Chapel Hill Katliamı Müslümanların Amerika’daki yeri hakkında ne öğretti?

İnzar / Çeviri Makaleler
10 Şubat’ta, ABD’nin Kuzey Carolina şehrinde, komşuları olan silahlı bir saldırgan tarafından öldürülen 23 yaşındaki Diş Hekimliği öğrencisi Deah Barakat, 21 yaşındaki eşi Yusor Muhammed Ebu Salha ve 19 yaşındaki kız kardeşi Razan Muhammed’in katledilmesi, dünya çapında büyük tepki çekmişti. Aşağıdaki yazılardan birincisi Deah’nın üniversite hocası tarafından, diğeri ise gazeteci John H. Tucker tarafından yazıldı. Suriye kökenli Deah (Ziya-Işık) ABD doğumlu, Yusor (Kolaylık) ve Rezan (Yol Bilen) da Filistin asıllı Amerikalılardı.
10 Şubat’ta, ABD’nin Kuzey Carolina şehrinde, komşuları olan silahlı bir saldırgan tarafından öldürülen 23 yaşındaki Diş Hekimliği öğrencisi Deah Barakat, 21 yaşındaki eşi Yusor Muhammed Ebu Salha ve 19 yaşındaki kız kardeşi Razan Muhammed’in katledilmesi, dünya çapında büyük tepki çekmişti. Aşağıdaki yazılardan birincisi Deah’nın üniversite hocası tarafından, diğeri ise gazeteci John H. Tucker tarafından yazıldı. Suriye kökenli Deah (Ziya-Işık) ABD doğumlu, Yusor (Kolaylık) ve Rezan (Yol Bilen) da Filistin asıllı Amerikalılardı.

Chapel Hill Katliamı Müslümanların Amerika’daki yeri hakkında ne öğretti?

Anna Bigelow

Deah Berekat, birkaç yıl önce, Kuzey Carolina Devlet Üniversitesinde “İslam ve Modern Dünya” dersime giriyordu. İslam tarihi, çağdaş maneviyat ve siyasi hareketlere çok meraklıydı ve sınıf içi tartışmalarda müthişti. Son 11 yıldır burada birçok öğrenciye ders verdim ama Deah, gayretliliği, nezaketi, sakin tutumları ve belirgin karizmasıyla içlerinde en dikkat çekici olandı.

Deah Berekat, Yusor Ebu-Salha ve Rezan Ebu-Salha çok iyi insanlardı. İslam’ın “ihsan” kavramının somutlaşmış haliydiler-ve kendisi de güzel olan bu tutumla, dünyayı da güzelleştiriyorlardı. Yoksul ve evsizlere yardım etmede gönüllüydüler. Türkiye’deki mülteci kamplarına giderek orada bulunan Suriyelilere yardım etmeyi planlıyorlardı. Yaratıcı bir zekâya, kibar ve cömert bir yapıya sahiplerdi. Chapel Hill’de bulunan evlerinde silahlı bir saldırgan tarafından öldürülmeleri sonrası bir bütün olarak hepimizin ne kaybettiğini ifade edecek sözcük yok.

Çokları ölümlerinin araba park etmeden kaynaklı olduğunu ileri sürdü. Bu aşamada saldırganı harekete geçiren güdülerin ne olduğundan çok emin olmasak da meselenin park meselesi olmadığını biliyoruz. Açık olan şu ki, su yüzüne çıkan tartışma çağdaş Amerika’da Müslümanların yeri konusudur. Deah, Yusor ve Rezan’ın ölümlerinin anlamını tahlil ettiğimizde, ABD’deki toplumsal katmanlarda kökleşen İslam, Müslüman Amerikalılar, tahammülsüzlük ve şiddet kültürü hakkında toplumda var olan tartışmaların üstünü örten örtüyü de çekip almış oluyoruz.

Saldırganın bu üç Müslümanı salt Müslüman oldukları için öldürmeye niyetlendiği, bir noktadan sonra önemsiz. Halkın bu olayla ilgili konuşmaları durumu anlamak için yeterince açık mesajlar içeriyor.

Öncelikle Amerikalıların çoğu İslam hakkında endişeliler ama aynı zamanda çoğu Amerikalı da din hakkında çok az şey veya hiçbir şey bilmediğini de itiraf ediyor. Bilginin olmadığı yerde de anlayış ve tecrübenin yerini krizler alıyor. Paris saldırıları, kendilerini İslami Devlet olarak adlandıran grup, Duke Üniversitesinde Cuma ezanıyla ilgili kararın iptal edilmesi: Bu gibi olaylar, gayri Müslimlerin İslam ilgili olarak son zamanlarda duyduğu trajedi, kan dökme ve kimlik ile ilgili son örneklerdir. Bu trajediye saydığımız olaylardan herhangi biri neden olmuş olabilir. Deah, Yusor ve Rezan’ın örnek hayatlarını bilen kişiler olarak onları kısa süreliğine de olsa tanıyacak birinin hayranlık ve umutla dolacağını biliyoruz.

İkinci olarak Amerikalılar, Müslümanları kamuoyunda daima suçlayıcı çağrılar ve aşırı şiddetle duyuyorlar, oysa yönetici veya sıradan insanlardan olsun, sayısız Müslüman her gün şiddete karşı ve kendi değerlerinden ortaya çıkan insan hayatının kutsallığına işaret eden konuşmalar yapıyorlar.

İslam adına başvurulan şiddetten dolayı Müslümanlara şiddete karşı açıklama yapmaları çağrısı yapmak iki nedenden dolayı saçmadır. Farklı dinlere bağlı kişiler, kendi dinlerinden olanlar şiddete başvurduğundan dolayı özür dilemek zorunda değiller. Örneğin Myanmar’daki Müslümanlara yönelik saldırılardan dolayı Budistler sorumlu değil. Bazı nedenlerle, bir Müslümanın dini olmayan sebeplerle kötü şeyler yapabileceğini veya inancından dolayı iyi şeyler yapabileceğini hayal etmek zor. Yine bunun saçma oluşunun sebeplerinden bir tanesi de şu ki modern İnternet çağında sadece birkaç tuşa dokunmakla Müslümanların kamuya açık ortamlarda aşırıcılığa, şiddete, tahammülsüzlüğe veya haksızlığa karşı yaptıkları açıklamalardan haberdar olmak çok kolay. Deah’ın son tweetlerinden biri tam olarak şöyleydi: “İnsanlardan ‘Yahudileri öldürün’ veya ‘Filistinlileri öldürün’ gibi sözler duymak korkunç derecede üzücü. Sanki bu, sorunları çözecekmiş gibi.”

Üçüncüsü, ABD’de azınlık olarak yaşamak için oldukça zorlu bir çağda olduğumuzu görüyoruz. #müslümanhayatlarsorunoluşturuyor# veya #siyahhayatlarsorunoluşturuyor# gibi hashtaglerin yayıldığı dönemde siyahlar polisler tarafından öldürüldü. Azınlıklar, güvenlik veya koruma gibi hususlarda beyaz komşuları ile aynı umuda sahip değiller. Yusor, arkadaşlarına ve ailesine belinde tabancası ile gelip eni sonunda kendisini öldürecek olan komşusunun düşmanlığından ve tehditlerinden söz etmişti. Neden polise haber verilmedi? Asla bilemeyeceğiz. Belki de Müslüman oldukları için polisin kendileriyle yeterince ilgilenmeyeceğini düşündüler, belki polise güvenemediler, belki de hayatlarına mal olacak komşularını daha fazla kızdırmak istemediler.

Sonuçta Amerikalı Müslümanlar, 11 Eylül 2011’den çok önceleri uygulanan Vatandaşlık Yasasıyla her türden kanuni yaptırımla yasadışı biçimde gözaltına alındılar, sınır dışı edildiler ve izlendiler…

Bu üç güzel insan Amerika’nın tam da ihtiyaç duyduğu vatandaşlardı. Başardıkları şey, göklere çıkan hayatları, sevgileri, ,imanları, adanmışlıkları ve saygınlıklarında gizlidir.

Milyon wattlık gülümseyiş; Deah Berekat, son hafta sonunu nasıl geçirmişti?

John H. Tucker

North Carolina Üniversitesi Diş Hekimliği öğrencisi Deah Berekat, öldürülmeden önceki hafta, önündeki 4 yaşındaki çocuğun kendisinden ürkmemesi umuduyla yüzüne tıbbi bir maske takmıştı.

Kırmızı bir örümcek adam tişörtü giyinmiş olan 4 yaşındaki çocuk, maskenin ardından gülümseyen Deah’ya meraklı gözlerle bakınmıştı.

Elinde taşıdığı Susam Sokağı çıkartmalarını çocuğa uzatarak içlerinden birini almasını söylemişti. Sonra 23 yaşındaki Deah, daha sonra çocuğa, bir ucunda yuvarlak süngerimsi bir madde bulunan kürdan uzunluğunda çubukları uzattı.

“Bunlar lolipop-biri bana, biri sana.” Dedi. “Şimdi, bu lolipopla dişlerini sayacağım, senden istediğim ağzındaki lolipopu tutman.” Dedi.

Çocuk muhtemelen aile üyelerinden veya tanıdıklardan biriydi. Deah, Mart ayında alanıyla ilgili olarak yapacağı hazırlık için prova hastası olarak bu çocukla ilgileniyordu. Yapacağı çalışmada çocuklardan tükürük örnekleri alarak diş boşluklarının doğumdan itibaren taşınan genetik bir rahatsızlık olup olmadığını araştıracaktı. Çocuk ile yaptığı bu çalışma, silahlı bir saldırgan tarafından 10 Şubat’ta yeni evlendiği eşi 21 yaşındaki Yusor Muhammed Ebu Salha ve onun kız kardeşi olan 19 yaşındaki Rezan’ın öldürülüşünden önce alınan birkaç kareden biriydi.

Trajediyle ilgili olarak ortada duran bazı sorular var. Park etme meselesi veya katilin yasadışı örgütlerle ilgili olduğu iddiaları. Akıl hastalığı ve silah bulundurma gibi. Din ve nefret. Ancak üç kişinin katledilmesiyle ilgili olarak odaklanmamız gereken noktalar belli. İyilik, sıkı çalışma ve gülümseyişin gücü gibi.

Deah, diş bakımı yaptıramayacak durumda olan yoksul çocuklar için yürütülen üniversite programına katılmıştı. Geçen yıl evsizlere bedava görüntüleme, tedarik ve yiyecek sağlama konusunda çalışmıştı. Yusor ile birlikte mesleğini yapmak istiyordu. Gençlerdi ve birbirlerini seviyorlardı.

Örümcek adam tişörtü giyinmiş çocuk ağzını açtı. Dikkatli ve nazik idi, Deah, çocuğun diş etlerini ve dilini pamukla sildi ve sanki dişlerini sayıyormuş gibi yaptı. “Bir… İki… Üç.” Çocuğun ağzından saliva örneği alırken periyodik olarak ağzında biriken suyu pamukla alıyor ve damlaları elindeki küçük kaba bırakıyordu.

Projeyi, Deah’nın danışmanı olan ve hâlihazırda North Carolina’da yüzlerce çocuktan örnek alan Kimon Divaris yönetiyordu. Divaris’in çalışma grubu, kendi türünden bir ilkti ve okul öncesi çocuklarda diş boşluklarının biyolojik nedenlerini tespit etmeye yönelik bir projeydi.

Deah, Divaris’e yardım etmek istediğini söylemişti. İki adam, aynı özelliklere sahip bir ruh taşıyorlardı. Toplum hizmetinde, kamu sağlığında ve pediatride benzer şeylere ilgi duyuyorlardı. Her ikisi de basketbolu seviyorlardı. Deah araştırma takımına katıldıktan sonra sık sık Divaris’in ofisinde Milwaukee Bucks basketbol takımı hakkında konuşurlardı.

Her ikisinin de sırtından sorunları vardı. Divaris kendi sorunundan söz edince, Deah, ona bir masöre gitmesini tavsiye etti. Bir gün öğleden sonra Divaris ofisine gittiğinde Deah’nın getirdiği bir hediyeyi gördü: plastik bir sırt kaşıyıcısı. Şöyle bir not ta iliştirilmişti: “En iyi danışmana.”

Deah, son zamanlarda vardiyasını değiştirmişti. Filistin’e dişçilik hizmeti için gitmişti ve Suriye savaşından kaçıp mülteci olarak Türkiye’ye gelen insanlara ve çocuklara yardım için Türkiye’ye gitmek üzere para biriktiriyordu. YouTube’da yayımlanan bir hayır amaçlı yardım videosunda kameranın önünde belirmiş ve doğru bir sağlık bakımıyla Suriyeli çocukların daha iyi duruma geleceklerini açıklamış ve “Haydi acılarını dindirelim” demişti.

Geçen yıl, bir akademik dergide Divaris’in saliva örneklerinden yola çıkarak ilk makalesini yayınlamıştı. 200’den fazla örnek üzerinde çalışmıştı.

Deah, bu ayın başlarında Divaris’i ziyaret etti. Veri analizi tek başına oldukça iyi gidiyordu ama Divaris’in de çalışmaya katılmasını istiyordu. Alan çalışması iyi gidiyordu ancak Divaris’in de okullarda, kiliselerde ve Head Start programlarında bulunan çocuklardan saliva örnekleri alma işinde yardım etmesini istiyordu. Fikre sıcak bakan Divaris bu işte ona yardımcı olmaya başladı. O gün heyecan içinde ofisten ayrıldı.

İlerleyen günlerde Deah ve Divaris bir dizi e-posta alışverişinde bulundular. Divaris, Salı günü attığı bir e-postada “Haydi daha fazla mailleşelim” dedi. Saat 2.20’de cevap yazan Deah, “Anlaşıldı” diye cevap yazdı. E-postaya eklediği imzasıyla birlikte bir de bulaşıcı gülümseyişini içeren bir fotoğraf paylaştı.

Üç saat sonra öldü.

North Carolina Devlet Üniversitesi futbol sahasında bulunan Deah, Yusor ve Rezan’ın tabutlarını karşılamaya 5.000’den fazla ağıtçı gitti. Wendell’deki Müslüman mezarlığına defnedildiler.

Ölümlerinden sonra yüzlerce dolar bağış toplanarak Türkiye, Ürdün ve Raleigh’de yeni diş hastaneleri kurulması için önayak olundu. Deah adına, Reyhanlı, Türkiye’de Suriyeli mülteci çocuklar için yapılan bir klinik geçen Salı günü açıldı.

Divaris, bu hafta ofisinde merhum öğrencisini andı. ”Bizim yapmamızı istediği şey her ne ise onu gerçekleştirmeye çalışıyoruz: toplumla bir bütün olmak, pozitif bir fark yaratmak ve bunu bir an önce yapmak” dedi profesör. “Deah’dan arta kalan miras önümüzdeki yıllar boyunca öğrencilere ilham olacak” diyen hoca, boğazına düğümlenen hıçkırıklardan dolayı bir an durdu. Yakınlarında bulunan bir rafta Deah’nın kendisine hediye ettiği plastik sırt kaşıyıcı asılı duruyordu.

Deah, birçok farklı nedenle çokça hatırlanacak: Kucaklayışı. Coşkusu. Hamaratlığı. Olgunluğu. İhtiyacı tespit etme ve pratik bir çözüm bulma yeteneği.

Ama tüm bunlar içinde bir husus çokça dikkat çekecek. “Deah’nın gülümseyişi, insanların onunla ilgili hatırladıkları en önemli şey olacak” dedi Divaris. Ve her ne kadar kısa bir hayatı olsa da, onun kariyeri, başkalarının hayatını aydınlatmaya yönelik bir adanmışlık örneğiydi.

Süleyman Kaylı tarafından İnzar Dergisi için tercüme edildi.

İnzar Dergisi - Nisan 2015 (127. Sayı)


 
27-04-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.