Allah’ın Halifesi her şeyden önce Allah’a karşı adil olmalıdır

Mehmet Göktaş
Yeryüzüne halife olarak gönderilen insanoğlu her şeyden önce meleklere rağmen kendisini halife seçene karşı bir duruşunun olması gerekir; adil ve insaflı bir duruş.
Yeryüzüne halife olarak gönderilen insanoğlu her şeyden önce meleklere rağmen kendisini halife seçene karşı bir duruşunun olması gerekir; adil ve insaflı bir duruş.

Nedense çoğumuz adalet denilince genellikle insanların kendi aralarındaki muameleyi göz önüne getirirler. Hâlbuki insanoğlu öncelikle Rabbinin kendi üzerindeki hakkını, hukukunu görmeli ve bunu kabullenmelidir.

İnsanın her konuda insaf ve adalet sahibi olması gerekir. Dini olmayan insanlardan bile sırf insan oldukları için insaf ve adalet göstermesi beklenir. Çünkü toplumlar bu sıfatlarla ayakta kalabilirler, beraberliklerini sürdürebilirler.

Fakat insaf ve adaletin bulunması gereken en önemli konu imandır. İnsan imanında insaflı olmalıdır, inanırken insaflı ve adaletli bir biçimde inanmalıdır.

Beş yaşındaki bir çocuğun yirmi yaşındaki delikanlıyı dövebileceğine inanmak insafsızlıktır. Hatta bu şekilde inanan bir kişiye dışarda değil, olsa olsa akıl hastanelerinde rastlarsınız.

Bir kedinin bir aslanı parçalayabileceğine inanmak da insafsızlıktır ve bu bir hastalıktır.

Süratli bir otomobilin çarptığı bir insana hiç bir şey olmayacağına inanmak bir insafsızlıktır.

Bir çocuğun bir otomobili baştan sona imal edebileceğine, yapabileceğine inanmak bir insafsızlıktır ve bir adaletsizliktir.

Rastgele bir çobanın dağın başında bilgisayar yapıp ortaya koyabileceğine inanmak da bir adaletsizliktir ve bir insafsızlıktır.

Apartmandan aşağı atılan bir madeni paranın yere düşünce yeri on metre deleceğine ve bir kaç metre genişliğinde çukur açabileceğine inanmak veya yine aynı apartmandan bırakılan yüz kiloluk bir eşyanın, bir buzdolabının aşağıdan gitmekte olan bir kişinin üzerine düştüğünde ona hiç bir şey yapmayacağına inanmak bir insafsızlıktır.

Bu ve benzeri şekilde inanca sahip olan kişi dengesizdir ve hastadır. Mutlaka tedaviye ihtiyacı vardır. Aynı zamanda zalimdir ve birilerinin hakkını yemiştir, hakkını inkâr etmiştir, reddetmiştir.

Beş yaşındaki bir çocuğun karşısındaki yirmi yaşındaki delikanlının gücünü ve kuvvetini reddetmiş, inkâr etmiş, tanımamıştır. Aslanın gücünü ve yırtıcılığını inkâr etmiştir.

Otomobilin hızını, kuvvetini reddetmiş ve dolayısıyla bütün bu hakları, gerçekleri yok saymıştır. Var olan bir şeyi yok saymıştır.

Öte yandan rastgele bir insanın var olan vasıflarını, özelliklerini reddetmek, yok saymak da bir insafsızlıktır. Olayları ve varlıkları bu biçimde çarpık bir şekilde idrak eden, algılayan bir beyin, arızalı bir beyindir.

Nasıl ki, renkleri değişik gören bir göz, sesleri değişik biçimde algılayan bir kulak, kokuları duymayan veya birbirine karıştıran bir burun, kısacası olayları ve eşyayı olduğundan farklı algılayan organlar ve dolayısıyla bunu değerlendiren beyin sistemi nasıl ki hasta ise, tedaviye muhtaç ise, aynı şekilde Allah Azimüşşan hakkında yanlış inanca sahip olan, Allah Teâla`nın sıfatlarını, fiillerini reddeden, görmeyen veya olduğundan değişik bir şekilde algılayan bir kişi de adaletsizliğin ve insafsızlığın en büyüğünü yapmaktadır.

Kâinatı yaratanın, tanzim edenin, her şeye bir denge verenin, her şeyi yerli yerince yaratanın Allah değil de bir başkası olduğuna inanmak, bütün bunlara asla ve kat`a güç yetiremeyecek birisinin veya bir varlığın yarattığına inanmak, hastalıkların en büyüğüdür, insafsızlıkların en büyüğüdür.

Özellikle şu dünya üzerinde yaşayan insanoğluna saadet yolunu gösterecek kişinin, mutluluk prensiplerini gösterecek kişinin Allah (cc.) değil de bir başkası olduğuna inanmak, bir başkasının ortaya koyduğu prensiplerin insanları mutlu edebileceğine inanmak, kundaktaki bir çocuğun bir apartmanı tek eliyle yıkabileceğine inanmaktan daha insafsızlıktır ve daha büyük bir zalimliktir.

Şimdi artık "Kimsenin tavuğuna kışt demez" gözüyle baktığınız nice insanın, zalimlerin ve insafsızların en büyüğü olduğunu göreceksiniz. Ve gerçekte bizim bütün insanlara bu ölçüyle bakmamız bizden istenmektedir. Bu bakış tarzı, insanları bu şekilde değerlendirme tarzı Allah Teâla`nın bakış ve değerlendirme tarzıdır.

Yeryüzüne halife olarak gönderilen insanda öncelikle bulunması gereken vasıf işte budur, adalet ve insaftır. Adalet ve insaf da öncelikle Allah Teâla’ya karşı gösterilmelidir.

Böyle olmayan birisi insanlar arasında istediği kadar adil ve insaflı olmaya çalışsın, bunu başaramayacaktır. İmanında ve insafında adaletli olmayan birisi hiç kimseyi temsil edemez. Özellikle Allah’ın yeryüzünde asla O’nu temsil edemez.

Mehmet Göktaş / İnzar Dergisi – Aralık 2016 (147. Sayı)
 
12-12-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.