Bu Bayram Bizimdir!

Abdulkuddus Yalçın
Arapçada bayram, «عِيدٌ» (iyd) kelimesiyle ifâde edilir. Aslı, dönmek mânasına gelen «عَوْدَة» (avdet) kelimesinden gelir. Çünkü bayram her sene tekrar ederek gelir. Ve «يَوْمُ الْعِيدِ» kendisinde sevincin tekrar olduğu gün demektir. Ebü-l Beka Külliyyat`ta Bayram «عيد» ın sevinç olduğunu söylemiştir.
Bera radıyallahu anh`den rivayetle dedi ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem`i hutbe verirken işittim, şöyle buyurdu: “Bu günümüzde ilk başlayıp yapacağımız iş namaz kılmamız, sonra dönüp kurban kesmemizdir. Bunu yapan kişi sünnetimize isabet etmiştir." (Buhari)

 "Bu günümüz" den kasıt Kurban Bayramı günüdür. Hadis-i şerif Kurban Bayramı gününde yapılacak işlerin en önemlisinin başta bayram namazını cemaatle kılmak sonra da kurban kesmek olduğunu ifade etmektedir.

  Arapçada bayram, «عِيدٌ» (iyd) kelimesiyle ifâde edilir. Aslı, dönmek mânasına gelen «عَوْدَة» (avdet) kelimesinden gelir. Çünkü bayram her sene tekrar ederek gelir. Ve «يَوْمُ الْعِيدِ» kendisinde sevincin tekrar olduğu gün demektir. Ebü-l Beka Külliyyat`ta Bayram «عيد» ın sevinç olduğunu söylemiştir.

Hz. Aişe`den (radiyallahu anha) rivayet edilmiştir. Dedi ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem odama girdi yanımda iki kız çocuğu vardı Buas günü ile ilgili şiirler söylüyorlardı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yatağına uzandı ve yüzünü öbür tarafa çevirdi. Sonra Ebubekir içeri girdi ve: "Resulullah`ın yanında şeytanın çalgısı ha?" diyerek beni azarlayıp engelledi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona dönerek: "onları kendi hallerine bırak" diye buyurdu. Başka bir rivayette buna ek olarak: "…bayram günleridir" diğer bir rivayette ise: "Ey Ebubekir her kavmin bir bayramı vardır. Bu da bizim bayramımızdır" buyurmuştur. (Buhari ve Feth-ül Bari)

Hz. Ebubekir radiyallahu anh Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem`in yanında cahiliyeye ait şiirlerin söylenmesini uygun görmeyerek buna engel olmaya çalışınca Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem durumu ona izah ederek bu konudaki şer`i hükmü beyan etti ve hikmetini de söyledi. Yani islam dışı açık bir ifade içermeyen şiirlerin bayram ve düğün gibi sevinç günlerinde okunmasında bir beis yoktur. Nesai ve İbnu Hibban`da Hz. Enes`ten sahih bir senetle rivayet edilmiştir ki: "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine`ye geldiğinde onlar için iki gün vardı ki onlarda oynayıp seviniyorlardı. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Allah Teâlâ bu iki güne bedel size daha hayırlı iki gün verdi; Ramazan ve kurban Bayramı günleri." (Feth-ül Bari)

Kadın-erkek, büyük-küçük herkesin bayram namazına iştirak etmesi sünnettir.

Ümmü Atiyye (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize, bayram namazlarına genç kızları, çadırda kalan genç bâkireleri ve hayızlı kadınları da çıkarmamızı emretti. Hayızlıların da katılmaları Müslümanların cemaatlerini görmeleri, dualarında hazır bulunmaları içindi. Bunlar namazgâhların dışında kalacaklardı." (Beş imam)

Bu Hadis-i şerif ve benzerleri, bayram namazlarına mümkün mertebe herkesin katılmasının teşvik edildiğini göstermektedir. "Muhaddar" denen ve çadırda kalan genç kızların ve hatta namaz kılmayan hayızlı kadınların, küçük çocukların dahi katılmalarının taleb edilmesi rivayetlerde gelmiştir.

Hattâbî der ki: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bütün kadınların bayram günü musallâya (bayram namazının kılındığı yer) gelmelerini emretmiştir, tâ ki özrü olmayanlar namaz kılsın, özrü olanlar da yapılan duaların bereketinden istifade etsin. Hadiste, herkesin namazlara, zikir meclislerine katılması, sâlihlerin yakınlığını elde etmesine teşvik vardır, tâ ki onların bereketine nâil olsunlar."

Ümmü Atiyye`nin Ebû Dâvud`da gelen bir diğer rivâyetinde bu teşvikin neticesini görmekteyiz: "Hayızlı kadınlar insanların gerisinde durup herkesle birlikte tekbir getiriyorlardı."

Hadis’e rağmen Selef büyükleri kadınların bayrama çıkmaları hususunda ihtilaf etmiştir. Bir grup, bunu kadınların bir hakkı görür. Hz. Ebû Bekr, Hz. Ali, İbnu Ömer vs. bu görüştedir. Bazıları da buna karşıdır. Urve, Kâsım, Yahya El-Ensârî, İmam Mâlik, Ebû Yusuf bu görüştedir. Ebû Hanîfe bir defasında "caiz" derken, bir başka defasında "caiz değil" demiştir. (Kütüb-i Sitte)

Selef büyüklerinin ihtilafı herhalde fitneye sebebiyet vermemek için olacaktır. Çünkü günümüzde özellikle tesettürlü sayılan birçok genç bayanın giydiği kıyafet çoğu zaman açık bayanlardan daha ziyade erkeklerin dikkatini celp etmektedir.

Bayram namazı için ezan ve kaamet sünnet değildir. Ancak namaza kalkarken: "Toplu olarak namaza kalkın!" manasında «اَلصَّلَاةَ جَامِعَة» denir. Ayrıca bayramda Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem özel olarak kadınlara nasihat etmiştir:

Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte bayrama katıldım. Efendimiz hutbeden önce, ezansız ve ikâmetsiz namaz kıldırdı. Sonra Bilâl (radıyallâhu anh)`e dayanarak kalktı. Allah`tan korkmayı emretti ve O`na itâate teşvik etti. İnsanlara vaaz edip (ölümü, âhireti, cenneti, cehennemi) hatırlattı. Sonra kadınlar bölümüne geçti. Onlara da aynı şekilde vaaz etti, hatırlatmalarda bulundu. Ve:

"Allah için tasadduk edin, zira sizin ekseriyetiniz cehennem odunusunuz!" Buharinin bir rivayetinde ise: "Ey kadınlar cemaati! Sadaka verin, zira bana, sizler cehennem ehlinin ekseriyeti olarak gösterildiniz!" buyurdular.

Yanakları kararmış itibarlı kadınlardan biri kalkarak:

"Niçin ey Allah`ın Resulü? dedi (niye cehennem odunlarıyız?)" Resulullah açıkladı:

"Zira siz kadınlar çok şikâyette bulunuyor, kocalarınıza nankörlük ediyorsunuz."

"Bunun üzerine kadınlar takılarından tasadduk etmeye başladılar. Hz. Bilâl`in eteğine atıyorlardı." (Tirmizi hariç beş imam)

Bu hadise birçok sahâbe tarafından farklı ziyadelerle rivâyet edilmiştir.

Bayram Namazının kılınışı

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) dan rivayet edilmiştir. Dedi ki: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bayram günü çıkıp iki rekat namaz kıldırdı. Ne bunlardan önce ne de bunlardan sonra başka namaz kıldırmadı." (Beş İmam)

Bu rivâyet, musallada iki rekatlik bayram namazından başka nafile namazı kılınmadığını ifade etmektedir. Ebû Saîd el-Hudrî`den gelen bir rivâyet, Resûlullah`ın sallallahu aleyhi ve sellem, evine dönünce iki rekat daha kıldığını ifade eder.

Kesîr bin Abdullah babasından sonra dedesinden rivayet ediyor: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bayramlarda birinci rek`atte kırâatten önce yedi kere tekbir getiriyordu. İkinci rek`atte de kırâatten önce beş kere tekbir getiriyordu." (Tirmizi)

Senedde geçen Kesîr İbnu Abdillah`ın babası, Abdullah İbnu Amr İbni Avf`tır. Dedesi de Amr İbnu Avf el-Müzenî (radıyallâhu anh)`dir. Bedir Savaşı`na katılmış büyük sahabelerden biridir.

Câbir bin Semure (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte, birçok defa bayram namazını ezansız ve ikâmetsiz kıldım." (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

Beğavî, Şerhu`s-Sünne`de, hadisin sahih olduğunu belirttikten sonra: "Sahâbe ve sahâbe olmayan ilim ehlinin tamamı bununla amel etmiştir. Bayram namazlarında ne ezan ne de ikâmet her ikisi de okunmaz. Diğer nafilelerde de okunmaz" der.

Nâfi (rahimehullah) anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) dedi ki: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Ömer ve Hz. Ebû Bekr (radıyallahu anhümâ), bayram namazlarını hutbeden önce kılarlardı." (Ebu Davud hariç Beş imam)

Bayram hutbeleri, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında namazdan sonra okunmuştur. Hâlbuki cuma hutbeleri namazdan öncedir.

Bayram Günü Oruç Tutmak Caiz Değildir

Ebû Ubeyd Saîd bin Ubeyd`in anlattığına göre, Hz. Ömer (radıyallahu anh) ile bir bayramda beraber olmuştur. Hz. Ömer önce namaz kıldırmış, sonra hutbe okuyup halka şöyle hitab etmiştir:

"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sizleri bu iki bayram gününde oruç tutmaktan men etti. Bu iki bayramdan biri oruç tuttuğunuz aydaki ramazan bayramınızdır. Diğeri de kurbanlarınızdan yediğiniz günün bayramıdır!" (Şeyhan)

Bu hadis, iki bayram günlerinde oruç tutmayı tahrim etmektedir. Haram edilen oruç nafile, nezir, kefâret, kaza her çeşit oruçtur. Bu hususta ülemâ icma etmiştir.

Ramazan Bayramında Namazdan Önce Bir Şey Yemek Sünnettir

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ramazan bayramında, sayıca tek olan birkaç hurma yemedikçe namaza gitmezdi." (Buhari, Tirmizi)

Büreyde (radıyallâhu anh) ise şöyle anlatıyor: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ramazan bayramı namazına bir şeyler yemeden çıkmazdı. Kurban bayramında ise, namazdan dönünceye kadar bir şey yemezdi." (Tirmizi)

Resûlullah`ın Ramazan bayramı namazına giderken birşeyler yemesinin hikmetini, bazı şârihler: "Kimse namaz kılıncaya kadar oruca devam ediliyor zannetmesin diyedir, sanki bu yanlışlığın yolunu kapamak istemiştir" şeklinde açıklamışlardır. Keza: "Oruç tutma vücûbundan sonra orucu açma vücûbu gelince, bunda da Allah`ın emrine uymada acele ve sür`at gerektiği içindir" diyen de olmuştur. Başka te`viller de yapılmıştır.

İbnu Kudâme, namazdan önce birşeyler yemenin müstehab olması hususunda bir ihtilâf bilmediğini belirtir.

Hurmanın tercihi, oruç sebebiyle zayıflayan görme duyusunun tatlı ile kuvvetlenmesi diye izah edilmiştir. Tâbiîn`den bazısı tatlı şeylerin (hazımca) kolaylığı, kalbe kazandırdığı rikkat ve incelk, imâna muvafık olması gibi çeşitli faziletleri sebebiyle; bayram günü mezkûr iftarı, hurma yoksa bal gibi tatlı bir şeyle yapmanın müstehab olduğuna hükmetmiştir. Tatlının, idrarı tuttuğu da söylenen faziletleri arasındadır.

Esas olan, sade su ile de olsa iftar yapmaktır. Kurban bayramında ise, namaza kadar bir şeyler yenmemesi esastır.

Hurmanın tek kılınması Allah`ın birliğine işaret içindir. Resûlullah "tek" ile teberrük için mümkün olan her şeyi tek yapardı: "Allah tek`tir teki sever" buyurmuştur. (Kütüb-i sitte)

Bayram Namazına Bir Yoldan Gidip Başka yoldan dönmek sünnettir

İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bayram namazına giderken bir yoldan gider, dönerken başka bir yoldan dönerdi." (Ebu Davud)

Hadis, bayram namazına gidiş ve gelişi başka başka yollardan yapmanın müstehab olduğunu ifade etmektedir. Bu, hem imam ve hem de me`mûm için böyledir. Ulemâ çoğunluk itibariyle böyle hükmetmekte müttefiktir. Ancak Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)`ın gidiş ve gelişi ayrı ayrı yollardan yapmasının hikmeti hususunda ihtilaf etmiştir.

Yukarıda zikredilen hadis-i şeriflerden kısaca anlaşılıyor ki; bayram günü sevinç günüdür, Allah`a ibadet günüdür ve Allah`ın nimetine şükür günüdür.

Bu nedenle mümkün mertebe ve elimizden geldiği kadar birbirimizi sevindirelim; dargınları barıştıralım; kimsesizleri, yaşlıları, biçareleri, akrabaları ziyaret edip sevindirelim, gönüllerini alalım. Allah`a, verdiği bu nimete karşılık bütün günah ve ma`siyetlerden el çekmekle ve samimi bir şekilde ibadetine yönelmekle şükredelim.

Allah Teâlâ bütün hayır a`malımızı rızasına muvafık kılıp kabul etsin,

Mazlum İslam ümmetini birleştirecek, bir güç ve tek vücut haline gelmesine vesile olacak bir iman ve imam nasip etsin,

Böylece gerçek bayramlara kavuştursun,

Bayramları bayram olarak yaşatsın,

Kurban bayramınız mübarek olsun!

Abdulkuddus Yalçın / İnzar Dergisi – Eylül 2016 (144. Sayı)
 


 
09-09-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.