatli ve sıkıntılı dahi olsa onlar için hayırdır. Zira monoton bir hayat kadar çekilmez hiçbir musibet yoktur dünyada…

Lokal olarak bizim için böyle dönemlerden biri olan 6-8 Ekim olaylarını dosya konusu olarak ele aldık bu sayımızda… 6-8 Ekim şüphesiz bizler için yeni bir dönemin başlangıcıydı, tıpkı Susa Camii katliamının bizler için yeni bir dönem başlangıcı olduğu gibi… Her iki olay da yürek dağlayıcıydı, ama karşımızda yer alanların, bize düşmanlık üzere birleşenlerin ne kadar acımasız, ne kadar vahşi, insanlıktan ne kadar uzak olduklarını başka hiçbir örnek bu kadar sarih bir şekilde gözler önüne seremezdi.

İnsanlık ve değerleri ile bu kadar çatışan, bu kadar art ve hain niyetli olduklarını, İslam ve şiarlarına bu kadar kin ve düşmanlığı içlerinde büyüttüklerini başka bir gerçek bu kadar sarih bir şekilde gözlerin önüne koyamazdı.

Kur’an’ın “Ashab-ı Uhdud olayını, Firavun’un yapageldiklerini, Ashab-ı Kehf’i” zihinlerde canlı tutmaya çalışması bu tür olaylar hakkında takınılacak tavırlar için bir direktiftir. Küfrün acımasızlık ve gaddarlığı, vahşi bir hayvanın yapamayacağını yapabileceği gerçeği hiçbir zaman zihinlerde unutulmamalı… Yâd edilmeli, hatırlatılmalı… Aksi halde nisyan ile ma’lül olan insanın bunlardan alacağı ibretler çok sınırlı olacaktır.

Bu bağlamda Abdulkadir Turan, Mehmet Şenlik ve Abdulkuddüs Yalçın hocalarımız değişik bakış açıları ile küfrün hakikatini işleyen yazılar kaleme almışlar. İbrahim Dağılma hocamız ise o gün yaşananları da canlandıran hikâye tarzı bir yazı kaleme alırken, Nurullah Ay hocamız ise Taş atan çocuklar ile Tesbih çeken çocukları karşılaştıran şiir tarzın-da bir yazı kaleme almış.

Başyazı ise yenisi elimize ulaşmadığından geçen sene okulların açılması dolayısıyla öğrenci kardeşlere nasihati konu alan yazıyı önemine binaen tekrar verdik.

Sizleri derginizle baş başa bırakırken; geçmiş Kurban Bayramınızın Alla-hu Teâlâ tarafından mübarek kılınmasını, hacceden tüm müminlerin haccının mebrur olmasını niyaz ederiz.

Editör / İnzar Dergisi - Ekim 2015 (133. Sayı)
 
04-10-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.