Âlemlerin Rabbi olan Allah(cc)’a gereğince hamd olsun. Kulu, elçisi, müminlere rehber olan Muhammed Mustafa aleyhisselatu vesselama, pak ailesine, ashabına ve kıyamete dek bu yolun takipçilerine salât ve selam olsun!
Allah’u Teâlâ, biz müminlere, darı imtihan olan bu dünyada değişik görev ve sorumluluklar yüklemiştir. Bu görev ve sorumlukları yerine getirirken bazılarını yapıp bazılarını yapmama lüksümüz veya seçeneğimiz yoktur. Zaman, mekân ve şartlara binaen bazısı bazısının önüne geçse de bunların hepsini bir arada yapmakla mükellefiz. Bir Müslüman olarak namazlarımıza, ibadetlerimize, dünyevi işlerimize zaman ayırdığımız gibi ailemize, akrabalarımıza, dostlarımıza, komşularımıza da zaman ayırabilmeliyiz. Ki bunlar da Rabbimizin emirleridir. Kur’an-ı Kerimde “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…” diye buyurmaktadır. Hiçbirimizin omzunda Resulullah aleyhisselatu vesselam’ın omzundaki kadar ağır yük yoktur; ama buna rağmen Resulullah aleyhisselatu vesselam, herkesten daha çok ibadet eder, dua eder, dünyevi ihtiyaçlarını kendisi karşılar ve ailesine ve akrabalarına zaman ayırırdı…
Basın ve medyadan izlediklerimiz, duyduklarımız ve şahid olduğumuz kadarıyla toplumda daha önce görülmemiş bir ahlaki yozlaşma ve erozyon yaşanmaktadır. Bu yozlaşmadan toplumun tüm bireyleri etkilenmekte ve feryadu figan edilmektedir. Baba oğlundan, anne kızından, eşler birbirinden, komşu komşudan muzdariptır... Toplumun tüm katmanlarının hammaddesi insandır. İnsanlarımız ahlaken bozulduğunda; yozlaşma ve kokuşmuşluk her tarafa sirayet eder. Kimse kendini bu bozulmadan muhafaza demez. İşte bu ortamda aile fertlerimize her zamankinden daha fazla önem vermeli, bu bozulmadan etkilenmemeleri, var olan kötü etkileri ortadan kaldırmak için çaba azami sarf etmeliyiz. Doğal olarak her alanda olduğu gibi ahlaki alanda da bizim için örnek numune Allah’u Teâlâ’nın övdüğü ‘kemal, yüce bir ahlak üzere olan’ Peygamberimiz aleyhisselatu vesselamdır. Onun nasıl bir ahlaka sahip olduğunu ailece okumalı, öğrenmeli ve hayatımıza tatbik edebilmeliyiz. Her yerde Onun örnek ahlakını insanlara anlatmalı ve insanları buna çağırmalıyız…
Dergimizin başyazısında üniversitede okuyan kardeşlerimize bazı nasihat ve tesviyelerde bulunduk. Üniversiteler, o ülkenin geleceğidir, umutlarıdır, yarınlarıdır. O ülkenin, milletin gidişatını belirleyecek kadroların okuduğu, yetiştiği mekânlardır. Dolayısıyla üniversitelilerin omzunda büyük bir görev ve sorumluluk bulunmaktadır. Eğer kendilerini maddi-manevi olarak yetiştirir, çevrelerinden etkilenen, sürüklenen değil de etkileyen, kitleleri arkalarında sürükleyen olurlarsa toplumun ıslahı yönünde büyük işler başarmış olmakla kalmaz, Allah’u Teâlâ’nın rızasına da kavuşmuş olurlar. Üniversiteli kardeşlerimizden isteğimiz; bu nasihatleri okumaları ve hayatlarına tatbik etmeleridir.
Dergimizin yeni sayısıyla sizleri baş başa bırakırken sizleri hafiz olan Allah’a emanet ediyoruz.
|
| (inzar Dergisi 64. Sayı) |