<MMString:LoadString id="insertbar/flash" />

               

               
Tüm resimler >>
inzar cd'sini indir >>

71.Sayı - 01.08.2010
70.Sayı - 01.07.2010
69.Sayı - 01.06.2010
68.Sayı - 01.05.2010
67.Sayı - nisan 2010
Arşiv Listesi >>
Diger Çocuk Bölümleri >>
 
 
7 Eylül 2010
Salı
 
72. Sayı ÇIKTI!
 
Toplam Ziyaretçi : 213668
 FAHR-I ÂLEM VE MALİ CİHAD


Alluhu Tealaya layıkıyla hamd, Fahr-ı Âlem Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’e, âline, ashabına ve etbaına salât ve selam olsun.

Değerli mümin ve münine okuyucular! Geçen iki yazımızda yüce Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’de ne denli mali cihada ve infaka önem verdiğini size izah etmeye çalıştım. Bu yazımızda da kutlu Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam’ın söz konusu hususa verdikleri önemi ifade eden bazı hadislerini zikretmeye çalışacağız inşallah. Zira Onun Kevser pınarından içmeden susuzluğumuz dinmez.

“Kulların sabaha çıktıkları hiç bir gün yoktur ki iki melek inip biri: ‘Allah’ım, infak eden kimsenin infak ettiği malın yerine daha iyisini ver’ öbürü: ‘Allah’ım, infak etmeyip elinde tutanın (cimrinin) malına telef ver!’ demesinler” (Buhari ve Müslim/C. Fevaid Rudani)

Fakirlik ve malının azalacağı korkusundan cimrilik edip Allah yolunda infak etmeyen Müslümanlar ittifakla sahih olan bu hadis-i şerife tekrar tekrar bakıp üzerinde düşünsünler. Zira hadis açıkça infak değil, infak etmemek malı yok ediyor, iflasa sebebiyet veriyor diye ifade ediyor. Çünkü meleklerin dualarının kabul olmaması mümkün değildir. Çünkü meleklere bu duayı ve bu bedduayı yaptıran Rabbül âlemindir ve bize bu durumu bildiren de Fahri Kâinattır. Hâşâ ne Allah’u Teâlâ meleklerine ne boş ve abes bir iş yaptırır ve ne de O’nun sadık ve emin peygamberi abes ve boş söz sarf eder.

İşte ey aziz mümin ve mümine kardeşlerim! Eğer fakirlik ve iflasa uğramayı istemiyorsanız Allah yolunda infaktan geri kalmayın. İnfak etmenin faydası ve kârı sadece dünyaya münhasır olmadığını bilakis hem dünyada ve hem de ahirette çokça faydasının olduğunu gelen hadis-i şerifler açıkça beyan ediyor.

“Kim gönül hoşluğu ile helalinden -ki Allah (c.c) ancak güzel ve helal olanı kabul eder- Bir sadaka verirse Rahman onu sağ eline alır. Verilen bu sadaka hurma bile olsa Rahman’ın elinde büyüyüp çoğalır. Sonunda dağ gibi olur; tıpkı sizden birinin tayını veya buzağısını büyütmesi gibi” (Ebu Davud hariç altı hadis imamı/C.Fevaid)

Diğer rivayette: “Öyle ki tek lokması Uhud dağı gibi olur.” Allah (c.c)’ın kitabında bunu doğrulayan ayet şudur:

“Bilmiyorlar mı Allah (c.c) kullarından tövbeyi kabul eder, sadakaları alır. Riba (faiz)’yı yok edip sadakaları artırır” (Tevbe: 104)

“Adamın biri çöl gibi bir yerde dolaşırken buluttan bir ses duydu: ‘Haydi git falanın bahçesini sula!’ O bulut bir kayalığa yönelip suyunu kovadan boşaltır gibi boşalttı. Derken sel yollarından birisi bu suların tamamını akıtmaya başladı. Adam da akan suyun ardından gitti. Ne görse iyi, bir adam suyu bahçenin her tarafına kürekle gezdiriyor. Ona sordu:

- Ey Allah (c.c)ın kulu senin adın nedir?
- Adım filandır. Buluttan duyduğu ismin aynısıydı. O da ona soruyor:
- Ey Allah (c.c)’ın kulu ismimi neden sordun?
- Bu suyu getiren bulutun içinden bir ses duymuştum: ‘Haydi git falanın bahçesini sula!’ diyordu. Şimdi görüyorum o kişi sensin. Söyle bakalım burada böyle ne yapıyorsun?
- Gördüğün gibi buradan çıkan mahsule bakıyorum. Onun üçte birini tasadduk ediyorum, üçte birini ben çocuklarımla birlikte yiyiyorum. Bundan artan üçte birini de yine bu bahçeye harcıyorum.” (Müslim/C. Fevaid, Rudani)

Gördüğünüz gibi geçen zat, mahsulâtının üçte birini sadaka verdiği için Allah’u Teâlâ (c.c) özel olarak onun bahçesi için yağmur yağdırmıştır. Tabi sözkonusu hadis-i şerif de sahihtir, zaif bir rivayet veya hâşâ tesbitsiz bir hikâye değildir.

Hz. Ali Radiyallahu anh’dan: “Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam ’a üç grup geldi. Biri: ‘Benim yüz dinarım vardı onu tasadduk ettim’ dedi.

Öbürü: ‘Benim on dinarım vardı birini tasadduk ettim’ dedi. Diğer üçüncüsü de: ‘Benim tek bir dinarım vardı onun onda birini tasadduk ettim’ dedi.

Bunun üzerine Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam şöyle buyurdu:

‘Hepiniz ecirde eşitsiniz. Çünkü her biriniz malının onda birini sadaka olarak vermiştir.” (Leyyin bir senedle İmam Ahmed ve Bezzar/c. Fevaid Rudani)

Bu hadis-i şeriften açıkça anlaşılıyorki Allah’u Teâlâ (c.c) sadaka üzerine sevap verirken miktara göre değil imkâna göre vermektedir. Zira imkân sadakatin ve imanın derecesini göstermektedir. Kıt imkânlarını zorlayan, Allah yolunda sadaka dağıtan ve infak edenlerin sadaka ve infakları Allah’u Tealanın yanında çok değerlidir.

“İyilikler yapmak, kötü felaketleri örter. Gizli verilen sadaka Rabbin gazabını söndürür. Sıla-ı Rahim ömrü artırır.” (Taberani /C. Fevaid Rudani)

“Sadaka Rabbin öfkesini söndürür ve kötü ölüme engel olur” (Rezin/C. Fevaid, Rudani)

“Herhangi bir kul, sahip olduğu her maldan Allah (c.c) yolunda bir çiftini harcarsa cennetin bekçileri onu karşılar ve her birisi kendi beklediği kapıdan girmesi için onu çağırırlar.”

“Bu bir çift sadaka nasıl olur? diye sorduklarında şöyle buyurdu: ‘Eğer malı deve ise iki deve; sığır ise iki sığır infak eder.” (Nesai/C. Fevaid, Rudani)

“Yarım hurma (sadaka) ile bile olsa ateşten korunun. Bunu da bulamazsanız hoş ve güzel sözle (ateşten korunun)” (Buhari ve Müslim/C. Fevaid, Rudani)

Gördüğümüz gibi insanın imkânı sadece yarım hurma bile olsa sadaka verilirse umulur ki Allah’u Teala (c.c) onun sevabıyla insanı ateşten korur. Demek infak ve sadaka da azına ve çoğuna bakılmaz, imkâna bakılır.

“Sadaka vermekle mal eksilmez. Ya da şöyle dedi: ‘Maldan sadaka eksiltmez. Allah (c.c) affederken kulunun şerefini daha da artırır. Allah (c.c) için tevazu göstereni Allah (c.c) daha da yükseltir.” (Müslim Tirmizi ve Muvatta/C. Fevaid, Rudani)

“Sadaka veren kimsenin sadakası kabirlerin ateşini söndürür. Kişi kıyamet gününde verdiği sadakanın gölgesinde olacaktır.” (Taberani /C. Fevaid, Rudani)

“İnsanlar arasında hesap görülünceye dek herkes verdiği sadakanın gölgesinde olacaktır” (Taberani İmam Ahmed. Ve Ebü Yâla el-Musili/C. Fevaid Rudani)

Âişe Radiyallahu anha’dan: “Koyun kestiler Allah (c.c) Resulü Sallallahu Aleyhi Vessellem, ‘Ondan ne kaldı?’ diye sordu. Âişe (Ra) ‘Ondan sadece omuz (kol) kısmı kaldı’ deyince şöyle buyurdu: ‘Demek ki omuz (kol) hariç, tümü kalmış.” (Tirmizi/C. Fevaid, Rudani)

Bu hadis’i şerif de açıkça ifade ediyor ki, insan Allah (c.c) yolunda neyi sadaka verip infak ederse onu garantilemiş malı mülkü odur. Geride kalan ise her an çöpe gidecek veya varislere kalacak fakat mesuliyeti ve hesabı insanın omuzunda kalacak bir maldır.

“Siz bağlanmadıkça size de kimse bağlanmaz.” (Müslim)
Yani eğer siz kesenizin ağzını bağlar başkalarına bir şeyler vermezseniz Cenab-ı hak da kesesinin ağzını size bağlar, bir şey vermez. (Asr-ı Saadet c. 6)

“Gıpta etmek lazım gelirse iki kişiye gıpta edilebilir: Biri Cenab-ı hakkın kendisine verdiği serveti kendi eliyle yolunda sarf edene; diğeri Cenab-ı hakkın kendisine nasip ettiği ilim ile amel eden ve başkalarına da öğreten kişiye. (Buhari/Asr-ı Saadet c.6)

“Ey âdemoğlu! Senin kendin vermen senin için iyidir. Toplayıp bıraktığında senin için hayır yoktur. (Müslim/Asr-ı Saadet c.6)

“Hz. Hasan B. Ali B. Ebi Talip’ten Radiyallahu anhuma, şöyle rivalet edilir: “Resullullah Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdu ki: “Kim evinde oturur ve Allah (c.c) yolunda infak ederse infak ettiği her bir dirheme karşılık yedi yüz dirhem kendisine verilir. Her kim de hem savaşa çıkar hem de infakta bulunursa kendisine her bir dirheme karşılık yedi bin dirhem verilir.” Ve devamla şu ayeti okudu: “Allah (c.c) dilediğine fazlalaştırır.” (Et-Tergib ve-Terhib/Mal ile Cihad; Nevaf Tekruri)

“Fatıma binti Kays Radiyallahu anhâ’dan: Allah (c.c) Resûlü Sallallahu Aleyhi Vessellem’e zekât hakkında soruldu yahut ben sordum.
‘Malda zekâttan başka da hak vardır’ buyurdu. Sonra Bakara 177 inci ayeti okudu.” (Tirmizi/C. Fevaid Rudani)
“Kim Allah (c.c) yolunda savaşan kişiyi techiz ederse kendisi savaşmış gibidir. Kim Allah (c.c.) yolunda savaşanın geride bıraktığı ailesini hayır ile gözetirse kendisi savaşmış gibidir.” (Müslim -Kitabül İmare-Mal ile Cihad)

İşte ey değerli mümin ve mümine kardeşlerim! Son iki yazımda onca ayeti kerimeler ve bu yazımda ki bunca hadis-i şerifleri okuyup vakıf olduktan sonra cömertlikten daha karlı bir şeyin olmadığını ve cimrilikten de daha zararlı bir şeyin olmadığına yüzde yüz inanmalıyız. Dört elle cömertliğe sarılıp canavardan kaçar gibi cimrilikten kaçmalıyız. Allah (c.c) yolundaki infakı ve ihtiyaç sahiplerine sadaka dağıtmayı önceki mümin ve mü’mineler gibi vazgeçilmez meslek ve daimi bir ahlâk haline getirmeliyiz.

Ayrıca biz Allah’u Teâlâ’nın mahlûku ve kulu olduğumuz gibi elimizdeki mal da O’nun mahlûku ve mülküdür. Yanımızda emanettir. Emanete sahip çıkmak, sahibinden alıkoymak, istediği yerlere vermemek düpedüz zulüm ve emanete hiyanet olduğu, mal sahibinin güvenini kaybedip yardımından mahrum kalmaya sebep olacağı ve hatta en şiddetli cezayı gerektiği malumdur.

Bununla beraber Allah’u Teâlâ bu mal ve canı cennet karşılığında bizden satın almak istiyor ve bu pazarlığı şu şekilde ifade ediyor: “Şüphesiz Allah müminlerden canlarını ve mallarını kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır.” (Tevbe: 111)

Ey mümin ve münineler!
Kelime-i şehadet getirerek Allah’u Tealanın son ve yegâne hak dini olan İslam dinine iman etmekle bu pazarlığı kabul etmişsiniz. Aman dikkat edin bir kaç günlük dünya ömrüne ve geçici fani olan dünya malı ve metaına aldanıp bu kesinleşmiş akitten vazgeçmeyin.

Dünyanın izzetini ve ahiretin ebedi saadetini elinizden kaçırmayın. Yoksa emanet olarak sizde olan mal ve can bedavadan hatta ebedi bir hüsranla sizden alınır. Cennet yerine ebedi bir hüsran diyarı olan cehenneme atılırsınız.

Bu dünyada imtihan da olduğumuzu, elinizde olan mal ve sizde olan canla imtihan edildiğinizi unutmayınız. Allah (c.c) ve peygamberinin sevgisi yerine milyonlarca erkekten dul kalan, bir kocakarı olan dünya sevgisini kalbinize almayın.

Rabbül âleminin sizi imtihan etmek için size bıraktığı mal ve canı O’nun yolunda harcayın, dinine, davasına ibadına, mahlûklarına ve mukaddesatlarına sahip çıkın. Bütün imkânlarınızla kelamını yükseltmeye, hükmünü hâkim kılmaya ve bayrağını bütün dünyada dalgalandırmaya çalışın.

Bugün kâinatın Rabbine değer vermeyip O’nun emri için birkaç kuruş malımızdan vazgeçmezsek yarın bir musibet gelip çattığı zaman ondan nasıl yardım isteriz veya ölümden sonra da O’ndan nasıl af, mağrifet ve cennetini hangi yüzle ister ve Fahr-i âlemden nasıl şefaat dileriz?

Cömertçe yaşayıp mertçe ölmek, Karunca bocalayıp zilletle dünyaya batmaktan daha iyidir diye inanıyorum.

Dininizi emanetinizi ve amellerinizin hatimesini Allah’u Teâlâ’ya emanet ediyorum.
M.Beşir Varol (inzar Dergisi 64. Sayı)
Tüm Ayet ve Hadisler >>
Kur'an - ı Kerim
İlahiler
Filistin ağlıyor video
Kitap tanıtımı
Tefsir
- Fızilal-i Kur'an
- Elmalılı Tefsiri
- Furqan (Mealler)
Hadis
- Kutub-i Sitte
- Riyaz'üs Salihin
- Sahih-i Buhari
Risale-i Nur
İslam Tarihi
- Asım Köksal-İslam Tarihi
- Asım Köksal Peygamberler Tarihi
- Hayatüs sahabe
Fıkıh
- Büyük İslam İlmihali
- Büyük Şafii Fıkhı
Muhtelif
- Dualar ve Zikirler
- Miladi - Hicri Takvime Çevirme
- Sözlük

* Bu bölümden istifade etmek için lütfen dosyaları bilgisayarınıza kaydedin
- Radyolar
- Gazeteler
- Çocuklar İçin
- Haber siteleri
- Dergiler
- Lüzumlu siteler
- Muhtelif
 Copyright Inzar Dergisi 2007                       Yavuz Selim mh. Mehmetçik sk. no:71 kat:1 Esenler/Istanbul Tel:(0212) 610 25 80 Fax:(0212) 610 25 81