Düşen Nesnelere Ateş Etmek

İnzar / Çeviri Makaleler
2011 Nisanında ülkenin geneline yayılan gösterilerle başlayan Suriye Devrimi (İç Savaşı-Krizi), dünden bugüne rejim ile muhalif grupların çatışmalarına sahne oldu. Ülkede başlayan çatışmalar, BM’ye göre 2015 Ocak ayına kadar 220.000’den fazla insanın ölümü ve birkaç milyon Suriyelinin mülteci olmasıyla sonuçlandı. Çok aktörlü bir savaş arenası haline gelen ülke topraklarına direkt olarak müdahil olan son ülke ise Rusya oldu.
2011 Nisanında ülkenin geneline yayılan gösterilerle başlayan Suriye Devrimi (İç Savaşı-Krizi), dünden bugüne rejim ile muhalif grupların çatışmalarına sahne oldu. Ülkede başlayan çatışmalar, BM’ye göre 2015 Ocak ayına kadar 220.000’den fazla insanın ölümü ve birkaç milyon Suriyelinin mülteci olmasıyla sonuçlandı. Çok aktörlü bir savaş arenası haline gelen ülke topraklarına direkt olarak müdahil olan son ülke ise Rusya oldu. Suriye’deki İŞİD hedeflerini vurma bahanesiyle Ekim ayının ilk günlerinde İŞİD mevzilerini vuran Rusya’nın müdahalesinde, onlarca sivil ve “ılımlı” tabir edilen, muhalif Sünni gruplara mensup birçok kişi de hayatını kaybetti. Çin eksenli bir yayın yapan atimes adlı web sitesinde yazan Chan Akya, direkt Rusya’nın Suriye savaşına müdahalede bulunmasını Rusya eksenli olarak değerlendirmektedir. Aşağıdaki makale bu minvalde okunursa daha yararlı olur kanaatindeyiz. Tercüme, Süleyman Kaylı

Başkan Putin’in güçlü ve kararlı liderlik içgüdülerine sahip stratejik bir düşünür olduğu görüşünü destekleyecek herhangi bir sava genel anlamda katılmıyorum. Rus ekonomisinin idaresinde felaket dışında bir şey görmedim, aynı şekilde eski SSCB’ye bağımlı ülkeleri yönetirken de mütemadiyen uzak görüşlü olmadığını sergiledi. Küba’yı düşünün ya da zahiren hiçbir jeopolitik kazancı bulunmamasına rağmen Vietnam’daki uzun süreli stratejik varlığını lağvetmesi üzerine düşünün.

Bu şekilde düşünmemi sağlayan ikinci bir etken de şudur; Amaçları belirgin, zaferi garanti olmayan bir savaşı asla başlatma (Sun Tzu). Putin’in Suriye savaşı, aşağıda açıklayacağım gibi, her iki yönüyle de başarısız olacaktır. Rus savaşının iyi bir benzetimi şu ki düşmekte olan bir hedefe ateş açıyor ve böylelikle risk, düşmekte olan bir nesneden birçok nesneye dönüşüyor. Bu bağlamda Ukrayna’da yaptıklarına bakalım.

Rusya’nın Ukrayna müdahalesi, uzun dönemli stratejik amaçları ne olursa olsun, üzerinde az düşünülmüş bir savaşın tüm karakteristik özelliklerini barındırıyor. Birkaç ay önce, MH-172 faciası sonrasında “Haydutlar Çağı” adlı yazımda şunları yazmıştım:

“Rusya Başkanı Vladimir Putin, çevresini moron Avrupa Birliğine bağlamaya cüret ettiği için Ukraynalılara bir ders vermeye karar verdi. Putin, Kırım’ı neredeyse kolayca topraklarına katmış olduğu için Ukrayna sınırında yapacağı açık bir güç gösterisinin küresel arzularını karşılamada kabul görmeyeceğine karar verdi, bunun yerine, düzgünce donatılmamış, kafası karışık ve yozlaşmış Ukrayna ordusunun üstesinden gelmek için milisleri silahlandırdı.

Ve hava üstünlüğünün dolandırıcılık maceralarında rolü olmadığını garanti etmek için onlara bir demet SAM (bizim anladığımız dille, yerden havaya fırlatılan füze) verdi. Ha, tabii ki bir başka husus da kaos teorisi-zorba milisler bu füzeleri sivil bir yolcu uçağına fırlatıp yaklaşık olarak 300 kişinin ölümüne neden olursa ne olacak?

Ukrayna için uyguladığı strateji, Afganistan’da Birleşik Devletler ve Pakistan’ın mühendisliğini yaptığı Rus kayıplarından öğrenilmişti: bir dizi haydudu silahlandır ve bırak serbestçe dolaşsınlar, Rusları öldürüp askeri uçakları indirsinler. Zaman geçtikçe haydutlar muazzam Rus ordusunu yıpratmaya başladı. Ama silahları ve komuta yapısını orada bıraktı. Kaos teorisi benimsendi, yeterli sayıda işsiz haydut uyuşturucu kaçakçılığına ve daha kötüsünü yapmaya başladı; aşamalı olarak Taliban olarak ortaya çıkan bu yapı Afganistan’ı istila etti ve İslâm dünyasının farklı yerlerinden kaçıkları barındırmaya başladı. Bu kaçıklardan biri de yolcu uçaklarıyla binalara saldırı yaparak fizik deneyi yapma gibi delice bir fikre saplanacaktı. Ama bu kez hedef ABD olacaktı.

Dünyanın geri kalanıyla savaşmaktan hoşnut olmayan Taliban, kendi efendisi olan Pakistan’a yöneldi ve kamuoyunda bu ideolojiyi paylaşmadığını söylese de gerçekte Afganistan ve Pakistan’ın dağlık bölgelerinde daha çok uyuşturucu kaçakçılığı, silah ticareti ve az bulunan elementler dahil, çeşitli metallerin ticaretine başladı.”

Bir kenar notu olarak belirtmeliyim ki yukarıda Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi ile ilgili pasajla ilgili birçok eleştiri var. Bunlar, düşen uçağın Ukrayna jeti tarafından düşürüldüğünün açık olduğunu ve bu nedenle beni kınadıklarını söylüyorlardı. (Oysa burada şöyle bir mantık hatası var; Savaş uçakları, yolcu uçaklarının seyir irtifasında kullanılamazlar. Zaten dün The Independent ve diğer İngiliz gazeteleri de şöyle yazdı:

“Geçen sene düşen 17 uçuş no’lu Malezya Havayollarına ait uçağın yolcularının vücutlarında füze parçaları bulunduğu iddia ediliyor. Ukrayna Güvenlik Servisinin (SBU) ileri gelen yöneticilerinden olan ve yaklaşık bir yıldır dava üzerinde çalışan Vasyl Vovk’un Hollanda haber sitesi NOS’a söylediğine göre düşen uçakta ölenlerin cesetlerinde bulunan parçaların Buk füzelerine ait olduğuna inanılıyor.

Telegraph’a göre “kurbanların vücudunda bulunan elementler ve yolcu uçağından arta kalanların, işin uzmanlarının yaptığı karşılaştırma sonucunda Buklarda bulunan elementlere benzediği görülmüştür” deniyor.

Bay Vovk, haber sitesi NOS’a Bukların “teröristler tarafından sipariş edildiğini” söyledi ve “Rus politikacılar ve yüksek düzeyli askerlerin, Buk füzelerinin bir uçağı düşürmek için geçen yıl Temmuz ayında Ukrayna’ya getirildiğini bildiklerini” de ekliyor, diye yazdı The Mirror.

“Gerçekçi inkârı” bir saldırı stratejisi olarak kullanmadaki sorun şudur; Hem ABD hem de Rusya’nın Afganistan ve göreceli olarak Ukrayna’da yaptıkları gibi maşanızın kontrolünü kaybetme ihtimalini barındırır. Bu fiyaskodan ders çıkarmış olmalı ki Rusya İŞİD’e karşı savaşması için yalnızca Suriye ordusunu silahlandırmak yerine ABD’nin de sponsoru olduğu “ılımlılara” karşı da direkt olarak harekete geçip ilk saldırılarını İŞİD’e karşı yaptı ve (muhtemelen) akabinde de askeri varlığını genişletmeye karar verdi.

Aksilikler çok, ancak sorun bu değil.

Şu an Rusya’nın savaşının birkaç talihsizliği var.

-ABD ve Avrupa medyası, yaptığı saldırılarda belirgin sayıda sivili vurduğu için Rusya’yı suçlamaktadır. (Oysa birileri Amerikalıların “sivil kaybı” konusundaki şikâyetlenmelerini neden duymak zorunda olsun ki diye düşünmeden de edemiyorum).

Rus savaş uçakları, görünüşe göre kötü hava koşullarından dolayı Türk hava sahasına girdi, ancak bu durum, Rusya’nın, Türkiye’nin de üyesi olduğu NATO’ya karşı geniş bir istihbarat kampanyası dâhilinde Türkiye’nin radar sistemlerini aydınlatmaya çalıştığı şeklinde endişelere neden oldu. 

CIA, Rusya’nın iddia ettiği gibi İŞİD hedeflerini değil, öncelikli olarak Esed rejimine karşı savaşan “ılımlı” isyancıları hedef aldığını ileri sürdü. Meselenin bu noktasında, “iyi terörist” gibi bir safsatadan dolayı her iki tarafa da inandığımı veya hiç birine inanmadığımı da eklemeliyim.

-Ek olarak şunu da ifade etmek gerekiyor; Çeçen lider Kadirov, Başkan Putin’e kendisini Suriye içerisinde direkt olarak İŞİD’e karşı karada savaşmak için yetkilendirmesini “rica ettiğini” de hatırlayalım. Bu, Sünni aşiretlerin, direkt bir İran saldırısından daha fazla İŞİD etrafında kümelenmelerine neden olur.

-Rusya’nın Suriye’deki İŞİD hedeflerine yönelttiği ve Hazar denizinden fırlattığı birkaç füze daha kısa bir mesafede İran’a düştü. Oradaki liderler de muhtemelen Rusya’nın bu işe direkt olarak katılmasının kendilerinden neşet eden iyi bir fikir olup olmadığını tartışıyorlardır. 

Konuyu şöyle özetleyebiliriz;

1-Rusya, İŞİD hakkında alan istihbaratına pek sahip değil ve belki tüm istihbarat ve hedef noktalar için Esed hükümetine bağımlıdır.

2-Görüldüğü gibi, ABD, Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi ve AB güçlerinin Rusya ile işbirliği yapmadığı bir vasatta, Sünni veya Kürt topluluklara yönelik tahripkâr saldırılar Esed’in yüksek çıkarlarının şansını azaltır.

3-Hazar Denizinden fırlatılan füzelerin yanlış yerlere isabet etmesi ve Rus savaş uçağının Türk hava sahasına girmesi gibi olaylar göz önünde tutulduğunda, Rusya’nın aslında bu girişim için yeterince maddi ve manevi hazırlığının olmadığı ihtimali gözden uzak tutulmamalıdır.

Yukarıda dile getirdiklerime dayanarak Rusya’nın Suriye’deki küçük aksi tesadüfünün işleri olduğundan da kötü hale sokabileceğini de görebiliriz. Geriye dönersek, “düşecek bir nesneyi hedef alma, olur ya düşecek nesne sayısını arttırırsın” sözünü anımsayınca, Rusya’nın tamamen bu sonucu elde edeceği görülüyor.

Sonrasında, “şanlı, kararlı, stratejik” bir liderin bu noktada yapabileceği bir şey kalmaz.

Chan Akya
 
24-11-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.