Bismillah…
Kaleme almaya niyet ettiğimiz “Hayat Serüveninde İnsan” temalı bu yazı, kâinatın özeti olan insanı konu edinmesi hasebiyle, bu ay ilki yayınlanacak olan bir yazı dizisine dönmüş bulunuyor. Okumanızı ümit ettiğimiz bu yazıda insan hayatında maddi-manevi hayatilik arz eden bebeklik döneminin gelişim sürecini ele aldık. Verim alabilmemiz ümidiyle…
İnsan hayatı, tıpkı bir makale gibi giriş, gelişme ve sonuç kısımlarından oluşur. Kader kalemiyle yazılan hayat makalesinin giriş bölümü, insanın doğacağı coğrafyayı ve sahip olacağı aileyi kapsar. Gelişme bölümünde insan, psikolojik ve fizyolojik gelişim gösterir ki bu, anne karnına düştüğü andan itibaren başlar. Sonuç bölümünde ise gelişme bölümünde ne elde ettiyse onun sonuçlarını görür. Bu kısımda insan, geliştiği minvalde ya verim elde eder ya da eksikliklerle imtihan olunur.
İnsan, hayatının giriş kısmına müdahale etme yetkisine sahip değil. Zira ailesini ve doğduğu coğrafyayı seçme şansı yok. Gelişme kısmındaysa çoğunlukla akıl baliğ olduktan sonra bir takım konularda seçim yapıp net kararlar alabilir. Çünkü o döneme kadar etkin kişilerin yardımıyla yaşamına devam etmiştir. Çocuk üzerinde etki alanı oluşturanların, çocukta hayati izler bıraktıklarını bilerek bu konuda kafa yormaları gerekir. İnsanı bu süreçte en fazla etkileyen ise ailesi ve çevresidir.
“Yarınlarımız” olan çocuklarımızın “bugünleri” olarak onları “gelecek” olmaya nasıl hazırlıyor, neler veriyor, nelerden mahrum bırakıyoruz?
Hayırlı evlat sahibi olmak isteyen bireyler öncelikle çocuklarının, terbiyesinden geçeceği ve bir ömür davranışlarında izlerini taşıyacağı anne-babalarını seçmede hassas davranmalıdır. İlk aşamada kilit ifade “eş seçimi” değil “çocuklarına anne-baba seçimi” olmalıdır. Çünkü çocuklar anne-babanın genlerini taşıdığı gibi din, ahlak ve kültürlerini de bünyelerinde barındırırlar.
Akabinde çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin kendilerini Kur’an merkezli bir sağlık taramasından geçirmeleri mühimdir. Bir hastalık varsa erken tanı konulmalıdır. Zira teşhisi geç konmuş kalbi hastalıklar, Allah muhafaza çocuklarında ve belki de torunlarında, tedavisi çok zor olan hastalıklar meydana getirebilir. Tüm bu manevi tedbirler alındıktan sonra hane halkı tertemiz bir sayfayı doldurmaya hazırdır.
Bebeklik Dönemi
Çocuğun, dünya serüveni anne karnında başlar. Bu süreçten sonraki en hızlı gelişim evresini bebeklik döneminde yaşarken ebeveynlerin desteğiyle hayata tutunur. Fizyolojik ve psikolojik bir takım gelişimleri birbiriyle orantılı olarak yaşar. Bu da küçük dünyasına yerleştirilmiş büyük mucizeleri bize sunmaktadır.
Bebeklik dönemi olan 0-2 yaş dönemindeki bir çocuk, hayati ihtiyaçları için anne-babaya muhtaçtır. Yeme, içme, giyinme, uyuma, kişisel temizlik ve hatta oyun oynama… Kendisine ihtiyaç duyulan anne babanın da o nispette donanımlı olması gerekir. Çocuğun maddi-manevi duyacağı ihtiyacı -gücü oranında- karşılayabilmelidir.
0-2 yaş döneminde çocuklar öğüt almaktan ziyade davranışlarla öğrenirler. Adeta kopyala-yapıştır tekniği kullanarak bilgileri hayatlarına kodlarlar. Bu noktada ebeveyn için pratiklik önemlidir. Manevi hayatı, görgü kurallarını, sağlıklı yaşamı pratize etmiş kişi, tüm bunları çocuğuna da kolaylıkla aktarabilir.
Bebeklik döneminde çocuğun bir şey anlamadığı sanılarak yapılan bir takım serbestlikler ise ileride büyük bir sorun olarak ebeveynlerin karşısına çıkar. Örneğin çocuk, yemeği sağ elle yemesi gerektiğini bu dönemde öğrenir. Burada anne-babaya düşen yalnızca çocuğun eline yiyecek verirken sağ eline vermektir. Çocuk bunun sevabını belki yıllar sonra öğrenecek fakat burada mühim olan bu tutumu çocuğu incitmeden ahlakına yerleştirmektir.
Yine giysileri sağdan giyinip soldan çıkarmak, her işte olduğu gibi bunda da besmele ile başlamak bebeklik döneminde verilebilecek küçük görünen büyük eğitimlerdir. Yeni yeni yürümeye başladığı bu süreçte attığı her adımda “Allah” zikrini çekmek, her gece uyuyacağı zaman uykudan önce okunacak dua/ayetleri okumak çocuğun manevi gelişimiyle birlikte konuşmasında da gelişim sağlayacaktır.
Bebeğin gelişim hızına ayak uydurulmadığı takdirde, sızlandığı her an önüne konulan akıllı cihazlarla tertemiz beyni dumura uğratılacaktır. Çocuklarımızı teknoloji devlerinin insafına bırakmak istemiyorsak, bir şey anlamadığını sandığımız bebeklik-süt çocukluğu döneminde onlarla birebir duygusal ve dokusal temas sağlayalım. Ve unutmayalım ki çocuk bu dönemde aldığı ilgiyi ve hasarı ömrü boyunca hayatında taşır.
Yemek yemeyen, devamlı ağlayan, hırçın tavırlar sergileyen, etrafı kurcalayan bir bebek yaramazlık değil de belki ebeveynine bir mesaj iletiyordur. Mesajı sağlıklı okunan bebeklerin bu dönemi (0-2 yaş) atlattıktan sonra tavırlarında olumlu değişimler gözleniyor. Mesajı sağlıklı okunamayan bebekler ise ebeveynini mesaj yağmuruna tutuyor ki bunları okumak ebeveynler için bir hayli zorlaşıyor. Hal böyle olunca “çocuğum çok agresif, dikkat ve hiperaktivite bozukluğu var mı?” endişesiyle bebeklik dönemini henüz bitirmiş çocuklar, aileleriyle birlikte psikolojik destek almaya başlıyor.
Bu dönemde ebeveynlerin uykusuzluk, stres vb. sıkıntılarını da göz önünde tutarak diyoruz ki; yapılması gereken sadece birkaç ay bebeğinize, dünyaya adapte olmasında yardımcı olmanızdır. Ağlamasından, hareketli oluşundan, gece yarısı uyanıp yatmamasından şikâyet etmek yerine onunla, çevreyle olandan biraz daha fazla mesai yapmaktır. Bırakalım da çocuklarımız kendilerine zarar vermeyecek şekilde etrafı dağıtarak, üzerlerini kirleterek, gecenin bir yarısı uyanıp oyunlar oynayarak, her şeye rağmen sevginin en yüksek dozunu tadarak bebeklik dönemini tamamlasınlar.
ETKİNLİK ÖNERİSİ
Bebeğinize küçük bir seccade alın. Bu seccade onun günlük oyunlarının arka planını oluştursun. Oyunlarını onun üzerinde oynasın. Bebeklerine battaniye olarak örtsün, arabalarını sürdüğü yol olsun. Seccadeyle vakit geçirmesine fırsat verin. Bazı zamanlar namaz kılarken yanınıza onun seccadesini de serin. Gelip sizinle düzenlice namaz eda etmesini beklemeyin, bunu yapmayabilir. Buradaki amaç çocuğun seccadeyle arkadaşlık kurmasıdır.
Bu etkinlikten çocuğun kazanımı; bilinçaltındaki mutlu anlarında namazın olmasıdır. Namazın can sıkıcı bir zorunluluktan ziyade en güzel rahatlık vesilesi olduğunun çocuğun bilinçaltına yerleşmiş olmasıdır.
Gelecek yazımızda “İlk Çocukluk Dönemi- Oyun Çocukluğu” konusuyla buluşmak üzere, selametle kalın.
inzar
inzar