Allah`tan Yardım ve Yakın Bir Fetih

Abdulkuddus Yalçın
"Fetih" sevimli ve sevindirici bir kelimedir. İsmi olduğu gibi müsemması olan eylem de gönül açıcı ve ferahlatıcıdır. "f-t-h" kökündendir. Arapça karşılığı «الفتح» olup "açmak" manasına gelir.
“Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi?

Allah`a ve Resulüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

İşte bu takdirde O, sizin günahlarınızı bağışlar, sizi zemininden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur.

Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allah`tan yardım ve yakın bir fetih. Müminleri (bunlarla) müjdele.

Ey iman edenler! Allah`ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa havârîlere: Allah`a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir? demişti. Havârîler de: Allah (yolunun) yardımcıları biziz, demişlerdi. İsrail oğullarından bir zümre inanmış, bir zümre de inkâr etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler. “ (Saff/10-14)
cGenelde ve çoğunlukla sevindirici olur "açmak=fetih". Rahmet kapılarının açılması, hayır kapılarını açmak, rızık kapısının açılması, hazine kapısının açılması, evin kapısını açmak ve şehirler fethetmek gibi.

Ancak "Fetih" kelimesi daha çok şehirleri düşmanın elinden almak/kurtarmak için bir terim halini almıştır. Fakat bu sevindirici akıbete ulaşmak için bir takım şartları yerine getirmek, bazı fedakârlıklarda bulunmak gerekir. Yani o kadar kolay elde edilecek bir şey değildir fetih. Zaten öyle olsaydı bu kadar değerli ve sevindirici olmazdı.

Yukarıda zikredilen ayet-i kerimede fethin maddi güç ve gereçlerden ziyade maneviyatla ve Allah`ın yardımı ile elde edilebilir olduğu işaretleri vardır. Nitekim Allah Teâlâ, ilkönce Allah`a ve Allah`ın Resulüne inanmak sonra da sadece Allah`ın yolunda mal ve can ile cihad etmekle Allah`ın yardımı ve yakın fethin geleceğini müjde vermiştir. Yine İsrailoğulları’ndan iman eden zümreyi kâfir olan zümreye karşı desteklediğini ve üstün getirdiğini açıkça ifade etmektedir.

Başka bir ayet-i kerimede de şöyle buyurmuştur: "Eğer siz Allah(ın dinine) yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar"  (Muhammed/7)

Demek fethe ulaşmak için Allah`ın yardımı şarttır. Allah`ın yardımına ulaşmak için de sahih bir iman, cihad ve Allah`ın dinine samimi bir destek gerekir.

Mutlak olarak "Fetih" denilince elbette biz Müslümanların aklına ilk önce Mekke`nin fethi gelir. Mekke`nin, ne büyük zorluklar, çileler ve fedakârlıklar neticesinde fethedildiği siyer kitaplarında tafsilatı ile zikredilmektedir.

Evet, Mekke`nin fethi için işkencelere göğüs gerilmiş, işkenceler altında can verilmiştir. Her şeyden önce Mekke`nin fethi için evlatlar, eşler ve dünyalık ne varsa geride bırakılarak Mekke terkedilmek zorunda kalınmıştır. Sonra seriyeler, savaşlar ve şehidler, açlıklar ve muhasaralar peş peşe gelmiştir.

Bu büyük fethin olaylarını ve neticelerini düşündüğümüzde tam olarak cihadın, şehid olmanın ve fetihten önce çekilen eziyetlerin kıymetini anlamış oluruz. Bu cihad, yorgunluk ve eziyetten hiçbir şey boşuna gitmemiştir. Tek bir Müslümanın bir damla kanı dahi heder olmamıştır. Müslümanlar; hicretlerinde, gazvelerinde ve seferlerinde karşılaştıkları o bildiğimiz tüm zorluklara tesadüfen ve beklenmedik bir şekilde göğüs germiş değiller. Ancak bütün bunlar semavi bir kanun ve mahlûkattaki sünnetullah çerçevesinde olmuştur. İşte bütün geçmiş fedakârlıklar ve verilen kurbanlar fethin ve zaferin bedelinden ödenen taksitlerdir. Bu da Allah`ın kulları hakkındaki sünneti ve kanunudur.

İslamsız bir zafer, Allah`a kulluğun olmadığı bir İslam, fedakârlığın olmadığı, Allah`ın kapısında yalvarma ve yakarışın ve O`nun yolunda cihadın olmadığı bir kulluk yoktur. İşte bu nedenden dolayı fetih dersler, ibretler ve faydalarla doludur. 

Aynı şekilde Diyarbakır`ın ve Kudüs`ün fetihleri de bizi yakından ilgilendiren fetihlerdir. Bunlar için de her fetihte olduğu gibi son derece büyük fedakârlıklar yapılmış büyük zorluklar, yorgunluklar ve eziyetler çekilmiş ve birçok kan dökülmüş, şehidler verilmiştir. Neticede Müslümanlar rahat bir nefes almışlardır.

Fetih beraberinde birçok olumlu neticeleri getirdiği gibi birçok olumsuzlukları da giderir. Fetihle birlikte Müslümanlar arasında manevi bağ kuvvet bulur, tartışmalar, birbirini suçlamalar yerine birbirini destekleme ve sevgi sözleri yaygınlaşır, moral ve maneviyat güç kazanır, İslam`a olan güven ziyadeleşir, düşmanın maneviyatı zayıflar ve Müslümanların lehine olan birçok anlaşmayı kabul etmek zorunda kalır vb.…

Bu gün İslam ümmeti çok şedit bir baskı ve zulüm altında ve dünya tağutlarının pençeleri arasında inlemektedir, oluk oluk kanları akmakta, namusları pay-ı mal, malları talan edilmekte ve evleri başlarına yıkılmaktadır. Gittikçe zulüm ve vahşet artmaktadır. Dünya Müslümanlarının yeniden gayrete gelmeleri, iman tazelemeleri, birlik olmaları ve yeniden ciddi bir şekilde haddini aşanlara karşı cihad bayrağını dalgalandırmaları gerekir. Bu tüm ümmete farz ve vaciptir.

O zaman inşaallah "Allah`ın yardımı ve yakın fetih" nasip olur.

"Size ne oldu da Allah yolunda ve "Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!" diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz!" (Nisa/75)

Şuna da tam bir yakin ile inanıyoruz ki ilk Müslümanların nasıl tek bir damla kanı heder olmamışsa bu son devrin mazlum Müslümanlarının tek bir damla kanı, çektikleri bir zerre eziyet ve sıkıntıları heder olmayacaktır. İnşaallah bu dünyada da Allah Teâlâ bunu Müslümanlara gösterecektir. 

Kur’an’da geçen fetih ile ilgili ayetler

“Onlar sizi gözetleyip-duruyorlar. Size Allah`tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: "Sizinle birlikte değil miydik?" derler.” (Nisa/ 141(

“İşte kalplerinde hastalık olanları: "Zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından korkuyoruz" diyerek aralarında çabalar yürüttüklerini görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih veya katından bir emir getirecek de, onlar, nefislerinde gizli tuttuklarından dolayı pişman olacaklardır.” (Maide/52)

 “(Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti.” (İbrahim/15)

“Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih verdik.” (Fetih/1)

“Andolsun, Allah, sana o ağacın altında biat ederlerken mü`minlerden razı olmuştur, kalplerinde olanı bilmiş ve böylece üzerlerine `güven duygusu ve huzur` indirmiştir ve onlara yakın bir fethi sevap (karşılık) olarak vermiştir.” (Fetih/18)

“Andolsun, Allah, elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram`a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih (nasib) kıldı.” (Fetih/27)

“Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah`ındır. İçinizden, fetihten önce infak eden ve savaşanlar (başkasıyla) bir olmaz. İşte onlar, derece olarak sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzel olanı va`detmiştir. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Hadid/10(

“Allah`ın yardımı ve fetih geldiği zaman ve insanların bölük bölük Allah`ın dinine girdiklerini gördüğün zaman, Rabbine hamd ederek O`nu tesbih et ve O`ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.” (Nasr/1-3)

Allah`ım! Bizi imanlarının gereğini hakkı ile yerine getiren, salih amel işleyen, mazlum ve mağdurlara sahip çıkan Allah yolunda malları ve canları ile cihad eden ve böylece Allah`ın yardımını ve yakın fethi kazanan bir ümmet eyle! Âmîn!

Abdulkuddus Yalçın / İnzar Dergisi – Ocak 2017 (148. Sayı)
 
08-01-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.