• İnzar Dergisi - Nisan 2017
  • İnzar Dergisi - Mart 2017
  • İnzar Dergisi - Şubat 2017
  • İnzar Dergisi - Ocak 2017
  • İnzar Dergisi - Aralık 2016
  • İnzar Dergisi - Kasım 2016
  • İnzar Dergisi - Ekim 2016
  • İnzar Dergisi - Eylül 2016
  • İnzar Dergisi - Ağustos 2016
  • İnzar Dergisi - Temmuz 2016

Vahdet! Hemen Şimdi!

12-02-2017 0 Yorum Yazarlarımızdan

Dergimiz İnzar bu iki aydır başyazılarında Müslümanları acil olarak vahdete, uhuvvete, muhabbete çağırmakta, şeytani güçlerin İslam ümmetini mezhepçilik fitnesiyle parçalayıp kolay lokmalar halinde yutma arzuları konusunda uyarılarda bulunmakta.

Dergimiz İnzar bu iki aydır başyazılarında Müslümanları acil olarak vahdete, uhuvvete, muhabbete çağırmakta, şeytani güçlerin İslam ümmetini mezhepçilik fitnesiyle parçalayıp kolay lokmalar halinde yutma arzuları konusunda uyarılarda bulunmakta.

Aslında emperyalist Batının bu arzusu yeni değil. İki asra yakındır Müslümanları böl, parçala, yut politikaları yürürlükte. Ancak son zamanlarda, özellikle Suriye fitnesiyle beraber İslam düşmanlarının Müslümanları parçalama projeleri yoğunluk kazanmış, Amerika’nın ve Batı’nın etlisindeki Sünnilerin ve Şiilerin, her iki kesimdeki tekfircilerin elleriyle kirli proje ciddi anlamda hayat bulmuştur.

Modern çağda gençliği İslam’a kazandırmada hayati görevler üstlenmiş büyük Müslüman düşünürler, âlimler, aydınlar ve direniş önderleri Batılıların bu hain planlarını görmüş ve ümmetin vahdeti için azami gayret göstermişlerdir. Ne yazık ki günümüzün çoğu âlim ve aydını aynı feraseti göstermede zayıf kalmışlardır. İçlerinde Seyyid Kutup, Mevdudi, Şeyh Mahmut Şeltut, Fethi Şikaki, İmam Humeyni, Hasan El Benna, Üstad Bediüzzaman, Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh, Ayetullah Muhammed Bakır Es Sadr gibi birçok değerli İslam büyüğünün bulunduğu vahdet yanlısı âlim ve aydınların bu konudaki uyarı ve çağrılarından küçük bir derleme yapmayı düşündük. Günümüzün âlim, aydın ve davetçi Müslümanlarının bu İslam büyüklerinin ferasetli çağrılarını dikkate almalarını umut ediyorum.

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN: “MÜSLÜMANLARIN BİRBİRLERİNE DÜŞMANLIĞI ZULÜMDÜR.”

Müslümanların vahdetine büyük önem veren âlimlerden biri kuşkusuz Üstad Bediüzzaman’dır. Müslümanların birbirlerine kin ve düşmanlık duymalarının zulüm olduğunu belirten Bediüzzaman şöyle söylüyor: “Ey insafsız adam! Şimdi bak ki, mü’min kardeşine kin ve adâvet ne kadar zulümdür. Çünkü nasıl ki sen âdi, küçük taşları Kâbe’den daha ehemmiyetli ve Cebel-i Uhud’dan daha büyük desen, çirkin bir akılsızlık edersin. Aynen öyle de, Kâbe hürmetinde olan iman ve Cebel-i Uhud azametinde olan İslâmiyet gibi çok evsâf-ı İslâmiye muhabbeti ve ittifakı istediği hâlde, mü’mine karşı adâvete sebebiyet veren ve âdi taşlar hükmünde olan bazı kusurâtı iman ve İslâmiyete tercih etmek, o derece insafsızlık ve akılsızlık ve pek büyük bir zulüm olduğunu, aklın varsa anlarsın. Mesela, her ikinizin Hâlıkınız bir, Mâlikiniz bir, Mâbudunuz bir, Râzıkınız bir—bir, bir, bine kadar bir, bir. Hem Peygamberiniz bir, dininiz bir, kıbleniz bir—bir, bir, yüze kadar bir, bir. Bu kadar bir birler vahdet ve tevhidi, vifak ve ittifakı, muhabbet ve uhuvveti iktiza ettiği ve kâinatı ve küreleri birbirine bağlayacak mânevî zincirler bulundukları hâlde, şikak ve nifâka, kin ve adâvete sebebiyet veren örümcek ağı gibi ehemmiyetsiz ve sebatsız şeyleri tercih edip mü’mine karşı hakikî adâvet etmek ve kin bağlamak, ne kadar o rabıta-i vahdete bir hürmetsizlik ve o esbab-ı muhabbete karşı bir istihfaf ve o münasebât-ı uhuvvete karşı ne derece bir zulüm ve i’tisaf olduğunu, kalbin ölmemişse, aklın sönmemişse anlarsın.”

İMAM HUMEYNİ MÜSLÜMANLARI BATININ FİTNESİNE KARŞI UYARIYOR

Müslümanları Batılıların fitnesine karşı uyaran âlimlerden biri de İmam Humeyni’dir. İmam Humeyni Müslümanlar arasındaki tefrikanın müsebbibinin Batı olduğunu söyleyerek Müslümanları şöyle uyarıyor: “Bugün, dünyadaki barış öyle bir şekil aldı ki bütün ülkeler Batı’nın siyasi baskısı altındadır. Bütün grupların düzenini bozabilmek için her yeri kontrol altında tutuyorlar. Bunlardan en büyüğü kardeşler arasına tefrika çıkarma yöntemidir. Müslümanlar uyanık ve hazır olmalıdırlar. Eğer Şii ve Sünni kardeşler arasına düşmanlık girerse bu hepimizin zararına olacaktır. Tefrika çıkarmak isteyenler Şii ve Sünni değil, onlar Batılılardır ve bu iş de onların işidir. Şii ve Sünniler arasında tefrika çıkarmak isteyenler, İslam düşmanlarıyla da birliktedirler. Ve amaçları İslam düşmanları vasıtasıyla Müslümanları yenilgiye uğratmaktır. Ümit ediyorum ki İslam’ın şu sözüne dikkat edilir: “ Bütün Müslümanlar kardeştir.” Böylece bütün İslam ülkeleri Batılılar karşısında zafere ulaşır. Ve sonunda bütün İslam ahkâmları muvaffakiyete ulaşır. Müslümanlar kardeştir ve fasıkların yalan dolanlarından dolayı da birbirinden ayrılmayacaklardır. Onların meselesinin aslı şu ki; “Şii bir tarafta, Sünni bir tarafta olmalıdır.” Şii ve Sünni kardeşler her türlü ihtilaftan kaçınmalıdır. Günümüzde bizim aramızda olacak ihtilaf, sadece Şii ve Sünni olmayan kesimlerin menfaati için olur. Onların tek istediği bizim aramıza ayrımcılığı sokmaktır. Bizler şuna dikkat etmeliyiz, “Hepimiz Müslümanız ve Kur’an’a inanıyoruz.” Hepimiz tevhide inanmaktayız. Amacımız sadece Kur’an’a ve tevhide hizmet etmek olmalıdır.”

İMAM HASAN EL-BENNA: “Şİİ VE SÜNNİ MÜSLÜMANLARIN ARASINDAKİ İHTİLAF CÜZİ MESELELERDE.”

İhvan-ı Müslimin Hareketinin kurucu lideri İmam Hasan El Benna da Şii ve Sünni Müslümanların vahdetine inanan İslam büyüklerindendi. İhvan’ın diğer Genel Mürşitleri Mehdi Akif ve Ömer El- Tilmisani de vahdet için çaba sarf edenlerin arasında bulunuyordu.

İslami Cihad Hareketinin kurucusu Şehit Fethi Şikaki, Üstad Hasan El-Benna ve Ömer El-Tilmisani arasında geçen bir olayı şöyle anlatıyor: Bir gün Tilmisani, Üstadına Şia ve Ehl-i Sünnet arasında ne kadar ihtilaf olduğunu soruyor. Hasan el-Benna da düşmanların Müslümanlar arasındaki fitneyi alevlendirmek için çalıştığı dönemlerde, bu tip karışık meselelerle uğraşmanın doğru olmadığı cevabını veriyor. Tilmisani de sorusunun fitne değil, öğrenme amaçlı olduğunu, Şia ve Ehl-i Sünnet arasındaki farkların kitaplarda bulunduğunu fakat bu mesele hakkında tahkik etmeye zamanının olmadığını söylediğinde de Hasan el-Benna, iki taifenin de La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah dediklerini ve Müslüman olduklarını, pek çok ortak noktalarının bulunduğunu, ihtilaflarının ise ortadan kaldırılabilecek cüzi meselelerde olduğu yanıtını veriyor.

TÜM İSLAM MEZHEPLERİ SAYGINDIR

Adlarını yukarıda verdiğim ve veremediğim birçok değerli İslami şahsiyet Müslümanları mezhepçilik fitnesine karşı uyarmış, vahdet ve ittihada çağırmış, tekfirciliği reddetmiş, Müslümanları enerjilerini ortak düşmana, yani Yahudi ve Hıristiyan saldırganlara karşı mücadeleye harcamaya davet etmiş, tüm İslam mezheplerinin saygın olduklarını ilan etmiş ve İslam mezheplerinin içinde barınma imkânı bulmuş aşırıcıların, gulat düşüncelilerin, tekfircilerin zararlı fikirlerini mahkûm etmişlerdir.

ŞEYH MAHMUT ŞELTUT’UN DUYGULANDIRAN HAYALİ

Ben burada büyük İslam âlimi, eski El-Ezher Rektörü, İslam Mezheplerini Yakınlaştırma düşüncesinin mimarlarından merhum Şeyh Mahmut Şeltut’un bir hayaliyle sözlerimi noktalıyorum. Merhum Şeltut şöyle diyor: "Ben bir sofra etrafında; bir Mısır`lı İran`lının yanında, bir Lübnan`lı Irak`lının yanında, o da bir Pakistan`lının yanında başka İslami milliyetler de bir arada aynı zamanda Hanefî, Şafiî, Ma¬likî, Hanbelî; İmamiye ve Zeydî`nin yanında kardeşlik ruhu, dostluk-muhabbet zevki, ilim-irfan dahilinde oturmuş oldukları halde; fıkhı, tasavvufi, ilmî meselelerde sohbetleri yükselirken onlara hitaben Dar-ut Takrib`in toplantıları hakkında bir konuşma yapmayı çok arzu ediyorum. "

Sadullah Aydın / İnzar Dergisi – Şubat 2017 (149. Sayı)
 

Yazarlarımızdan
Yazdır Arkadaşına gönder

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.