Allah Yaptıklarımızdan Haberdardır

Başyazı
Eleştiri ve tartışma kültürünün Müslümana yakışır şekilde olması sadece yüz yüze yapılan görüşmelerle sınırlı olmamalıdır. Günümüzde çok yaygın bir şekilde kullanılan ve adına sosyal medya denilen sanal âlemde de Müslümanın vakarına yakışır şekilde olmalıdır. “Karşı taraf nasılsa beni tanımıyor, bu nedenle söylediğim sözlerin ölçülü olmasına gerek yoktur” şeklindeki anlayıştan şiddetle kaçınmak gerekir.
Ancak, kim haksızlık eder, sonra, işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim. (Neml: 11)

Büyük işlere küçük adımlarla ulaşılacağı gibi Müslüman bir toplumun oluşması da Müslümanların küçük–büyük, önemli–önemsiz ayrımı yapmadan tüm münkerattan sakınmasına ve tavsiye edilen hayırlı amelleri yerine getirmesi için gayret etmesine bağlıdır. Yine küçük günahlar büyük günahlara davetiye çıkardığı gibi küçük hasenatlar da ileride daha büyük hayırların yapılması için bir basamak olur. Aynı şekilde haramın küçüğü ve büyüğü olmadığı gibi hayırlı işlerin de küçüğü, büyüğü olmaz. Bu nedenle tüm haramları önemli görüp küçümsemeden tüm gücümüzle onlardan sakınmamız, tüm hayırlı işleri de önemli ve kıymetli görüp dört elle sarılmamız gerekir.

Beşer olarak hata ve yanlışlıklar yapmaya müsaidiz. Allah’(cc)’ın seçtiği peygamberlerin dışında hiç bir insan masum değildir. Her Müslüman, küçük-büyük her türlü günahlara ve münkerata bulaşabilir. Günaha bulaşmış veya yanlış ve hatalı işlerin içinde olduğuna inandığımız kardeşlerimize karşı hikmetle hareket edip içinde bulundukları hatadan dönmeleri sağlanmalıdır.

Müslümanların yüzlerce, binlerce güzel hasletlerinin yanında bazı hataların içinde olmaları onları tümden gözden çıkarmayı gerektirmez. Bu nedenle İslami mücadele içerisinde olanların veya İslam’ı yaşamak hususunda hassas olan insanları eleştirirken veya yanlış ve hatalarını izah ederken İslami ölçülere riayet etmeli, bir hatayı düzeltmek için kul hakkına girmekten sakınmalıyız.

Eleştirinin amacı yanlışı ve doğruyu göstererek kusurlu hareket edeni uygun mecraya çekme, diğer insanların da yanlış ve hatalı işlere bulaşmasına engel olup doğru olana yönlendirmek olmalıdır. Bu sınırı aşanlar yeni bir hata ve yanlışın içine girmiş olurlar. Bu nedenle eleştirilerde, Müslümanların hataları ve kusurları ne kadar büyük olursa olsun ölçülü hareket etmeli, kin ve düşmanlık duygusunu besleyecek söz ve davranışlardan şiddetle kaçınılmalıdır. Müslümanı düzeltme adına yapılan işlerde hakaret, kaba ve kötü sözler asla olmamalı, saygı, sevgi ve merhamet duygularıyla hareket edilmelidir.

Eleştiri ve tartışma kültürünün Müslümana yakışır şekilde olması sadece yüz yüze yapılan görüşmelerle sınırlı olmamalıdır. Günümüzde çok yaygın bir şekilde kullanılan ve adına sosyal medya denilen sanal âlemde de Müslümanın vakarına yakışır şekilde olmalıdır. “Karşı taraf nasılsa beni tanımıyor, bu nedenle söylediğim sözlerin ölçülü olmasına gerek yoktur” şeklindeki anlayıştan şiddetle kaçınmak gerekir. Bu gün insanlara karşı gerçek kimlikler gizlenebilse bile uygunsuz sözler ve davranışlar nedeniyle “Din Gününün Sahibinin” huzuruna vardığımızda bunun hesabının verileceği unutulmamalıdır.

Bulunduğumuz bölgede ve çevremizde büyük değişiklikler ve olaylar vuku bulmaktadır. Olayları ve gelişmeleri doğru okuyup doğru yerde durmanın yolu İslam adaletine göre hareket etmekten geçer. İslam ve İslami ölçülere uyma ve buna göre tavır almada hiç kimseye ve zümreye ayrıcalık tanınamaz. Doğru bir söz ve davranış kimden gelirse gelsin destek görmeli, hatalı ve yanlış bir söz ve davranış kimin tarafından yapılırsa yapılsın yanlış olduğu kabul edilmelidir. Bu yanlışa sözlü veya fiili müdahale etme ve şartları ayrı bir konudur. Ancak müdahale şekli nasıl olursa olsun İslam’ın, Müslümanların, İslami yapıların ve İslami şahsiyetlerin zarar görmeyeceği şekilde yapılmalıdır.

İrtibatımızın olmadığı ve İslami anlayış ve ilkelerimize göre bazı inanç, söz ve fiiliyatlarında yanlışlıkları olan Müslüman şahsiyet, yapı ve oluşumlara karşı kendimizi, kardeşlerimizi ve çocuklarımızı korumaya çalışacağız. Çocuklarımızın ve gençlerimizin bu yanlış anlayış ve düşüncelere kaymaması için nasıl tedbir alınması gerekiyorsa tedbirlerimizi de en güzel şekilde alacağız. Söz konusu inanç, düşünce ve fiillerin yanlışlıklarını uygun şart ve ortamlarda kardeşlerimize ve çocuklarımıza anlatacağız ki korunabilelim. Ancak hiçbir zaman onlara karşı kin beslemeye ve düşmanlık etmeye sebep verecek şekilde yapmayacağız. Çocuklarımızı ve gençlerimizi bilinçlendirirken İslam dairesi içinde gördüğümüz hiç bir grup, düşünce ve ekol mensubunu düşman olarak göstermeyeceğiz. Sürekli tekrarladığımız gibi “söz ve davranışlarımız rabbimize karşı bizi zora sokacak ve cevap veremeyecek şekilde olmasın.” Aksi halde dünyada ve mücadele içinde sıkıntı yaşarız, zor duruma düşebiliriz. Ölüm ötesindeki hesapta da zor duruma düşeriz.

Rabbim bizi ve tüm kardeşlerimizi yanlış yapmaktan korusun. 

Allah’a emanet olun

Başyazı / İnzar Dergisi – Şubat 2017 (149. Sayı)
 
03-02-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.