Davamızda Sabit Kadem Olalım

Başyazı

Biz Müslümanız. Müslümanca düşünmek, Müslümanca konuşmak ve Müslümanca tepkiler vermek zorundayız. Müslümanlar kimlerle ve hangi ortamlarda olurlarsa olsunlar başkalarının tesirinde kalarak onların dilini kullanmak zorunda değildirler.
Davamızda Sabit Kadem Olalım

Bismillah

“Allah’ın boyası (ile boyandık) . Boyası Allah’tan daha güzel olan kimdir? Biz O’na kulluk edenleriz.” (Bakara: 138)

Biz Müslümanız. Müslümanca düşünmek, Müslümanca konuşmak ve Müslümanca tepkiler vermek zorundayız. Müslümanlar kimlerle ve hangi ortamlarda olurlarsa olsunlar başkalarının tesirinde kalarak onların dilini kullanmak zorunda değildirler. Onların istedikleri tavrı takınmak zorunda değildirler. Onların etkisinde kalarak ve oluşturdukları mahalle baskısı altında eziklik hissederek başkalarının oluşturdukları gündemin akışına kapılmak zorunda değildirler.

Gelişen olaylar, dışımızdakilerin oluşturmuş oldukları atmosfer ve algı oluşturma operasyonları, bizi kendimizden, kendi inancımızdan, İslam dairesindeki yaşantı şeklimizden ve düşünmekten uzaklaştıramamalı, Allah’a isyan anlamına gelecek bir söylem ve tepkiye sürükleyememelidir. Birileri bizler için; “Zamanı anlamıyorlar, reel bakmıyorlar, klasik düşünüyorlar…” şeklinde ithamlarda bulunabilirler. Biz hak üzere olduğumuz müddetçe bu tür ithamların hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

Bizim öncelikli olarak yapmamız gereken; İslami sorumluluklarımız nelerdir, içinde bulunduğumuz toplumda hangi konulara nasıl yaklaşım gösterirsek bu İslami olur ve bu şekilde İslami sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz, İslami sorumluluk gereği bu topluma hangi şeyleri öncelikli olarak vermeye çalışmalıyız ve konuları üzerinde yoğunlaşmaktır.

Birilerine gittiğimizde veya birileri bize geldiğinde; muhataplarımızın hoşuna gitmese ve kabul etmezlerse bile elden geldiğince hikmetli hareket etmekle birlikte, İslam inancını net olarak ortaya koymalı, İslami şahsiyetimizi korumalı, İslam’a göre yanlış olan şeye yanlış diyebilmeliyiz. Kimsenin hatırı, baskısı ya da kazanılması ümidi ile doğru bilinen değerlerden taviz verilmemelidir.

Müslümanlar olarak İslami sorumluluk noktasında bizi kurtaracak, İslam ve Müslümanlara faydalı olacak konular ve meseleler üzerine yoğunlaşmalıyız. Bunları gündem edip bunlar üzerinden hesaplarımızı yapmalı ve bu yönde tavrımızı belirlemeliyiz. İslami yapılar, İslami camialar, Müslümanlar, özellikle Müslüman davetçilerin davası İslam davasıdır, hiç kimsenin tesirinde kalmamalıdırlar. Birileri teveccüh etsin diye, başkaları bizi itham etmesin diye veya bizi şirin gösterir diye bazı konuları İslami mücadelenin önüne almaz ve öncelikli konu haline getiremezler /getiremeyiz.

Bizim öncelikli ve aynı zamanda sorumlu olduğumuz hususlar; Müslümanların din ve dünyaları için çalışmaktır. İmanın ve İslam’ın anlaşılmasını sağlamak, hem birey hem aile hem de toplum hayatında islam hakim olmasına çalışmaktır. Bunun önündeki engelleri kaldırmak, İslam’a ve Müslümanlara yönelik saldırılara karşı durmak ve da bunun bir gereğini yapmaktır. Bu konudaki örneğimiz ve önderimiz Resulullah’tır (sav). Bunun dışında hiçbir konu İslam davasında öncelikli ve asli konu değildir. Bu hassasiyeti yitirenler, imanı ve İslam’ı geri plana iterek zamanla tamamen batıl bir zihniyete büründüklerini görüyor.

Müslümanların bu noktaya dikkat etmeleri gerekir. Bir şeyi amaç haline getirmek ile ona sahip çıkıp yapılan zulüm ve haksızlıklara karşı çıkmak ayrı şeylerdir. Biz, Müslümanız insanlarımıza yapılan zulüm ve haksızlıklara karşı çıkarız, İslami ve insani temel hakları savunur ve bunların kazanılması hususunda gayret gösteririz. Halkımızın ve toplumumuzun içinde İslam’ın yayılması ve hakim olmasına ise özel bir çaba sarf ederiz. Bu konudaki engelleri elimizden geldiği kadar bertaraf etmeye çalışırız. Bunu İslami sorumluluklarımızdan bir sorumluluk olarak kabul ederiz.

Yapacağımız ziyaretlerde ve görüşmelerde şu hususlara dikkat edelim:

–Bağlı bulunduğumuz yapının, camianın inancından, fikrinden, düşüncelerinden, bakış açısından ve faaliyetlerinden dolayı aşağılık kompleksine ve suçluluk psikolojisine girmemeli, aksine dik duruş sergilemeliyiz.

–Başkalarından kabul görmek, hoş karşılanmak, şirin görünmek veya eleştirilerine maruz kalmamak gibi bir sebeplerle değerlerimizden kesinlikle taviz vermemeliyiz.

–Birileri ile konuştuğumuzda ve onlarla oturduğumuzda onların hassasiyetlerini dikkate alarak konuşmalıyız ki onlar da bizim hassasiyetlerimizi dikkate alsınlar.

–Oturumlarda ve ziyaretleşmelerde kesinlikle tartışmaya girmemeli ve buna fırsat vermemeliyiz.

–Başkaları ile yapılan görüşme ve konuşmalarda, hikmet ve ikna üslubunu esas almalıyız.


–Muhataplarımıza karşı yapıcı davranmak ve bunu hissettirmekle birlikte, bizim için mahrem olan şeyleri onlarla paylaşmamalı, arada bulunması gereken makul mesafeyi koruyarak hareket etmeliyiz.

–Birileri gibi istediği yerde, istediği zaman istediği şekilde konuşamayacağımızı, yaptığımız veya yapacağımız konuşmaların yansımalarının hesabını yapmalıyız.

–Konuşma ve izahatlarımızla kendimizi olduğu gibi tanıtalım.

Rabbim bizi hak yoldan ayırmasın, hak yol üzerinde kararlılıkla yürütsün.

Rahmet ve Peygamber Ayı Nisan…

Uzun süreden beridir kardeşlerin harıl harıl çalışıp hazırlandığı Kutlu Doğum Etkinliklerinin yapıldığı Nisan Ayına girmiş bulunmaktayız. Peygamber Efendimizin Miladi takvime göre doğum zamanı olan Nisan ayı memleketimizde artık bir Peygamber Ayına dönüşmüş durumdadır. İnanıyoruz ki tüm kardeşler bu aydaki mevlit etkinliklerini en iyi bir şekilde değerlendirme gayreti içerisindedir.

Kutlu Doğum vesilesiyle akraba, eş, dost, komşu… tüm insanlarımızla diyaloğa geçip hem mevlit etkinliklerine katılmalarını sağlamalı hem de Peygamber Efendimizi daha iyi tanımalarını sağlayacak faaliyetler içine girmek gerekir. Peygamber aleyhisselamı bir insan, bir peygamber, bir yönetici, bir hakim, bir komutan, bir baba, bir eş, bir komşu… olarak tüm yönlerini ele alıp bunu insanlarımıza anlatmamız gerekmektedir. Peygamberini iyi tanıyan bir Müslüman dinini de iyi kavramış demektir. Peygamber efendimizi tüm yönleriyle tanıtırken, O’nun ümmeti olarak bize düşen sorumluluklar da işlenmelidir. Yani Hz. Peygamberi tanırken salt bir özgeçmiş, biyografi açısından okuyup geçiştirirsek kimse bundan pek bir fayda elde edemez. Peygamber Efendimizin hayatını öğrenmemizin ana sebebinin onu tanıyıp söz ve uygulamalarını örnek alarak onun izinden yürümek olduğu şuurunu tüm halkımıza kavratmamız gerekmektedir.

Bu vesileyle Şimdine Kutlu Doğum Etkinliklerinde emeği geçen tüm kardeşlerimizi tebrik ediyor, cehd ve gayretlerinin Rabbimiz tarafından ziyadesiyle mükâfatlandırılmasını niyaz ediyoruz.

Allah’a emanet olun.

Başyazı / İnzar Dergisi - Nisan 2015 (127. Sayı)
 


 
07-04-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.