| 1-Editör'den |
Şubat ayı denince akıllarımıza şehidler gelir. Hasan el Benna, Hama şehitleri, Şeyh Ragıp, İskilipli Atıf Hoca, Abbas Musavi, Malcolm X, Şeyh Erbili, Metin Yüksel, Molla Zeki ve daha niceleri. Allah’u Teâlâ hepsine ğani ğani rahmet eylesin. Şehidler denince; tebliğ, azim, gayret ve cihad gelir akıllara. Sabır ve fedakârlığın en üst seviyesi canlanır zihinlerde… Cennet karşılığında canlarını âlemlerin rabbine satarak yapılan kârlı alışveriş akıllara gelir…
|
 |
| 2-BİRAZ SİTEM (Başyazı) |
Dergimiz yayına girdiğinden bu yana, yazılarımız aracılığıyla her ay kardeşlerimizle, okuyucularımızla beraber olmaya çalıştık. Hemen hemen bütün yazılarımızda nasıl olmamız, ne yapmamız ve nasıl hareket etmemiz gerektiğini Allah'ın izni ve yardımıyla sade ve anlaşılır bir şekilde yazdık. Prensip olarak eleştiri yapmaktan uzak durduk, yazıyla bile olsa kimseyi taciz ve tahkir etmedik. Olmak zorunda olduğumuz hali, hareketlerimizin ölçüsünü ve yapmamız gerekenleri yaparsak eksikliklerin, kusurların ve eleştirilecek yönlerin düzeleceğine inandığımız için bu üslubu kullandık.
|
 |
| 3-SINANMADAN CENNET, ÖYLE Mİ?! Faruk Hamza |
| Allah (cc)’ın, değişmez kanunu ve cari olan yasalarından biri de kuşkusuz kullarını bir takım imtihanlara tabi tutmasıdır. Bu Rabbani sünnet, insanlığın atası olan Âdem (a.s)’den itibaren başlamış ve yeryüzünde insan nesli var oldukça da devam edecektir. Dünyaya gelen her insan, kendisi için mukadder olan imtihan serüveninden mutlaka nasibini almıştır. |
 |
| 4-MÜSLÜMAN YALAN SÖYLEMEZ –2 A.Kuddus Yalçın |
| Konuşmak insanın başlıca özelliklerindendir. Allah azze ve celle, Adem aleyhisselamı yarattıktan sonra hem onunla konuşmuş hem konuşması için eşyaların isimlerini öğretmiştir. Ayrıca Allah azze ve celle, peygamberleri aracılığıyla insanlarla konuşmuş ve konuştuklarının diğer insanlara konuşmak suretiyle iletilmesini istemiştir. Demek peygamberlerin görevi olan tebliğ, konuşmakla olur. |
 |
| 5-İKİ SEVDALININ FEDEKÂRLIKLARI M.Bahaddin Temel |
| Gözlerimizin nuru, Sevgili Peygemberimiz aleyhisselatu vesselam, henüz Küba’da iken, Mekke’de emanetleri sahiplerine iade etmesi için geride bıraktığı Hz. Ali (ra) da gelip ulaştı. Çetin yolculuk şartlarından dolayı ayakları şişmiş, öyle ki Allah Resulünün çağırmasına rağmen takat edip gidememişti. Onun yatalak hali Sevgili Peygambere arz edilince kendileri, Hz.Ali (ra)’ın misafir bulunduğu eve teşrif buyurdular. Fedâkâr amcaoğlunun perişan halini görünce; şefkat ve merhametin tezahürü olarak mübarek gözlerinden yaşlar akmaya başladı. |
 |
| 6-SORULARLA FIKIH |
| Bazı market veya mağazalarda helal malların yanında haram olan mal veya hizmetler de sunulmaktadır. Örneğin: içki, milli piyango, spor toto, iddia oyunu gibi. Buralarda alış veriş yapmak, buralardan alınan malı kullanmak ve yemek caiz midir? |
 |
| 7-HAKKIN HATIRINI MUHAFAZA İÇİN BAŞKA HATIRLARA BAKILMAZ Muhammed Şakir |
Barla’dayız. Biliyorsunuz; Üstad burada sekiz buçuk sene boyunca sürgün kalmış... Bunu bilenler, buranın nurlar içindeki konumunu da bilirler. Üstadın haklı olarak buraya atfettiği önemi de... Çünkü nurlar ilk olarak burada yazılmış, buradan memlekete ve daha sonra da dünyaya yayılmıştır. Böylece, okuyanlar, nurun huzmeleri ile imanın özünden faydalanmış, feyizlenmiş, enerji ve manevî kuvvet kazanmışlardır.
|
 |
| 8-Şubat Şehidlerinden Öğütler |
Biz birbirimizle, Allah düşmanlarıyla mücadele yolunda rekabet etmeliyiz ve bundan dolayı her bağlılığı (İslam’a bağlılık dışında) reddediyoruz. Sakın kimse “ben filan tarafa veya filan oluşuma bağlıyım” demesin. Hepimiz “bizler İslami direnişin çocuklarıyız”, hepimiz “Hz. Muhammed bin Abdullah (sav)’ın getirdiği bu dinin evlatlarıyız” demeliyiz. Evet, bu bağlılık her birimize şeref ve izzet bahşedecektir. |
 |
| 9-HZ ÖMER’İN ADALET ANLAYIŞI M.Mahmut Kılınç |
1400 sene önce karanlık bir çağda yükselen İslam güneşi modern çağın gerçek aydınlatıcısıdır. İnsanlık tarihinde hiçbir devrim, hiçbir medeniyet, hiçbir sistem, İslam’ın çıkışı, gelişmesi ve devam etmesi kadar büyük değişiklikler göstermemiştir. İslam’ın yükselişi insanlık tarihinde belki de en hayretengiz olayıdır. İlk önce benimsenmeyen bir topluluğun içinde ortaya çıkmasıyla İslam kültür ve medeniyeti dünyanın yarısından fazlasına bir asır içinde yayıldı. Büyük imparatorluklar paramparça oldu, uzun süre hüküm süren dinler bir bir yıkıldı. |
 |
| 10-KALK ARTIK GENÇ ADAM Naşit Tutar |
| Sen ey Genç Adam! Gözlerindeki iman parıltılarıyla, şeytan ve dostlarının asrımızın üzerine ilmek ilmek ördüğü bu karanlık atmosferi dalga dalga aydınlatmanın zamanı gelmedi mi daha? Silkin de bir bak etrafına!.. Küfür tohumlarının saçıldığı mübarek topraklarımızda, isyan ve inkârla zehirlenmiş cehennem zakkumlarının boy verdiğini görmedin mi hala? Zihinlerimizin işgal, bedenlerimizin esir, düşüncelerimizin iğfal, duygularımızın horlandığını ne zaman fark edeceksin? |
 |
| 11-GÜNE BAŞLARKEN Adem Gönül |
Günü, gece ve gündüz biçiminde taksim eden Rabbimiz, her bir anın bereket ve hayrından istifade etmemizi istemiştir. Gece ve gündüz Allah’ın birer ayetleridir. Bu zaman dilimleri Allah’ın beyan ettiği ölçüde değerlendirilmeli ve dengeli bir şekilde kullanılmalıdır. İlahi ölçü gece ve gündüzün maksadını bizlere beyan etmektedir. |
 |
| 12-YAVAŞTAN YAVAŞTAN ACELE ETMELİYİZ. Mehmed Göktaş |
| Yapılması gerektiğine inandığımız şeyleri, yapmakla yükümlü olduğumuz işlerimizi şöyle bir gözümüzün önüne getirelim, hatta ciddi olması için yazalım. Sonra bu işlerimizden her biri için ne kadar zaman gerektiğini tesbit edelim. Sonra kendi kendimize şu soruyu soralım: Benim işim mi daha çok, vaktim mi daha çok? |
 |
| 13-MÜNACAAT-I ESMAÜL HÜSNA |
Ey bütün varlığı, halleri ve hadiseleri tayin ve tespit eden, tümünü yoktan var eden HALIK! Yarattığın olay ve hadiselerde bize hayır nasip et. Ahval ve ef’alden nefsimize zor gelse bile hayırlı olanları bizlere yaşat. Ey eşyayı ve her şeyin varlığını birbirine uygun yaratan BARİ’! |
 |
| 14-MÜSLÜMAN KADININ SORUMLULUĞU Zülfükar Fırat |
| Kadının yozlaşmasından söz ederken Müslüman kadının İslami değerlerden sıyrılarak, Batının kültürü ile kültürlenmesini kast ediyoruz. Evet, Müslüman kadın gerek İslam coğrafyasının tümünde, gerekse yaşadığımız coğrafyada yozlaştırılmıştır. İslam toplumunun ilk yıllarında Kur’an’ın şekillendirdiği ve Peygamber aleyhisselatu vesselam’ın öğretileriyle hayat bulan Müslüman kadın profili zamanla bozulmuş ve Müslüman kadın kendi öz benliğinden uzaklaştırılmıştır. |
 |
| 15-ŞEHİD OLANLAR ALLAH’IN EN SEVGİLİ KULLARIDIR - HENDEK SAHİPLERİ-6 Ziya Çevlik |
Martil, asasıyla önünde dikildiği çocuğa sordu: - Adın ne senin? - Adım Abdullah - Buraya nerden geldin? - Efendim, ben diğer arkadaşlarım gibi uzaklardan gelmedim. Şehrin hemen dışındaki köyde oturuyorum
Sihirbaz Martil, genç çocukta bir şeyler hissettiğinden sormaya devam etti; - Peki, buraya niye geldiğini biliyor musun? - İnsan bilmediği yola çıkarsa ya köledir ya binektir. Ben ne köleyim ne de binek?
|
 |
| 16-AKLIMIZ BAŞIMIZDA MI? Mustafa Canan |
İmam-ı Azam Ebu Hanife, tüccar bir zat olduğu malumdur. Bu büyük insan, gündüz öğleye kadar mescitte talebelerine ders verir, öğleden sonra ticaret işleriyle uğraşırdı. Bir gün ders verdiği sırada bir adam mescidin kapısından seslendi: "Ya imam, gemin battı!.." İmam-ı Azam bir anlık tereddütten sonra "Elhamdülillah" dedi. Bir müddet sonra aynı adam yeniden gelip haber verdi: ""Ya imam, bir yanlışlık oldu batan gemi senin değilmiş!" İmam bu habere de "Elhamdülillah" diyerek mukabele etti. Haberi getiren kişi hayrete düştü: "Ya imam, gemin battı diye haber getirdik 'Elhamdülillah' dedin. Batan geminin seninki olmadığını söyledim, yine 'Elhamdülillah' dedin. Bu nasıl hamd etme böyle?" |
 |
| 17-KÜRDLERİN REÇETESİNİ DOKTORUNDAN ALMA ZAMANI Necla Zengin |
Oldukça süslü, güya insani değerleri ön plana alan sözcüklerle sahneye çıktıysalar da bu akımlar fiyaskoyla sonuçlanmaktan kendini kurtaramadılar. Bu tür fiiller, isabetsiz sonuçlar ve fıtratın arzuladığına kavuşamama; acizliğin itirafıyla son bulmuştur. Buna yine insanların yazdığı doğru tarih en açık ve güçlü şahitlerdir. Hali hazır zamanın şahitleri de, psikososyal yapıları ve farklı birçok özellikleri ile değişik coğrafyalarda yaşayan biz insanlarız. İnsan olmamız hasebiyle, her konuda mükemmelliği arama ve bulduktan sonra devreye sokma çaba ve arayışındayız. |
 |
| 18-AŞKINI TAZELE CAN Nurullah Gülsever |
Dermanın tükenmeden, takatten kesilmeden, Can Kuşu kanatlanıp uzaklara gitmeden; aşkını tazele Can! Bilirsin körpe canım: günlerin sayılıdır. Sermayesi “an” olanın, derdi “derman” olanın, aşkı “Sultan” olanın; uyku tutmaz onu Can! |
 |
| 19-AİLE KURUMUNU KORUMAK-3 Abdülkadir Turan |
Birliktelik Birliktelik, maddi ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır. Maddi birliktelik, aynı mekânda bulunmayı ifade eder; manevi birliktelik ise maddi birliktelik bulunsun bulunmasın kişilerin ruhen kendilerini bir arada görmeleridir. |
 |
| 20-SUİKAST! * M.Ali Gönül |
Gözlerini açtığında yatağındaydı. “Subhanallah” dedi. “İnşallah hayırdır.” Aklı, gördüğü rüyadaydı. Sırrına vakıf olduğu bu rüyayı hayra yordu. Mütebessim bir çehreyle tekrar gözlerini yumarken uykuya dalıverdi birazdan. Heybetli biri, karşısında durmuştu. Gözlerini kendisine dikmiş bakıyordu. “Bu o, evet bu o!” dedi içinden. “Ömer İbn-i Hattab!” Yanına gelen Hz. Ömer, en yüksek ses tonuyla bağırdı: |
 |
| 21-HEYHAT ZALİMLER! NE KADAR ACİZSİNİZ! Said Şahin |
| Bazen zulmün manzaralarını zihnimde resimleştirmek istiyorum. Zalimlerin hüküm sürdüğü zulüm dünyasına dair, yürekleri dağlayan öyle kareler, hafıza arşivinden ruhun ekranına yansıyor ki… Bombalarla yıkılmış evlerin kalıntıları üzerine oturmuş, zulmün acısının derin bakışlarına gömülen Filistinli çocuklar gelir gözlerimin önüne. Ülkesini işgal eden işgalcilerin tankı önünde, iki çocuğunun ellerinden tutmuş kurtulmak için koşan babanın acı manzarası ve yaşlı gözleri ilişir gözlerime. |
 |
| 22-Otuz Yılın Ardından İRAN İSLAM DEVRİMİ Hasan Sabaz |
| Evet, otuz yılı aşkın bir zaman geçti İran İslam Devriminin üzerinden. İlk yıllarından itibaren çöktü-çökecek denilen, komplolarla, entrikalarla, bazen savaşlarla bitirilmek istenen bir devrim. Orada yaşayanlar için ne ifade eder tam bilemiyoruz; ama bize İmam Humeyni’yi, Şeriati’yi, Beheşti’yi, Mutaharri’yi hatırlatan bir devrim. Tanklara çiçeklerle karşılık veren bir halkın devrimi… Kefen giyerek gösterilere katılanlar, kanlı cumaları yaşayanlar… Yüz binlerce gönüllü gencini anlamsız bir savaşta kaybeden bir devrim… |
 |
| 23-Eskiden de Paşalar “İyi Çocuk”tu; Şimdi de..! Ali Özgür |
Şu zaman diliminde Türkiye’de yaşanan iç çekişmelerin/cepheleşmelerin temelinde cumhuriyet dönemiyle beraber “ayrıcalıklı” konuma getirilen Paşaların,”iyi çocukların” gizem dolu organizasyon ve tavırlarıyla oluşan kamburun artık taşınamayacak bir hal almasıdır. Kambur ağırlaştı, rejimi sırtlayanların beli bükülmeye başlandı. Mutlak manada operasyon gerekiyor. Yılların biriktirdiği kan, irin ve her nevi habis urların alınması elzem geliyor. Ancak taşıyıcıların bükük bellerine rağmen statükodan yana ısrarlı tavır ve dirençleri, şişkin yarayı temizlemeye, necasetinin, habasetinin alınmasına imkân tanımıyor. |
 |
| 24-Ezher, Ezher Olmaktan Çıktı! |
| Mısır artık o eski Mısır olmadığı gibi Ezher de artık o eski Ezher değil. Değerler de artık o eski değerler değil. Dış ittifaklara bağlı, Amerika ve benzeri uluslararası güçlerin diktelerine ve baskılarına boyun eğen rejimler gölgesinde anlayışlar da alt üst olmuş durumda. Siyaset, dinin hizmetinde olması gerekirken, dinin usullerine göre ve şeriata muhalif olmayacak şekilde yapılması gerekirken, yöneticilerin ve siyasetçilerin keyfine göre fetvalar verilmemesi gerekirken din, siyasetin ve siyasetçilerin hizmetine girmiş. |
 |
| 25-SİZDEN GELENLER |
| Muharrem ayı herkes için hüzün taşır, gam taşır, hasret taşır, acı taşır. Gözyaşı taşır; hem de toprağı sularcasına gözyaşı taşır. Hüzünlüdür, hasretlidir, acılıdır bu topraklar. Çünkü Resulün kanı, üstüne dökülmüştür. Hüzünlüdür bu topraklar cennet ehli gençlerin efendisinin kanı dökülmüştür bu topraklara. Onun için yastadır her muharrem ayında bu topraklar. Bağrında acı taşır her muharrem. Muharrem ayı Hazreti Hüseyin’in Kerbela’yı Allah’ın dini için mübarek kanıyla suladığı aydır. |
 |
| 26-GAZEL |
Tecellây-i Cemâlin'den Habîbim, nevbahâr âteş, Gül ateş, bülbül ateş, sünbül ateş, hâk’ü hâr âteş...
Şuây-i âfitâbındır yakan, bilcümle uşşakî, Dil âteş, sîne âteş, hem dü çeşm-i eşkbâr âteş... |
 |