Ameli Yozlaşmaya Dikkat!

Başyazı

Müslüman bir toplumun İslami bilinç ve duyarlılığını yitirmesi, o toplumun çürümüşlüğünün göstergesidir. İslam’ın yasakladığı ve haram kıldığı ameller Müslüman bir toplumda ciddi tepkilerle karşılık bulmadan işleniyorsa ve orada yaşayan Müslümanlar bunları normal ve sıradan işler gibi görmeye başlamışsa, büyük felaket başlamış demektir.
Bismillahirrahmanirrahim

“Onlar, senin kendilerine yaranıp-onlarla uzlaşmanı arzu ettiler; o zaman onlar da sana yaranıp-uzlaşacaklardı. Şunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık...” (Kalem: 9–10)

Müslüman bir toplumun İslami bilinç ve duyarlılığını yitirmesi, o toplumun çürümüşlüğünün göstergesidir. İslam’ın yasakladığı ve haram kıldığı ameller Müslüman bir toplumda ciddi tepkilerle karşılık bulmadan işleniyorsa ve orada yaşayan Müslümanlar bunları normal ve sıradan işler gibi görmeye başlamışsa, büyük felaket başlamış demektir.

Şeytan ve avenesinin, Müslümanları ve nesillerini İslam’dan uzaklaştırmak için her türlü entrikaya başvurdukları, yaldızlı sözler, boş emeller, vaatler ve süslü hayallerle oyalayıp hakikatin dışına sürüklemeye çalıştıkları bir gerçektir. Çeşitli oyun ve tezgâhlar ile önden arkadan, sağdan ve soldan yanaşmaya çalışıyorlar.

Küçük büyük işlenen her bir haram, farzların ve sünnetlerin terk edilmesi, şeytan ve dostlarının ifsadına çıkarılmış bir davetiye olur. İster büyük ister küçük olsun işlenen günah günahtır. Her bir küçük günah büyük günahlara imkân ve ortam hazırlar ve Müslümanı Rabbinden uzaklaştırıp şeytan ve dostlarının safına yaklaştırır.

Tarihte ve günümüzde nice oluşumlar, şahsiyetler ortamın şartlarına göre hareket etme bahanesiyle bir takım kılıfların arkasına sığınarak, İslami çizgiden uzaklaşmışlardır. Günümüzde İslami hayat çizgisinden uzaklaşıp heva ve heveslerinin peşine takılarak, ucube bir yaşayış biçimine bürünenlere çokça şahit olmaktayız.

Müslümanların İslam’dan uzaklaştırılmalarıyla ilgili çabaların uzun yıllara dayanan bir geçmişi bulunmaktadır. Ancak duyarlı ve gayretli Müslümanların yoğun çabaları ve Müslüman halkın nisbi de olsa İslam’ı yaşamada ısrar etmesi, baskı ve dayatmaları önemli ölçüde etkisiz hale getirebiliyordu. İslami hayata ve İslami ilimleri öğrenmeye getirilen yasaklar, İslam ve Müslümanlara yapılan düşmanlık ve karalama kampanyaları, İslam’ı yaşayanları taciz ve tahkirler, Kur’an–ı Kerim okuma ve okutmaya mani olunması gibi çabalar, İslam düşmanlarının beklediği şekilde Müslümanların İslami hayattan uzaklaşmalarına sebebiyet vermedi ve İslami duyarlılıklar bir dereceye kadar muhafaza edildi.

Tezgâhladığı oyun ve tuzaklarla Müslümanları bozma ve İslam’dan uzaklaştırmada istedikleri başarıyı gösteremeyen şeytan ve taraftarları, yeni yol ve yöntemler kullanmaya başladılar. İnsanların nefislerine hitap edip onları etkileyerek yozlaştırmaya yoğunlaştılar. Haramı bazı kılıflar ile sevdirerek haramı işlemeye sevk etme ve tabii hale getirmeye çalıştılar. Nefislere hitap eden program ve etkinlikler neticesinde büyük oranda amaçlarına ulaştılar.

İfsat edilen, yozlaştırılan ve zalimlerin maşası haline getirilip boş vaatlerle ölüme sürüklenen gençlerin çoğu Müslüman ailelerin çocuklarıdır. Bu insanların ateşe sürüklenmeleri, şeytanın askerleri haline getirilmeleri ve felakete atılmalarına karşı duyarsız davranılır ve gerekli tedbirler alınmazsa, bozgunculuk ateşi adım adım her tarafa yayılacak ve en değerli varlıklarımızı içine alıp yakacaktır.

Günümüz dünyasında şeytan ve taifesinin elinde neslimizi ifsat edecek birçok imkân bulunmaktadır. Bütün imkân ve araçlarıyla özellikle İslami hassasiyeti olan kardeşlerimize musallat olmakta ve iğfal etmeye çalışmaktadırlar. Müslümanlar arasında hem düşüncede hem de yaşantıda yozlaştırılmış ve içi boşaltılmış bir İslam anlayışını yaygınlaştırmaktadır. Bu çalışmalarında büyük ölçüde etkili de olmuşlardır maalesef. Tekrar tekrar söylüyoruz; bu konuda çok dikkatli ve uyanık olmalıyız. Kendimiz, çocuklarımız ve yakın ilişkide olduğumuz kardeşlerimize yönelik şeytanın bozgunculuğuna karşı uyanık olmalı, bu şeytani plan ve desiseleri mutlaka boşa çıkarmalıyız.

Tabiin dönemine şahit olan ashab (radiyellahü anhüm) şöyle demişlerdir; “Bugün çok basit ve küçük görüp de işlemiş olduğunuz şeyleri bizler Resulullah (sallallahü aleyhi vesellem) döneminde helak edici ameller olarak görüyorduk.” Onlar o zaman böyle demişlerse bizim ciddi ciddi muhasebemizi yaparak kendimize gelmemiz gerekir.

Bütün bunları göz önüne alıp, kendimizi hesaba çekmeliyiz. Ashabın, selefi salihinin yaşadıkları İslami anlayışa bürünmeliyiz. Ailemizi, yakın akrabalarımızı, arkadaşlarımızı ve toplumu müfsit düşünce ve yaşantıdan korumaya yönelik çalışmalarımızı bir kez daha gözden geçirmeliyiz. Bütün bu bozulmalara karşı yaptığımız çalışmanın yetersiz kalmasından dolayı daha başarılı çalışmalar yürütme ve daha çok insanı tehlikeden kurtarma üzerine yoğunlaşmalıyız. İnsanlarımızı şeytanın oyun ve tuzaklarından kurtarma ve bilinçlenmelerini sağlama uğruna günde bir iki saatimizi harcıyorsak, bunun yetmediğini, buna daha fazla zaman harcamamız gerektiğini bilmeliyiz. Bunun için harcadığımız zamanı en azından iki katına çıkarmalı, daha çok insanla ilgilenmeli ve ilgilendiğimiz insanlara daha fazla zaman ayırıp iyi bir Mümin olarak yetişmeleri için çabalamalıyız.

Derslerimizi ve ders halkalarımızın sayısını artırmalıyız. Derse aldığımız insanların sayısında artışa gitme ve yeni ders halkaları oluşturmanın yanında, derslerimizdeki insanlarla daha yakından ve daha yoğun şekilde ilgilenmeliyiz. İlgimizi daha fazla artırmalı ve derinleştirmeliyiz. Derslerimizdeki kardeşleri; kendi aileleriyle, kardeşleriyle, çocuklarıyla ve akrabalarıyla ilgilenmeye ve onlarla ders yapmaya teşvik etmeliyiz.

Rabbim tüm kardeşlerimizi şeytan ve dostlarının şerrinden muhafaza etsin.

Allah’a emanet olun.

Başyazı / İnzar Dergisi - Ağustos 2016 (143. Sayı)
 
03-08-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.