Deniz, Boğaz Ve Haliç`in Kıyısındaki Muazzam Yapı: Eminönü Yeni Camii

Talha Bal
Bu ayki sayımızda, İstanbul`a yolu düşen herkesin muhakkak gördüğü, İstanbul dışındakilerin de televizyondan aşina olduğu Yeni Cami`yi konu aldık.
Bu ayki sayımızda, İstanbul’a yolu düşen herkesin muhakkak gördüğü, İstanbul dışındakilerin de televizyondan aşina olduğu Yeni Cami’yi konu aldık. Eminönü Meydanı’nda bulunan Yeni Camii konumu itibariyle de öneme sahiptir. Kara ve deniz ulaşımının rahat sağlandığı cami, Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı ve ticaret yeri olan Tahtakale’ye de yakın olmasıyla da dikkat çekmektedir.

TARİHİ

Temeli 1597’de atılan Yeni Camii Sultan III. Mehmed’in tahta geçişiyle hükmü eline alan Safiye (Valide) Sultan tarafından namının duyulması amacıyla inşa edilmiştir. Cami yerinin belirlenmesinde surlarla çevrili olan Eminönü’nün Bahçekapı civarı o dönemlerde de önemli bir ticaret yeri ve limana yakın olması etkili olmuştur. Cami mimarlığını Mimar Sinan’ın öğrencilerinden Davud Ağa üstlendi. Cami yerinin denize yakın olması, inşasında bazı sorunlar ortaya çıkardı. Ancak Davut Ağa temel esnasında çıkan suya, Mimar Sinan`ın Büyükçekmece köprüsünde yaptığı gibi, büyük kazıklar çaktırıp, bunların başlarını kurşun kuşaklarla birleştirmiş ve binanın temel taşlarını bu tabanlara oturttu. Eminönü’nde gerek depremler gerekse de denizin etkisiyle bugüne kadar birçok kez çökmeler meydana gelmesine rağmen Yeni Cami’nin hiç zarar görmemesi yapılan yapının sağlamlığını da kanıtlamaktadır. 1598 yılında İstanbul`da meydana gelen bir veba salgınında Mimar Davud Ağa`nın Ölmesi üzerine, caminn mimarlığına Dalgıç Mehmed Çavuş getirildi. 1603 yılında III. Mehmed ve arkasından da Safiye Sultan`ın ölümü üzerine inşaat yarım kaldı. Uzun yıllar tamamlanamayan cami inşaatı, 1660’ta meydana gelen ve İstanbul’da büyük tahribata yol açan yangında büyük zarar gördü. İstanbul halkına yardım için yangın yerlerini gezen Sultan IV. Mehmed`in validesi Turhan Sultan, caminin halini görünce tamamlamaya karar verdi. Yeniden başlayan cami inşaatı 1663 yılında tamamlandı. Rebiülahir’in 5. günü mevlit okunup cuma namazı kılınarak açılış töreni yapıldı.

MİMARİ YAPISI

Yeni Cami`nin plânı, Mimar Sinan’nın Cami mimarisi ile benzerlik gösterir. Cami ortasında bulunan büyük kubbeyi dört fil ayağı taşır. Büyük kubbenin yanlarında ise dört yarım kubbe yer alır. Kare bir alanı kaplayan bu merkezî kubbe ile dört yarım kubbenin köşelerinde kalan boşluklar, küçük tam kubbelerle örtülmüştür. Yalnız, avlu tarafında mevcut olan alt ve üst galerinin ilâvesiyle bina dikdörtgen bir şekil almıştır. Kuzeydoğu ve güneybatı uzun cephelerinde dıştan ve içten ufak sütunlara dayandırılmış ufak galeriler (Bir yapının farklı alanlarını birbirine bağlayan geçit) ve maksureler (camilerde parmaklıklarla çevrili bölüm) vardır. Cami alçak bir yerde kurulduğu için, oldukça yüksek bir su basmanın üstüne inşa edilmiştir. Buraya merdivenlerle çıkılmakta ve cümle kapılarından içeriye girilmektedir. Cami, diğerlerinde olduğu gibi bir harim ile şadırvan avlusundan ibarettir. Cami avlusu kare bir alanı kaplayıp, her kenarında 5’şer olmak üzere toplam 20 sütun bulunmaktadır. Bu sütunlar avluda bulunan 24 kubbeyi taşımaktadır. Avlunun ortasında gayet sanatlı sekiz köşeli, kemerlere dayanan kubbeli bir şadırvan yer alır. Avlunun kapısından içeri girildiği zaman harimi kaplayan kubbeler simetrik bir şekilde gözü doldurur. Cümle kapısının önündeki iç galeri 8, 12, 16 kenarlı ayaklara oturmakta ve biraz yayvan olan kemerler galeriyi esas harimden kısmen ayırmaktadır. Yan ve arka galerilere, yanlardaki istinat duvarları içindeki merdivenlerden çıkılmaktadır. Yeni Cami`de klasik nizamların biraz zayıfladığı ve bu yüzden kubbenin biraz daha sivri inşa edildiği gözlemleniyor. Bu durum içeride, esas kemerlerde ve yarım kubbelerde de vardır. Caminin dış görünüşü Süleymaniye`ye göre biraz daha sivri piramide benzer şekli çok düzenlidir.

3 ŞEREFELİ MİNARELER

Caminin üçer şerefeli oldukça mevzun olan iki minaresi vardır ve camiyi şadırvan avlusundan ayıran büyük cümle kapısı duvarının iki ucuna inşa edilmişlerdir. Büyük kubbe yarım kubbelere, onlar da daha küçük-kubbe ve kemerlere dayanmaktadır. Caminin Hünkâr mahfilinin altında maksurelerin dayandığı sütunlardan ayrı iki tane somaki mermer sütun vardır. Bunlar Girit Savaşı ganimetlerinden alınarak buraya konulmuştur. Renkleri kırmızıya yakın olan bu sütunlar oldukça makbul parçalardır.

Mihrabın İki yanındaki balıksırtı küçük sütunlar çok güzel işlenmiş olmalarına rağmen, mihrabın ebadını çok dikey ve yüksek gösterdiklerinden, yerlerinde adeta fazladan duruyor hissini vermektedir.

Yeni Cami`nin içindeki çiniler Sultanahmet Camiindekiler kadar çoktur. Ancak bu çiniler Sultanahmet’te bulunan çiniler ile kıyaslanamaz. Caminin zemin katı ile maksure katı duvarları silmelerine kadar çini ile kaplanmıştır. Bu çinilerin renkleri açık ve koyu mavi, beyaz ve az miktarda yeşildir. Mihrab duvarındaki pencere içi yan duvarlarında yine aynı çiniler varsa da, bir kısmı döküldüğünden yerlerine kırmızı renk bulunan çini levhalar eklenmiştir.
Caminin mihrabı fazla süslü değilse de, minber oldukça güzel bir görünüme sahiptir. Bu minberin yanlarındaki üçgen panolar renkli mermerlerden yapılmış ve beyaz mermerlere kakılmış bir nevi mozaik sularla çevrilmiştir. Mihrabın üstünde ve yanlarında üç büyük, minberin sağında ve karşısında ise altı tane alçı ile işlenmiş pencere yer alır.

CAMİYE DE AVLUYA DA 3’ER KAPIDAN GİRİLİR

Caminin avlu içinde ve mihrabın karşısındaki cümle kapısından başka iki yanda da birer kapıları vardır. Avlunun da üç kapısı bulunmaktadır. Yeni Caminin doğu köşesinde bulunan kemerin üstünde bir köşk yer alır. Bu köşk ve cami içindeki yüksek mahfil üç kemerli bir galeri ile birbirine bağlıdır. Bu galeriye ise daha aşağıda bulunan tören kapısından bir merdivenle çıkılır. Bu galeriden caminin içindeki kare mahfile girildiğinde, burada iki küçük mihrap ile karşılaşılır. Ve bu bölümlerin tamamı mermer işçiliği ile süslenmiştir.

HALİÇ VE BOĞAZ MANZARASI

Köşke girilen ve aşağıdan köşke çıkılan merdivenlerin kapıları ise tamamen sedefle işlenmiştir. Köşke ufak bir kapıdan girilir ve buradan esas hole geçilir. Bu hol çok geniş bir koridora bağlanmıştır. Bu koridorun kuzey yönünde, yani Haliç manzarasına açık tarafta Valide Sultan`ın oturma, yatak odası ve bir tuvalet yeri bulunmaktadır. Buradaki odadan Boğaziçi, Beylerbeyi`ne kadar görünmektedir. Öbür yanda İse Galata ve Haliç sırtları seyredilir.

Koridorun doğu tarafında meyilli bir tahtırevan yolu bulunur. Buraya da Bahçekapı`nın yanında açılan büyük kapıdan buraya çıkılır. Bu meyilli yolun sırtı Gömlekli Kule’ye dayanmakta ve burada bulunan zaviyeye yakın bir kıvrım yapan sur duvarlarına dayanmaktadır. Kulenin içi dolu olduğundan, üstü o tarihlerden itibaren bahçe olarak kullanılmıştır.

BİNLERCE KİŞİLİK CEMAAT KAPASİTESİ

Caminin, mihraba göre sağ ve sol dış yanlarında şadırvanlar bulunmaktadır. Yeni Cami`de iki İmam-Hatip, üç müezzin ve bir kayyım olmak üzere beş görevli bulunmaktadır. Vakit namazlarında ortalama 1500 Cuma namazlarında ise 7000–8000 cemaati vardır.

Talha Bal / İnzar Dergisi – Eylül 2012
 


 
21-09-2012 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.