• İnzar Dergisi - Kasım 2017
  • İnzar Dergisi - Ekim 2017
  • İnzar Dergisi - Eylül 2017
  • İnzar Dergisi - Ağustos 2017
  • İnzar Dergisi - Temmuz 2017
  • İnzar Dergisi - Haziran 2017
  • İnzar Dergisi - Mayıs 2017
  • İnzar Dergisi - Nisan 2017
  • İnzar Dergisi - Mart 2017
  • İnzar Dergisi - Şubat 2017

Kâinatın Efendisi - Salih Suruç

Kâinatın Efendisi - Salih Suruç

7- Efendimizin Dünyaya Teşrifleri Sırasında Meydana Gelen Hârikâ Hadiseler

Kâinatta en büyük hadise, hiç şüphe yok ki Kâinatın Efendisi Peygamberi­miz Hz. Muhammed’in (a.s.m.) dünyaya teşrifleri hadisesidir. Çünkü hilkat ağacının çekirdeği odur. Kadîr-i Zülcelâl, onun gelişini takdir etmemiş olsaydı, kâinat da, insan da olmaya­caktı; dolayısıyla, imtihan dünya­sının kapısı da açılmayacaktı.

15-01-2014 0 Yorum
Devamını oku

Kâinatın Efendisi - Salih Suruç

6- Resûl-i Ekrem Efendimizin Dünyaya Teşrifleri

Yeryüzünü mânevî bir karanlık kaplamıştı. Mevcudat, beşerin zulüm ve vahşetinden adeta mâteme bürünmüştü. Göz­yaşı döken gözler değil, ruh ve kalpler idi. Kalp ve ruhların keder, elem ve gözyaşına âlem de iştirak etmiş, sanki umumî yas ilan edilmişti!

14-01-2014 0 Yorum
Devamını oku

Kâinatın Efendisi - Salih Suruç

5- Fil Hadisesi

Hidayet Güneşinin doğmasına az bir zaman kalmıştı. Kâ­be’ye her taraftan insanlar akın akın gelip hac mevsiminde ziyaret ediyorlardı. Kâbe’nin bu kadar çok ziyaretçi toplamasını birtakım kimseler hazmedemi­yor ve rahatsızlık duyuyorlardı. Bunlardan biri de, Habeş Melikinin Yemen Vâlisi Ebrehe Eş­rem idi.

13-01-2014 0 Yorum
Devamını oku

Kâinatın Efendisi - Salih Suruç

4- Peygamberimizin Babası Hazreti Abdullah

Abdullah, Ab­dül­mut­ta­lib’in erkek çocuklarından sekizincisi idi.[1]Sîret ve su­rette diğer kardeşlerinden çok farklıydı. Dünyaya gelir gelmez babasının alnında parlayan Nur-u Mu­hammedî, onun alnına geçmişti. Bu nur, yüzüne harika bir güzellik ve müstesna bir tatlı­lık bahşetmişti. Ama hiç kimse, bu güzellik ve tatlılığın nereden ve niçin geldi­ğinin farkında değildi.

11-01-2014 0 Yorum
Devamını oku

Kâinatın Efendisi - Salih Suruç

3- Abdülmuttalib`in Rüyâsı

Aradan yıllar geçti. Alnında parlayan Kâinatın Efendisine âit nur, onu Ku­reyş’in reisliği maka­mına getirip oturttu. Sıcak bir yaz günü idi. Kâbe’nin yanındaki Hicr mevkiinde serin bir gölgede uyuyordu. Bir rüya gördü. Rüyasında bir zât, kendisine şöyle seslendi: “Kalk, Tayyibe’yi kaz!” Sordu: “Tayyibe nedir?” Fakat o zât, sorusuna hiçbir cevap vermeden uzaklaşıp gitti:

10-01-2014 0 Yorum
Devamını oku