| 1-Editörden |
| Âlemlerin Rabbi olan Allah(cc)’a gereğince hamd olsun. Kulu, elçisi, müminlere rehber olan Muhammed Mustafa aleyhisselatu vesselama, pak ailesine, ashabına ve kıyamete dek bu yolun takipçilerine salât ve selam olsun! |
 |
| 2-BİRAZ SİTEM 2 |
“Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim de kötülük ederse, o da kendi aleyhinedir. Senin Rabbin, kullara zulmedici değildir.” “Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah’tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından korunursa; işte onlar, felah bulanlardır.” “Allah’ım, ömrümün sonunu en hayırlı anlarım eyle. Amellerimin sonlarını senin rızana layık eyle. Seninle buluşma günümü, en hayırlı günüm eyle!”
|
 |
| 3-AYRILIK ŞİİRİ |
Çekilip nur-u hidayet yine zindan olacak, Yine firkat, yine hasret, yine hüsran olacak. Yine sen, yaş yerine kan akıtıp ağla gözüm, Çünkü hicran dolu kalbim yine hicran olacak. |
 |
| 4-İSLAMİ EĞİTİMİN MÜCADELE ORTAMINDA YENİDEN DİRİLİŞİ Faruk Hamza |
| “Mü’minlerin tümünün öne fırlayıp çıkmaları gerekmez. Öyleyse onlardan her bir topluluktan bir grup, çıktığında (bir grup da), dinde derin bir kavrayış edinmek (tafakkuhta bulunmak) ve kavimleri kendilerine geri döndüğünde onları uyarmak için (geride kalabilir). Umulur ki onlar da kaçınıp-sakınırlar..”(Tevbe: 122) |
 |
| 5- SİZE ALLAH’TAN KORKMAYI TAVSİYE EDERİM! A.Kuddus Yalçın |
“Sizden önce kitap verilenlere de, size de ‘Allah’tan korkun’ diye tavsiye ettik” (Nisâ: 131) Ebû Necih İrbâd bin Sâriye radıyallahu anh şöyle dedi: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize çok tesirli bir öğüt verdi. Bu öğütten dolayı kalpler ürperdi, gözler yaşardı. Bizler: — Ey Allah’ın Resûlü! Bu öğüt, sanki ayrılmak üzere olan birinin öğüdüne benziyor, bari bize bir tavsiyede bulun, dedik. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular: — Size, Allah’tan korkmanızı (takvayı), başınıza bir Habeşli köle bile emir olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra sağ kalıp uzunca bir hayat sürenler pek çok ihtilaflar görecekler. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-i Râşidîn’in sünnetine sarılmanızdır. Bu sünnetlere azı dişleriyle tutununuz (sımsıkı sarılınız). Sonradan ortaya çıkarılmış bid’atlardan şiddetle kaçınınız. Çünkü her bid’at dalâlettir, sapıklıktır” (Ebû Dâvûd, Tirmizi, İbnu Mâce) |
 |
| 6-KADİM SİYONİZİM VE NİFAK HAREKETİNİN ORTAK HEDEFİ; HZ. MUHAMMED (SAV) M.Bahaddin Temel |
Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam Küba’da iken hem Yahudilerin ve hem de münafıkların illeri gelenleri gelip Onunla görüştüler. Yahudi liderlerinin görüşmesini; müminlerin annesi Hz. Safiye (ra), şahit olduklarını şu şekilde beyan etmektedir: “Ben, babam için çocuklarının en sevgilisi idim. Amcam Ebu Yâsir de beni çok severdi. |
 |
| 7-SORULARLA FIKIH |
Hamd olsun Âlemlerin Rabbine, Salât ve selam olsun Peygamberlerin sonuncusu Efendimiz Muhammed Mustafa’ya, Onun temiz aile fertlerine, top yekûn ashabına ve sizlerin üzerine…
Bir arkadaşla bir işe ortak olduk, fakat ben para vermedim ortağım para verdi. Ben ortağımın verdiği parayla işe başladım. Ortağım sadece kâr ortağı olacağını söyledi. Bu faiz olur mu, böyle bir ortaklık olur mu? |
 |
| 8-HİKMET PINARI |
Ey oğlum, kendi rızkına razı ol! Kendi rızkına razı olan, kimseye muhtâc olmaz Gözü başkasının malında olan, fakir olarak ölür. Allah’u Teâlânın taksim ettiği rızka razı olmayan, O’nu kaza ve kaderinde, dilediğini yaratmakta töhmet altında tutmuştur. Ahmaklar arasında bulunan horlanır, âlimler arasında bulunan hürmet görür. |
 |
| 9-BAKİ BİR HAKİKAT, FANİ ŞAHSİYETLER ÜSTÜNE BİNA EDİLMEZ Muhammed Şakir |
“Baki bir hakikat, fani şahsiyetler üstüne bina edilmez, edilse hakikate zulümdür…” Üstadı konuşuyoruz… Onun hizmet anlayışında ferd nerede cemaat nerede duruyor, ona bakacağız. Dahası bakmamız lazım. Nurani bir hizmet dairesinde cehd u gayret edip ter döken kardeşler olarak bu, bizim için önemli… |
 |
| 10-MUNACAAT-I ESMAÜL HÜSNA |
Ey görülmeyen dahi her şeyi gören BASİR! Gizli ve aşikâr her halimizi Senin gördüğünün şuurunu bize kavrat. Zalimlerin yaptıklarını gördüğün gibi, onların gizli hallerini ifşa et. Ey hikmet ile hükmeden, yaptığı her işte hikmeti gözeten, hüküm ve hikmet sahibi HAKEM! |
 |
| 11-ALLAH BİZE YETER Naşit Tutar |
| Varsın bir adımız olmasın insanların hatırladığı… Ne varlığımız bir şeyler ifade etsin kimseye, ne yokluğumuzu fark etsin birileri… Bırak bir unvanımız, şan veya şöhretimiz bulunmasın, insanlar arasında övündüğümüz… Bir unvan lazımsa, ‘kul’ olmak en büyük şöhret olsun bize… ‘Abdullah’ isminden başkasıyla çağrılmayalım, eğer bir isimle hitap edilecekse bize… Kendimizi ve sahip olduklarımızı Allah’ın varlığına adadıklarımızdır, bizim için baki kalacak olan tek sermaye. Bil ki senin, benim, hepimizin varlığı, O’nun varlığında hayat bulur ancak… |
 |
| 12-HALİMİZE AĞLAYALIM Adem Gönül |
“Benim bildiğimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız.” (Buhari-Müslim) Ağlamanın, gözyaşı dökmenin hayatımızda ne kadar yeri vardır? Hiç düşündünüz mü? Günde ne kadar ağlıyor ve ne kadar gülüyoruz? Bunlardan hangisinin hayatımızda yeri daha çok? Hangisi hislerimizin, duygu ve düşüncelerimizin tezahürü olmaktadır? Ağlamak mı? Gülmek mi? |
 |
| 13-ASLAN* M.Ali Gönül |
| Tabiat, kış mevsiminin ağır şartları altında yorgun bir savaşçı gibi yavaş yavaş diriliyordu. Gürül gürül akan dereler, yeşil yeşil canlanan orman, dingin bir huzur veriyordu kır saçlı adama. Saçlarına ak düşmüş, sakalları kıra çalmış, yüzünde 400 yıllık bir acının izleri olan 54 yaşlarındaki kamuflaj elbiseli adam, yarım saattir dinlendiği yerden çevresini hem gözetliyor, hem düşünüyordu. |
 |
| 14-ALLAH TEÂLÂ’YA KAVUŞMAYI ARZULAMAK? Mehmed Göktaş |
| Onlar ki, bizim karşımıza çıkmayı arzu (ve ümit) etmezler ve dünya hayatından razı olup onunla tatmin olmuşlardır ve onlar ki, bizim ayetlerimizden gafildirler! İşte bunların -kazandıkları (günahları) sebebiyle- varacakları yer cehennemdir! Amma, iman edip güzel güzel ameller yapan kimselere gelince, onların Rabbi kendilerini -imanları sebebiyle- hidayetine erdirir, naîm cennetlerinde altlarından ırmaklar akar... |
 |
| 15-GENÇLİK VE DİRİLİŞ Zülfükar Fırat |
| İnsan hayatının çocukluktan sonra başlayıp yaşlılık devrine kadar devam eden devresidir gençlik. Gücün ve iktidarın doruk noktasına ulaştığı, yapabilme gücünün zirvede olduğu evredir gençlik. Allah’ın kullarına bahşettiği en güzel nimetlerden biridir o. Hayatı ve ölümü imtihan maksatlı yaratan Rahman’ın, imtihan sonrasında hesabını mutlak soracağı nimettir gençlik. Gençlik, hareket ve heyecanın zirvelerde olduğu, elde etme isteğinin cuşu huruşa geldiği çağdır. Toplumların tarih sahnesinde var olabilmesi ancak dinamik genç bir nesil ile mümkündür. Tarih boyunca toplumların kaderini değiştiren kadroların büyük çoğunluğu gençlerden oluşmuştur. Bu yönüyle bakıldığında toplumların geleceği gençliğin akış yönüne bağlıdır denilebilir. Yani gençlik hangi yöne kanalize edilmişse, toplum da o yöne akar. Bu gerçekten hareketle tarih boyunca toplumları istedikleri yöne kaydırmak isteyen güçler öncelikli olarak gençliğe el atmışlardır. Gençliği kendi emelleri doğrultusunda kullanmış, gençliğin eğilimlerinden istifade etmişlerdir. |
 |
| 16-ŞEHİD OLANLAR ALLAH’IN EN SEVGİLİ KULLARIDIR HENDEK SAHİPLERİ-7 M.Mahmut Kılınç |
| Sarayın terzileri sandıklar dolusu giysilerle gelip elemelerde kalan 50 çocuğu giydirmeye başladılar. Hayatları boyunca büyük ağabeylerinin küçülen giysilerini giyen, onlara da dar gelmeye başlayınca kardeşlerine bıraktıkları eskimiş püskümüş giysiler giyen çocuklar dokunmaya bile kıyamadıkları kumaşlardan biçilmiş harika giysilere bürününce kendilerini masal dünyasında sanmaya başladılar. Terziler harıl harıl çocukları giydirirken elemelerden geçemeyen diğer çocuklar da sarayın konak yerinde başka bir köşeye alınmış aralarından evine dönmeyip sarayda çalışmak üzere gönüllüler seçiliyordu. |
 |
| 17-AİLE KURUMUNU KORUMAK 4 Abdülkadir Turan |
Rabbimizin verdiği imkânla geçen sayıda aile için birliktelik ve paylaşmanın öneminden söz etmiştik. İnşaallah bu sayımızda da ailenin korunması konusunda “özveri”nin öneminden söz edeceğiz.
|
 |
| 18-MUTLULUĞUN ÜÇ SIRRI-3 MALIN BEREKETİ SADAKA İbrahim Dağılma |
“Allah, faizi yok eder de, sadakaları arttırır. Allah, günahkar kâfirlerin hiç birini sevmez..” (Bakara: 276) Bir alış-verişin en temel mantığı tarafların rıza ve kabulüdür. “Malımı şu bedele verdim.” “ Malını şu bedelden aldım.” Anlaşmasının sonucudur, alış veriş. Hukuki bağlamda alış verişin feshi bazı teklifler ortaya çıkarır. Bu minval üzere mümin de dünya ticarethanesinde Rabbiyle bir alış-veriş yapmıştır. Bu alış-verişte müminler, mal ve canlarını Allah’a satmışlardır. Allah(c.c) de buna mukabil bedellerin en kıymetlisi cenneti vermiştir. Alanın razı, verenin razı olduğu bir ticarette geri adım, sıvışma, yana yatma, akde aykırılık düşünülebilir mi? |
 |
| 19-ŞİVAN YILDIZIM Nurullah Gülsever |
Çamur deryası sokağın ortasında, gecenin bir yarısında, delik deşik potini, yırtık-pırtık üst başıyla zaman zaman homurdanan fırtınaya ve bir bastırıp bir duran yağmura karşı ağır aksak yol almaya çalışıyor… Haniyse mezardan fırlamış bir hortlak.. Sağa sola yalpa yapıyor ve kim bilir nereden geldiğini, nereye gittiği o da bilmiyor. Ü.G.Turan’ın(1) deyimiyle “denizin ortasında, fırtınaya tutulmuş, kaptansız bir gemi…” Kaderin müşfik eli onu sekinetli bir limana itmese parçalanıp deryanın dibini boylaması an meselesi. Zonklayan beyninde belli belirsiz gölgeler, sahipsiz çığlıklar, canavar homurtuları.. Sanki cinler cirit oynuyor kafatasında. İçi ürperiyor, kalbi sıkışıyor yol alırken ve karanlıklar, sisler arasında her bir sarsak adımı meçhulü arşınlamakta. Uzaklardan beliren her bir yansımayı bir ışık kaynağı, bir dost menzil gibi hayal ederek dizlerine derman pompalamaktan geri durmuyor. Ama nafile… Hiçbir menzile varamayacağını o da biliyor, ben de… Kim bu adam ve bu gece yarısında bu viran ve yaban beldede ne işi var? |
 |
| 20-ONUN MEKKESİ Selahaddin Çelik |
Sevilmeye layık, övülmeye layık, kendisine abd olunmaya layık olan yüce yaratanı hamd ve tespihle yüceltir, şairin; “Muhammedun beşerun ke’l beşer Bel huve ke’l yakutu beyne’l hacer” “Muhammed, diğer insanlar gibi bir insandır. Ama O, taşlar içinde tıpkı yakut gibidir” sözüyle de Resul aleyhisselatu vesselamı övmekle; biz de Onun şanını överiz. Makam-ı Mahmud’u ve cennetin en yüce mekânlarını Onun zatı için, Allah’tan en içten duygularla isteriz. Ellerini öpmeyi bize de nasip kılsın diye dua ederiz. |
 |
| 21-“ALLAH’I, ZALİMLERİN YAPTIKLARINDAN HABERSİZ SANMA!” Hasan Sabaz |
Yine bir Mart ayındayız ve Halepçe’yi hatırlıyoruz. Yine vahşetin sınır tanımazlığını, yine mazlumiyeti, yine çiğnenen değerleri hatırlıyoruz. Yine kimyasal silahları, yine zulmün uluslararası boyutunu, yine kitle imha silahlarını hatırlıyoruz. Halepçe ve Mart ayı bize daha çok şey hatırlatır, eğer insani değerlerimizi kaybetmemişsek. Hele de bu zamanda, emperyalist zulüm bloku, İran’ın nükleer teknolojisini iğdiş etmeye uğraşırken, onların kirli yüzünü bir kez daha açığa çıkarıyor Halepçe… |
 |
| 22-MAVERA YOLUNDA ŞUUR SOHBETLERİ KABİR ÂLEMİNE YOLCULUK 3 Yusuf Akyüz |
“Artık kim bu dünyada kalbi kör olursa (hakikati göremez ise), o kimse ahirette de kördür ve yolca da en sapkın olandır!” (İsra: 72) “Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir yaşam vardır ve kıyamet günü onu kör olarak haşrederiz! O, ‘Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin? Hâlbuki ben dünyada iken gören bir kimse idim’ der… Cenab-ı Hak: “İşte böyle! Sana ayetlerimiz gelmişti de sen onları unutmuştun. Bugün de sen böylece unutulursun!’ buyurur.”(Taha: 124-126) Muvakkat bir imtihan müddeti içinde yaşadığı bu fani dünyada hakikati görmeden, cisim ve madde hayatına bağlı anlık hazların zifiri karanlığında tıpkı etten bir robot gibi sadece gövde planında yaşayan bir canlı cenaze, ölüm akabinde kabir âlemine intikal ettiğinde hiçbir kelimenin iade edemeyeceği dehşetli pişmanlıklar yaşar. Bizzat bu pişmanlıklar bile onun için azap içinde azap, ıstırap içinde ayrı bir ıstırap olur. O âleme varıp da hakikati anlayınca, dünyada bakan kör gibi boşa geçirdiği günleri, ayları ve seneleri hatırlar, neyi kaybettiğini fark ederek pişmanlık ateşi içinde için için yanar. Aynı pişmanlık mahşer günü daha da artar. “Ve azabı gördüklerinde içlerinde derin bir pişmanlık duyarlar…”(Yunus: 54) |
 |
| 23-Şehid Reyyan’ın Kaleminden Şehid Ahmed Yasin |
| Bu sevgili vatanda yaşayan küçük çocuklardık, nemli, tatlı ülkeleri düşler, ninelerin dedelerin onlar hakkında anlattıkları hikâyelere sevdalanır, dedemizin eşeğini ve devesini sever, Askalan’daki güzel zambak kokusunu içimize çeker, üzüm ve incir yazında minareye çıkar, hasat sonbaharında babalarımızla Filistin’in ay ışığı altında bağdaş kurardık. |
 |
| 24-NÜKLEER MESELEDE ABD ŞANTAJ YAPIYOR Ali Özgür |
"Onların aleyhimizdeki yaptırım ve tehditleri yeni bir şey değil. Geçmişte insan hakları, demokrasi ve diğer şeyleri bahane ediyorlardı, şimdi de nükleer enerjiyi bahane ediyorlar. Nükleer enerji konusu hallolsa bu sefer başka bir bahane gündeme getirecekler”
Bu sözler, İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ramin Mihmanperest’e aitti. İslam İnkılabı’nın gerçekleştiği 1979 yılından bu yana İran’a karşı geliştirilen komplolarda her sefer değişik bahaneler kıymete bindirilirdi. İnkılabın 31.yıldönümüne denk gelen bahane de nükleer enerji çalışmalarından hareketle nükleer silah temin etme suçlamaları olarak sürüyor. |
 |
| 25-Bir hizmet aşığını daha Hakka uğurladık! |
Her nefis muhakkak ölümü tadacaktır. Geçen yıl yine aynı vakitlerde İdris kardeşimizi Hakka uğurlamıştık. Aradan bir sene geçmeden hizmet aşığı, İnzar ailesinin gönüllü fertlerinden birini Hakka uğurlamanın acı ve hüznünü yaşadık. Üzüntü ve kederimiz; ölümden bihaber olmamız değil, böylesine kıymetli kardeşlerimizden ayrılmamızdır. |
 |
| 26-SİZDEN GELENLER |
ŞUBAT KERVANI ŞEHİTLER KERVANI Bir şubatı daha yaşıyor, şehid gönlümüz Bir iman şulesini gömerken toprağa Bir fedai daha kavuşuyor Rahman’ a Ardından “Gırê Savaro” daki cengâverler ordusuna
|
 |