Allahu Ekber Nidasıyla Yaşamak İçin Ölüme Sevdalanan Ama İmam: Şeyh Ömer Abdurrahman -1-

İbrahim Dağılma
ABD komutanı Jhon Hins Afganistan`daki Müslümanlar hakkında şöyle diyor: “Bu adamlar, onlardan bir günde 30`unu öldürseniz hiç fark etmiyor. Ertesi gün ya da ertesi hafta tekrar geliyorlar, daha çok kişiyle. Bu insanlar hayatımda gördüğüm en cesur kişilerden daha cesur ve adanmışlar.
“Müminlerden öyle erler vardır ki Allah´a verdikleri sözü yerine getirdiler; kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir; (verdikleri sözü) hiçbir şekilde değiştirmediler.” (Ahzap: 23)

“Bizlerin Kuran ayetlerini nefis ve isteklerimize göre açıklama hakkımız yoktur!” (Şeyh Ömer Abdurrahman)

ABD komutanı Jhon Hins Afganistan`daki Müslümanlar hakkında şöyle diyor:

“Bu adamlar, onlardan bir günde 30`unu öldürseniz hiç fark etmiyor. Ertesi gün ya da ertesi hafta tekrar geliyorlar, daha çok kişiyle. Bu insanlar hayatımda gördüğüm en cesur kişilerden daha cesur ve adanmışlar.”

Bilal-ı Habeşî, bir köleydi; ama onun ‘Ehad!` haykırışları Umeyye bin Halefi çileden çıkarıyordu.

Abdullah bin Mesud, zayıf yapılı biriydi; ama Kâbe`nin avlusunda Rahman süresini okuyunca Mekkeli müşrikler onu kan revan içinde bıraktılar.

Şeyh Ahmet Yasin, boyun kısmı hariç eli ayağı tumaz felçli biriydi; ama İsrailliler onu bombalayarak şehit ettiler.

Ömer Abdurrahman, gözleri görmeyen âmâ biriydi; lakin Mısırlı ve ABD`li zalimler onu yıllarca zindanlarda tuttular

Peki, Müslümanları, düşmanın gözünde korkusuz hale getiren ve onların uykularını kaçırıp Müslümanlar aleyhine zalimleştiren neydi? Elbette, kâfirlerin yüreklerine düşen bu korkunun sebebi Müslümanın taşıdığı iman ve bu imanın ona verdiği hak ve adalet isteğidir.

Bu biyografik çalışmamız da ‘ilmi, ameli, mücadele ve iman yönüyle` İslam düşmanlarının gönlüne ölüm korkusunu şerha şerha düşürmüş Şeyh Ömer Abdurrahman`dan bahsedeceğiz:

Ramazan ayının oruçla, kadir gecesinin Kuranın nüzulüyle, Cuma gününün Cuma namazıyla kıymetlenmesi gibi zaman dilimleri, kendi bağlamında kıymetlenirler. Şubat ayı da bu çerçevede ümmet için bir kıymet taşımaktadır. İlahi bir cilve olsa gerek, son yüzyılda ümmetin birçok şehidi ve yürek acısı olaylar Şubat ayında karşımıza çıkmaktadır. İslam ümmetinin yetiştirdiği birçok güzide şahsiyet özellikle şubat ayında ya zalim ve kâfirlerin hedefi olarak şehid oldu ya da verdikleri uzun mücadele yıllarının ardından bitkin düşüp ruhlarını Rablerine teslim ettiler. Şubat ayının bu kutlu kervanın son müntesibi ise 2017`nin Şubatıyla Şeyh Ömer Abdurrahman oldu.

Amerikan zindanarında Şeyh Ömer Abdurrahman, şubat soğuğunu canlarıyla, kanlarıyla kesen mümtaz şahsiyetler arasında yerini aldı ve hayatının tamamı İslam ve iman mücadelesi içinde geçti. Şeyh Ömer`in âmâ bir insan olması onun cesur bir âlim, lider bir kişilik olmasına engel olmadı. Şeyh Ömer, hayatı boyunca İslam`ı öğrendi, yaşadı ve İslam ahkâmını yaşatmak için insanları Allah`a çağırmaktan geri durmadı. Mısırlıydı, Cemaati İslami`nin manevi önderiydi. Defalarca Mısır zindanlarında hapsedildi, Mısır firavunu Enver Sedat`ın öldürülmesine fetva vermekle yargılandı, 1993`te New York`taki Dünya Ticaret Merkezi`ne düzenlenen saldırının ve bazı bombalama eylemlerinin sorumlusu olduğu iddiasıyla ömür boyu hapis cezasına çarptırılarak 23 yıldır ağır şartlar altında tutuldu.

Donald Trump`ın yönetimi devralmasının ardından cezaevi şartları daha da ağırlaştırılan Şeyh Ömer Abdurrahman, ailesiyle yaptığı son telefon görüşmesinde radyosuna el konulduğunu, ilaçlarının verilmediğini ve sağlık durumunun kötüye gittiğini belirterek bunun belki de son konuşması olabileceğini söylemişti. Böyle oldu ve Şeyh Ömer Abdurrahman, zindan ve zulümle geçen bir ömrü şahitlik ve şehadetle tamamlayarak 24 yıldır bulunduğu hücre içerisinde insanlık dışı zulümler sonucu 18 Şubat`ta ruhunu Rabbi Rahim`e teslim etti. Rabbine gönlü ve gözü aydın olarak vardı.

(Önümüzdeki sayı devam edecektir.)

İbrahim Dağılma / İnzar Dergisi – Haziran 2017 (153. Sayı)
 


 
18-06-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.