• İnzar Dergisi - Ağustos 2017
  • İnzar Dergisi - Temmuz 2017
  • İnzar Dergisi - Haziran 2017
  • İnzar Dergisi - Mayıs 2017
  • İnzar Dergisi - Nisan 2017
  • İnzar Dergisi - Mart 2017
  • İnzar Dergisi - Şubat 2017
  • İnzar Dergisi - Ocak 2017
  • İnzar Dergisi - Aralık 2016
  • İnzar Dergisi - Kasım 2016

Tarihte Bu Ay - Mayıs 2015

28-05-2015 0 Yorum Tarihte Bu Ay

Tarihte bu ay... Mayıs ayında vuku bulan ve hafızalara kazınan olaylardan bazıları...

Şeyh M. Emin Hayderi’nin Vefatı (22 Mayıs 2003)

M. Emin Hayderi, âlim, mutasavvıf ve edip olan molla Ahmed el- Hayderinin çocuğu olarak,1927 yılında Nusaybin’in Kelehé köyünde dünyaya geldi.

Aslen Patnoslu olan Mele Ahmed birinci dünya savaşında yaralandığı için cepheden terhis edildi. Mele Ahmed yedi yaşında iken Kur’an-ı Kerimi hatmetmetti.

Patnos bölgesinden ayrılmak zorunda kalan Mele Ahmed, muhacir olarak Nusaybin’e geldi. Bawerné, kelehé, Guriné, Baqısyan köylerinde imamlık yapmaya başladı. Üçü erkek biri kız olmak üzere dört çocuğu olan Mele Ahmed, vefat edince vasiyeti üzere hanımı Sıddıqa çocuklarını okutmak için, o fakr-u biçarelik içinde büyük bir çaba sarf etti. Mele Ahmed’in vefatından sonra tevhid-i tedrisat kanunu çıktığı için medresede ilim öğrenmek nerdeyse imkânsız hale geldi. Sıddıqa hanım henüz küçük yaşlarda olan çocuğu M. Emin’i ilim tahsili için Suriye’ye gönderdi. Bu sıralarda M. Emin takribi olarak on yaşlarındadır. Mele Emin, aynı şekildeki mağduriyetlerden dolayı ilim uğrunda muhacir olan Mele Abdullatif Dalin’in yanında ilim tahsiline başladı. Bir müddet sonra Xeznevi medresesine giden Şeyh Mele Emin, birçok tanınmış medrese âliminden ders alarak on yıla yakın bir zaman zarfında, burada ilmini bitirdi. 1947’de Molla Abdurrezzaké Xalili’den icazet aldı. Türkiye’de şartlar hala yerinde olmadığı için ilk müderrisliğine Xızna’da başlayan Seyda, Türkiye’de zorda olsa artık tedrisatın yapılabileceği ışığı görünür görünmez, 1955’te Kelehé köyüne gelir ve artık burada, yani Türkiye Kürdistan’ındaki medeniyetin ve ilmin beşiği olan medresede ders vermeye başladı.

Bu dönemde dipçik ve namlunun ucuyla Kur’an’dan uzaklaştırılmaya çalışılan mazlum Kürt halkı bu gibi âlimlerin himmetiyle tekrar Kur’ani bir ilimle haşr ve neşr olmaya başladı. Minarelerden Arapça Allahu Ekber nidaları yükselmeye başladı. Şeyh Mele Emin bir çok köyde imamlık yaptı. Bawerné, Kelehé, Tınaté, Qesteluné,…Gittiği her köyde mutlaka ders verdi. Bu Dönemde halkı dininden uzaklaştırmaya çalışan sistemin tahribatlarına karşı medrese âlimleri irşat hareketini başlattılar. Köy köy dolaşılıp tebliğ yapılıyordu. Israrlar üzerine Seyda Silvan’ın Salıka köyüne geldi. Seyda burada Aqide İmané ve Mevluda Nebi adlı eserlerini yazdı. İmana dayalı bir ilmin susamışları olan halk, çevre il ve ilçelerden Salıka’ya akın ediyordu.1979’da Kızıltepe’nin Gırbeşk köyüne gelen Seyda iki yıl sonra Silvan’ın bereketli köyüne geldi. Seyda Son yıllarda Silvan’a yakın yol üzerinde büyük bir medrese kurma amacındaydı. Güzeltepe denen mevkide camii inşa edildi. Ancak artık takdiri ilahinin tecelli vakti geldi. 22 Mayıs 2003’te 76 yaşında iken arkasında yüzlerce âlimi, ders verdiği talebeyi ve sevenini bırakarak hakka yürüdü.

Batman’da Katliam Gibi Eylem (25 Mayıs 1995)

Mürtet örgüt göbek bağıyla, bağlı olduğu kirli şebekelerden damarlarına aldığı kanla kendisinden başka bölgede hiç kimseye hayat hakkı tanımayacağını her yerde dile getiriyor ve fırsat buldukça da kör yılan gibi saldırıyordu. İslami kesim şiddete karşı haklı bir savunmaya girdi. Bölgede, özellikle bölge halkının zarar göreceği kirli savaş başladı. Bu Savaştan rant sağlama çabasına giren kirli odaklar, bütün kirli oyunlarını periyodik olarak devreye koymaya başladılar. Bu necis planlarından biri de 25 Mayıs’ta Batman’da gerçekleştirildi.

Halkı sindirmek için, özellikle Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen kişilerin toplandığı, Batman’a yakın köylerin dolmuş durağı, maddi imkânları düşük tabla üstünde sebze satanların yeri olan bu noktada, yani Batman Hürriyet mahallesi imam hatip yakını demiryolu geçidi olarak meşhur olan burada büyük bir gürültü ile piknik tüpünden yapılmış bomba patlatıldı.

Çevre can pazarına döndü. Mazlumların ceset parçaları havada uçuştu. 11 kişi orada can verdi. Yirmi beş kişi ağır yaralı olarak Batman ve Diyarbakır’daki hastanelere sevk edildi.

Olayın faili olarak ilk akla gelen, bu tür katliamlarda imzası olan mürtet örgüt oldu. Aynı şekilde kendisinin sorumlu tutulduğunu bildiği halde, katliamın faili olmadığını söylemedi. Adeta, benim yapacağımı başkası önümden aldı pozisyonuna girdi.

Olayın üzerinden yıllar geçti. Bazı gazeteciler dönemin Batman valisi Salih Şarman’la olayı konuştu. Salih Şarman, olay failini yakaladıklarını, ancak yakalanan failin mit elemanı olduğu anlaşılınca serbest bırakıldığını söyledi. Devletin korumakla görevli olduğu halk devletin eliyle öldürülüyordu. Sebep, iki taraf arasındaki çatışmayı kızıştırmak ve OHAL’i uzatmakmış.

Olayın ertesi günü, dönemin OHAL valisi Ünal Erkan Batman’a geldi. Sanki hiçbir şey olmamış gibi Beşiktaş’ın rozetlerini çocuklara dağıtmaya çalışıyordu. Olayla ilgili İHA muhabiri olan gazeteci soru sordu. “Sayın valim olayı kim gerçekleştirmiş olabilir?” Önemi yokmuş edasıyla “Kim yaptığını bilmiyor musunuz?” diye cevap verdi. Olay hakkında hala soruşturma açılmış değil.

Felluce Direnişi (1 Mayıs 2004)

Irak ı işgal eden ABD, Feluce’ye bir türlü giremiyordu. Mukteda Es-Sadr etrafında kenetlenen Mehdi Ordusu, ABD canilerinin önünde adeta kale gibi duruyordu. Birçok silah ganimet olarak alındı. ABD diktatöryası havadan şehri bombaladı. Fosforlu mermiler kullandı. Ama bir türlü ilerlemeyi sağlayamayınca, 1 Mayıs 2004’te ABD’e askeri kesin olarak Felluce’den geri çekildi. Felluce direnişi Irak halkının halini dünyaya duyurmada iyi bir başarı elde etti. Felluce direnişi ABD’nin “Irak işgali tamamlanmıştır” demesinden sonra başlamıştır. Bugün Irak’ın çeşitli bölgelerinde doğan çocukların fiziksel bozuklukları, o gün kullanılan kimyasal içerikli silahların etkisinden olduğu anlaşılmıştır. ABD fitnesi silahla alamayacağı İslam beldeleri için şeytani desiselere tekrardan sarılmak zorunda kalmıştır.

Mardin’de Düğünde Katliam (4 Mayıs 2009)

Muhammedi bir sevdadan yoksunluk ve boş ideolojilerin ruhta bıraktığı bir boşluk. Bu durum Mardin’in Bilge köyünde kapanması zor bir yara açtı. Kız alıp verme meselesi yüzünden meydana gelen husumetten geldiği iddia edilen ancak daha sonra nedeninin cahili yaşamın damarlara sinmiş kötülüklerinin tecellisi olduğu ortaya çıkan olayda düğün evi otomatik silahlarla tarandı. Olayda tam kırk beş kişi yaşamını yitirdi. 17 kişi yaralandı.
Askeriye Destekli Taşıma Cumhuriyet Mitingleri (05 Mayıs 2007)

Türkiye’yi, kurulduğu günden beri, vesayetle idare etmeye çalışan kurum ve kuruluşlar, Milli Görüş kökenli olan AK Parti iktidarını hazmedemiyorlardı. Ülke halkının üzerindeki bazı baskıların durdurulmasını kendilerince çok büyük bir tehlike olarak görüyorlardı. Vesayetleri ellerinden alınır korkusu ile sudan çıkmış balığa dönüşmüşlerdi. Bu korku ile dışarıya laiklik ve Atatürk elden gidiyor vaveylaları ile ortalığı karıştırıyorlardı. Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerini AK Parti’ye seçtirmemek için yan kuruluşları olan STK(?)ları alanlara sürdüler. Laiklik elden gidiyor sloganı ile “Cumhuriyet Mitingleri” düzenlediler. Türkiye’nin her yerinden devletin imkânları ile alanlara insan taşıdılar. Beşincisi ve en sonu 5 Mayıs 2007’de İzmir’de yapılan mitinglerin dozajını ve amacını, Yaşar Büyük Anıt’ın; “Cumhuriyetin temel değerlerine, devletin üniter yapısına, laik demokratik devlete sözde değil özde bağlı bir cumhurbaşkanının seçileceğini umut ediyorum” açıklamalarında kendini gösteriyordu. “Bugün Ayışığı ve Sarıkız Darbe planların altyapısı olarak ortaya çıkan kargaşaya rejim partileri tam destek veriyorlardı.

Gezi Olayları Başladı (27 Mayıs 2013)

İktidara karşı fırsat kollayan kesimler, Taksim’deki yayalaştırma çalışmaları neticesinde, kesilen birkaç ağacı bahane ederek, sokaklara döküldü. Olaylar yavaş yavaş mecrasından çıkınca, polis müdahale etti. Eylemcilerin çadırları yerlerinden sökülüp atıldı. Bu kovalamaca günlerce devam etti. İşin asıl finansörü olan kesimler olayları diğer şehirlere de taşımaya başladılar. Eylemciler polisten kaçarken ellerindeki bira şişeleri ile ayakkabı ile girdikleri camiyi darmadağın ettiler. Olaylar amacına ulaşamayınca kalabalıklar tekrar kalıbına çekildi. Daha sonra olayın iç yüzü ortaya çıkınca meselenin üç beş ağaç meselesi olmadığı ortaya çıktı

Özbekistan’da Katliam (13 Mayıs 2005)

Özbekistan’da Kerimov iktidarı muhalefeti sindirmek için acımasız bir tutuklama kampanyası başlattı. Bu haksız tutuklama ve yargılamalara karşı çıkan halk yavaş yavaş meydanlara dökülmeye başladı. 13 Mayıs 2005’te halk hem yoksulluğa ve özelikle yargı yolsuzluğuna karşı büyük bir miting düzenledi. Kerimov yönetimi halkı kaba kuvvetle dağıtmaya başlayınca, durum kontrolden çıktı. Meydandaki halk otomatik silahlarla taranmaya başlandı. Bir anda sokaklar kan gölüne döndü. Bir çatışma olmaksızın halkın üzerine açılan ateş sonucu, üç binden fazla insan öldürüldü. Öldürülenlerden sadece 500 kişinin cesedi teşhis edilebildi.

Mavi Marmara Gemisine Saldırı (30 Mayıs 2010)

İHH ve Özgür Kudüs Hareketi tarafından organize edilen Gazze’ye yardım filosuna otuz ülkeden aktivist katıldı. Mavi Marmara Gemisiyle Akdeniz sularına indiler. Gemi henüz uluslararası sulardayken Terör Şebekesinin hava saldırısına uğradı. Helikopterlerden indirme yapıldı. Bütün dünyanın gözü önünde, caniliğini canlı yayında gösterdi. Dokuz kişiyi yakın mesafeden ateş ederek şehit etti. Dünyanın birçok yerinde özellikle Türkiye’de, Müslüman halklar meydanlara döküldü. Terör Şebekesine binlerce lanet yağdırıldı. İktidarın baskısıyla Terör Şebekesi üç yıl sonra özür diledi ve şehit ailelerine tazminat ödemeyi kabul etmek zorunda kaldı.

Peygamber Sevdalıları, Kazlıçeşme Meydanına Çıkarma Yaptı (6 Mayıs 2012)

Kazlıçeşme Meydanında, bütün Müslümanları peygamber sevdasında buluşturmayı hedefleyen Peygamber Sevdalıları Platformu, İstanbul’a adeta çıkarma yaptı. Yüz binlerce Peygamber Sevdalısı Kazlıçeşme Meydanına akın etti. Toplanan yüz binler, tekbir ve salâvatlarla yeri göğü meleklerle beraber inletti. Adeta nefret tohumlarını ve ötekileştirmekten rant sağlamaya çalışanların suratına şamar indirdi. Bütün körlere, sağırlara kardeşlik güzergâhını haykırarak gösterdi.

Reyhanlı’da Bombalı Saldırı (11 Mayıs 2013)

Hatay Reyhanlı’da içi patlayıcı dolu iki araçla saldırı gerçekleştirildi. Saldırılarda 52 kişi hayatını kaybetti. 146 kişi yaralandı. Bu, son yılların en kanlı terör olayıydı. Olay hakkında çok spekülatif haberler basında yer aldı. Ancak hala olayın gerçek yüzü aydınlatılabilmiş değil.

Mehmet Şadir / İnzar Dergisi – Mayıs 2015 (128. Sayı)
 
 

Tarihte Bu Ay
Yazdır Arkadaşına gönder

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.