Dergimizin 11. Yılına Girerken Bir Muhasebe

Başyazı
Dergimizi çıkarmaya başlarken ölçümüzün Kur’an, Sünnet ve Selef–i Salihinin çizgisi olacağını söylemiş ve bu ölçünün dışına çıkmayacağımızı ahdetmiştik. Bugün itibarıyla arkamıza baktığımızda ahdimize bağlı kaldığımızı, İslam’ın temel esaslarına bağlı olduğumuzu görüyor ve Rabbimize hamd ediyoruz.
“Kitabı sağ tarafından verilen; ‘Alın, kitabımı okuyun; doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum’ der. Artık o, hoşnut kalacağı bir yaşam içindedir.” (Hakka: 19–21)

Rabbimize sonsuz hamdüsenalar olsun ki, bugün dergimizin yüz yirmi ikinci sayısını çıkarmakla on senemizi geride bırakmış bulunmaktayız. Bu işe, Rabbimizin rızasını dileyerek başlamıştık. Bu alanda ifsat edici ve bozguncu medyaya karşı güçlü bir ses olsun, hakkı haykırsın ve okuyucularını İslam’ın müstakim yoluna yöneltsin diye adımımızı atmıştık. Hamdolsun ilk günkü niyetimiz ne ise aynısını muhafaza etmekte ve bu niyetimizi daha bir güçlendirip pekiştirmiş bulunmaktayız.

Dergimizi çıkarmaya başlarken ölçümüzün Kur’an, Sünnet ve Selef–i Salihinin çizgisi olacağını söylemiş ve bu ölçünün dışına çıkmayacağımızı ahdetmiştik. Bugün itibarıyla arkamıza baktığımızda ahdimize bağlı kaldığımızı, İslam’ın temel esaslarına bağlı olduğumuzu görüyor ve Rabbimize hamd ediyoruz.

Geçen süre zarfında ulaşabildiğimiz her kardeşimize ve her insanımıza şu hakikati ulaştırmaya ve bunu hayatları için şiar edinmeye çalışmalarını tavsiye ettik: “Asra yemin olsun! Gerçekten insan kesin bir ziyan içindedir. Ancak iman edip salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” (Asr: 1–3)

Evet, ulaşabildiğimiz herkese, fitnenin her tarafı kuşattığı bir dünyada öncelikle imanlarını muhafaza edip salih amellerle güçlendirmelerini, münkerattan ve menhiyattan uzak durmalarını ve birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye etmelerini söyledik. Ve bunun da kurtuluş yolu olduğunu hep telkin ettik.

Hiçbir Müslüman’ı dışlamamaya, kendimize göre yanlışları ve hataları olsa dahi hikmetle ve güzel sözle nasihatlerimizi yapmaya, yanlışlarını düzeltmeleri ve doğruya yönelmeleri için elimizden gelen çabayı sarf etmeye çalıştık. Hep birleştirici olmalarını, ümmetin bütünlüğü için çaba sarf etmelerini, İslam düşmanlarının oyunlarına gelmemelerini ve asla birbirlerinin kanlarına girmemelerini tavsiye ettik. Allah (c.c)’ın izniyle bu anlayışımızdan vazgeçmeyecek ve bunun üzerinde ısrar etmeye devam edeceğiz.

Yeryüzünün neresinde olursa olsun zulme uğrayan Müslümanların acılarını ve ıstıraplarını kalbimizin derinliklerinde hissettik. Elimizin ulaşabildiği kardeşlerimizin dertlerine imkânlarımız ölçüsünde ortak olmaya çalıştık. Ulaşamadıklarımıza da dualarımızla destek olmaya çabaladık.

Çok sayıda Müslüman şahsiyet ve hizmet içinde olan oluşumların kapısını çalmaya, hal hatırını sormaya, kardeş olduğumuzu hatırlatmaya, Müslümanların sorunlarını beraber omuzlamaya ve diyaloglarımızı güçlendirmeye çalıştık. Dergilerimizin sayfalarında hep bu konuları işleyip kardeşlerimizi bu hayırlı ve bereketli diyaloglara teşvik etmeye çalıştık. Bu konuda önemli bir mesafe katettiğimize inanıyoruz.

Müminlere karşı şefkat ve merhamet sahibi iken, elbette kâfirlere, münafıklara ve İslam düşmanlarına karşı ise şiddetli olmaya çalıştık. Yazılarımızı takip eden kardeşlerimiz bunu müşahede etmişlerdir.

Kısacası İslam’ın güzelliklerini ve hakikatlerini dergimizin mahdut olan sayfaları içine taşımaya, okuyucularımıza sunmaya ve ulaştırmaya çalıştık.

Dergimiz üzerinden kardeşlerimizin de hayırlı hizmetlere ortak olması için onlardan isteğimiz; ulaşabildikleri her yere dergiyi ulaştırıp okunmasını tavsiye ederek dergilerine sahip çıkmalarıdır. Bunun için her kardeşimizin daha çok çaba sarf etmesini rica ediyoruz.

Bu konuda uygulanılacak birçok yöntem vardır. En başta her kardeşimiz temel ihtiyaçlarından fedakârlık da etse mutlaka evine dergiyi alıp götürecek, ailesiyle, akrabalarıyla, komşularıyla ve dostlarıyla dergideki yazılardan ders yapacaktır. Zira her bir yazı, bir araştırma ve çalışmanın neticesi olarak kaleme alınmıştır. Bundan azami istifade etmek gerekir. Durumu iyi olan kardeşlerimiz aile fertlerinden her biri için birer dergi almaya çalışmalıdır. Çocuklarımız dergilerini okuduktan sonra sevdiği arkadaşlarına hediye etmek suretiyle derginin okuyucularını artırmaya çalışmalıdırlar. İşyeri olan kardeşlerimiz, müşterilerine hediye etmek suretiyle derginin daha çok insana ulaştırmasına katkı sağlamaya çalışmalıdır. Öğretmen kardeşimiz aynı şekilde dergiyi meslektaşlarına hediye etmelidir. Öğrenci kardeşimiz de okuduğu dergisini bir arkadaşına hediye etmelidir.

Medyanın ne kadar önemli olduğunu bilmeyen kardeşimiz yoktur. Medyamıza sahip çıkma ve geliştirme zaruret halini almıştır. Her kardeşimiz bu konuda da üzerine düşeni fazlasıyla yapmalıdır.

ŞEHİTLER, GAZİLER VE YİĞİTLER MÜSLÜMANLARIN İFTİHARIDIR

“Hiç şüphesiz Allah, mü`minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat`ta, İncil`de ve Kur`an`da O`nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah`tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte `büyük kurtuluş ve mutluluk` budur.” (Tevbe: 111)

Kurban bayramını henüz idrak etmişken, mürted PKK ’nin vahşi ve insanlık dışı saldırılarıyla baş başa kaldık. Müslümanların iftiharı ve izzeti olan şehitlerimizin Firdevs cennetlerinde ağırlandıklarını umuyor ve Rabbimizden niyaz ediyoruz. Muhterem ailelerine taziyelerimizi sunuyoruz. Yaralı kardeşlerimiz için de Rabbimizden şifalar diliyoruz. Bütün bu yaşananların İslam davasına ve Müslümanlara hayır getirmesini ve İslam düşmanlarının hezimetine vesile olmasını Rabbimizden diliyoruz.

Biz İslam davasına; Rabbimize malımızı, canımızı, evladüiyalımızı satarak girdik. Yani hem malımız, hem canımız, hem de evlatlarımız Allah’ın bize emanetleridir. İstediği an bütün bunları gerçek sahibine teslim ederiz. Her ne zaman ihtiyaç olursa bunları O’nun yolunda feda etmeye hazırız. Bunun örnekleri tüm İslam tarihi içerisinde bulunabileceği gibi yakın tarihimizde de bunu görmek mümkündür. Bunun son örneği de Kurban Bayramı’nın hemen akabinde kendisini İsmail aleyhisselam gibi Allah’a feda eden Diyarbakır’daki altı kardeşimizdir.

Aziz İslam davasının mensubu her kardeşimiz Rabbine vermiş olduğu ahdini tekrar tazelemeli ve Rabbine sattıklarını ortaya koyup onun yolunda seferber etmelidir. Zaman, aziz İslam davasını her fert ve haneye götürme, tevhit sancağını en yükseklerde dalgalandırmak için çalışma ve Müslümanların izzetini muhafaza etme zamanıdır. Rabbim bizleri davası yolunda muvaffak kılsın! İslam düşmanlarının gücünü ve birliğini dağıtsın!

Allah’a emanet olun.

Başyazı / İnzar Dergisi – Kasım 2014 (122. Sayı)


 
05-11-2014 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.