Deccal Fitnesi…

Yusuf Akyüz

İllüzyon sanatı, ışık, ses, efekt oyunları ve el çabukluğuyla göz boyama, yanıltma ve aldatma esasına dayanır. Çölde susuz kalmış kimsenin serap görüp aldanması aynı yanılsamadır. Ortada asla su olmadığı halde ...
“Salih ameller işlemekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi bir takım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O zaman da kişi, mü`min olarak sabahlar, kâfir olarak geceler; mü`min olarak geceler, kâfir olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.” (Müslim, İman, 186; Tirmizi, Fiten 30; İbn-i Mace, İkame 78)

“Ey insanlar! Muhakkak ki Allahu Teâlâ’nın va’di haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı da sizi Allah hakkında (bir takım yanlış zanlara sürükleyerek) kandırmasın!” (Fatır: 35)

İllüzyon sanatı, ışık, ses, efekt oyunları ve el çabukluğuyla göz boyama, yanıltma ve aldatma esasına dayanır. Çölde susuz kalmış kimsenin serap görüp aldanması aynı yanılsamadır. Ortada asla su olmadığı halde, susuzluğun şiddetli tesiri neticesi duyular bir dereceye kadar uyuşup devre dışı kalınca, tıpkı uyuyanın rüya görmesi gibi, hayal ön plana çıkar ve kişi hayali görüntüleri gerçek sanmaya başlar, yanılır ve aldanır. Hipnozda da benzer bir etkilenme vardır; duyuların iptali ve hayalin şuuru etki altına almasıyla kişi hipnotize edilerek yönlendirilebilmektedir. Ama insan kendi iradesiyle hipnotik etkiye teslim olmadıkça, asla hipnotize edilemez ve yönlendirilemez. Önce şahıs hipnoza razı olur<, irade yularını hipnozcuya teslim eder, hipnotik etkiye tabi olunca, etkilenme ve yönlendirilme başlar…

İşte deccalın ve şeytanın yaptığı da budur; ucuna zoka takılmış oltayı atar; zokayı yutanları ve kendisine tabi olanları aldatıp yoldan çıkarır; su diye ateşe götürür. Sonra karanlıklar içinde yapayalnız bırakır.

Bu dünyada deccalın ve şeytanın oltasına takılıp zokasını yutan bedbahtlar, Hakk’ın inayetiyle tevbeye muvaffak olamazlarsa gövde hayatına bağlı anlık süfli, cismani, hazların zifiri karanlıklarında, ecel saatine kadar uyuşmuş vaziyette, gaflet ve cehalet ve sefahat ve rezalet içinde leş gibi yaşayıp giderler. Kendilerini diri zannetseler de aslında manen ve kalben ölüdürler. Zira cisim ve madde boyutunda yaşanan hayata ‘hayat’ denmesi mecazendir; hakikatte cesed hayatı uyku ve ölüm gibidir.

Şuuri bir uyanış (intibah) vaki olmadıkça kişi yiyen, içen ve yürüyen canlı bir cenazedir. Şuursuz adam her türlü tahribata müsaittir.

Hadis-i şerifte buyrulduğu üzere; “Dünya, mü`minin zindanı, kâfirin cennetidir!”(Ebu Hureyre(ra)’den rivayetle, Müslim, Zühd 1, Tirmizi Zühd 16)

“Uyanık olunuz! Şüphesiz ki dünya lanetlidir; dünya içindeki mal-mülk de kıymetsiz, hor ve hakirdir. Ancak Allahu Teâlâ’nın zikri ve Ona yaklaştıran ameller, ilim öğrenmek ve öğretmek müstesnadır.” (Tirmizi, Zühd 14, İbn-i Mace, Zühd 3) “Allah’ım!” gerçek hayat ancak ahiret hayatıdır.”(Buhari, Rikak 1, cihad, 33, 110)

Hakikatte dünya metaı (mal, mülk ve nimetleri) sırf imtihan icabıdır; aldanan, bağlanıp kalır. Tıpkı bataklık gibi içine saplanır ve her geçen gün çıkmak ve kurtulmak zorlaşır. Alışmak ve bağlanmak kolay, çıkmak ve kurtulmak çok zordur. Hadis-i şerifte; “Benden, sonra size dünya nimetlerinin ve ziynetlerinin açılmasından ve onlara gönlünüzü kaptırmanızdan korkuyorum.”(Buhari, Zekât, 47) “Sade yaşamak imandandır; evet, sade yaşamak imandandır.”(Tirmizi, Zühd 20) (Ebu Davud, Tereccül, 1, İbn-i Mace, Zühd 4)

Dünyanın fenalığını anlatan ve ona kapılıp aldanmaktan sakındıran pek çok ayet-i kerime ve hadis-i şerifler vardır. Deccal avenesinin ve tabilerinin sahte cenneti olan dünya, ahirete yakinen inanan Müminler için zindandır. Zira mü`minlerin gönlünde hakiki nimet ve ebedi saadet yurdu olan cennetin özlemi vardır ve cennet Müminlerin asli vatanıdır. Asıl vatanından uzak düşene her yer gurbettir ve o vatanına kavuşuncaya kadar garip ve muhacirdir. İşte dünya denilen bu dar-ı fenada mü`minlerin hali böyledir; onlar bu dünyada bir garip veya geçip giden yolcular gibidir; dünyanın gerçeğini bilirler; sahte gülücüklerine aldanmaz, yalancı metaına tamah etmezler. Helal dairesinde ihtiyaç ve zaruretle yetinip, aza kanaat ederek, sabır, şükür ve tevekkülle geçip giderler.

Ellerine geçen dünyalığa sevinmez, çıkıp gidene de üzülmezler. Dünyada her şeyin anlık ve gelip geçici bir imtihan sebebi olduğunu bilirler.

Ahirete inanmayan deccal avenesi ve zedeleri dünyaya ahtapot gibi hırsla ve dört kolla sarılır; adeta dünyayı yalancı cennet yapmaya ve cenneti bu dünyada yaşamaya çalışır. Dünyanın adi muzahfaratıyla gafillerin gözünü boyayıp aldatır. Şaşkın gafiller de dünya seraplarını su sanır, illüzyona aldanır, teledeccal ekranına yansıyan illüzyon görüntülerine bakarak sapıtır.

Deccal düzeni tamamen illüzyon üzerine kurulmuş; yalan, dolan, hile, oyun, göz boyama, uyutma, ayartma, aldatma ve sahtekârlık düzenidir. Fuhuş, faiz, futbol, reklam ve karaborsa rejimidir.

Deccal düzeni, reklam ve ekran denklemiyle ayakta kalır; teknolojik imkânları sonuna kadar kullanır; en etkili olduğu saha medyadır. Başta tv. Olmak üzere, yazılı, sesli ve görüntülü basın-yayın kanalizasyonlarıyla sürekli reklam ve propaganda yaparak izleyici kitleleri illüzyon görüntüleriyle hipnotize edip uyutarak yönlendirmeye çalışır. Çoğunlukla kadınları kullanarak, iffet ve hayâ duygularını yıkmaya, genç dimağları fuhşiyatla bozmaya, iman edep ve ahlakı ortadan kaldırmaya ve topyekûn cemiyeti ayakta tutan bütün dini ve fıtri değerleri ifsada çalışır. Deccal avenesi, dünyadaki her türlü imkânı harsı ve nesli bozmak için kullanır; hedef insanları fıtrat yolundan uzaklaştırıp saptırarak, nefsanî süfli zevklerle uyuşturup cehenneme postalamaktır. Deccal, insanı insan kılan her şeye düşmandır ve insanı bozan her kötülüğe de taraftardır.

Deccal düzenlerinin olmazsa olmazı olan medya kanalizasyonlarıyla evlere sesli ve görüntülü fuhşiyat ve münkerat servisi yapılır. Ekrana yansıtılan abartılı illüzyonik ses ve görüntülerle aile bağları zayıflatılıp imani ve ahlaki değerler yıkılmaya çalışılır. İradelerini ekrana teslim eden gafil deccalzedeler artık her türlü manipülasyona müsaid ve açıktır. Teledeccalin her dediğini yapmaya, al dediğini almaya ve her propagandasına inanıp yoldan çıkmaya hazırdır. Medya cihazları (tv., radyo, internet, cep telefonları ve yazılı basın kanalları) deccalın kullandığı en önemli kitle imha ve ifsad silahlarıdır. Deccal düzeni, dünya çapında yayın yapan binlerce sesli ve görüntülü medya kanalıyla ferd, aile ve cemiyetleri ifsad amaçlı yayın ve yıkıcı propagandalarla yozlaştırıp ahlaken çürütüp çökerterek imha etmeye çalışmaktadır.

Kapitalizm, komünizm, liberalizm, darvinizm ve makyevalizm gibi Yahudi deccal avenesinin piyasaya sürdüğü ideolojik ve ekonomik sistemler de aynı deccal düzeninin farklı görüntü ve yüzlerinden başka bir şey değildir. Yüzleri az çok farklı olsa bile özleri hep aynıdır; zulüm, ifsad, küfür, israf ve tuğyandır. Hepsi de birbirinden beter, batıl ve karanlıktır. Hepsinin de arkasında uluslar arası deccal düzeninin gönüllü elemanları olan Yahudi teşkilatları vardır. Deccal avenesi beynelmilel mason komitelerinin ifsad ve icraat programları siyon protokollerinde tafsilatıyla kayıt altına alınmış, dünya çapında yürütülen ve Yahudi sermayesiyle desteklenip teşvik edilerek sinsice uygulanmaktadır.

Hayatın her alanında cemiyet sathında yürütülen bu sinsi ifsad ve ahlakı bozma ve cemiyeti manen imha faaliyetlerinin arkasında bu deccal avenesi Yahudi mason komitelerinin parmağı vardır.

Nitekim yaşadığımız coğrafyada nüfus planlaması maskesi altında otuz yıldan fazla hem de sözde sağlık kuruluşları marifetiyle yürütülen kürtaj, kısırlaştırma ve bir takım yollarla gebeliğe engel olma gibi nesli ifsad ve imha ev Müslüman nüfusu azaltma çalışmalarının arkasında Rockfeller Yahudi holdinginin bulunması ve yerel sağlık kuruluşlarına bu amaçla finans, ilaç ve bilgi desteği sağlaması ve hükümetlere doğum kontrolü için baskı yapması tesadüfî bir hadise değildir. Son yıllarda hastanelerde yapılan sezaryen operasyonlarının normal fıtri doğum oranını dahi aşmış olması ve Müslüman annelerin (bir tür kısırlaştırma işlemi sayılan) sezaryenle doğuma zorlanması, deccal avenesinin ne kadar etkin olduğuna ve hangi sahalara dek nüfuz edebildiğini gösterir.

Elbette, yeryüzünde insanların gaflet, cehalet ve beşeri zafiyetlerinden faydalanılarak tesis edilen Yahudi finans destekli beynelmilel deccal düzeni sadece bu alanlarla sınırlı değildir.

Dünya çapında egemenlik kurmaya çalışan, hile ve desiselerle ele geçirdiği memleketleri ifsad üssü olarak kullanan beynelmilel Yahudi-mason deccal komitesi, gıdadan ilaca, tarımdan toprağa, basın-yayın organlarıyla bütün dünyaya yayılmak ve küresel bir hâkimiyet kurmak için zamanın tüm imkânlarını kullanmaktadır. Doğum kontrolü maskesiyle nesli imha, ürün kontrolü adı altında GDO ve hormon çalışmalarıyla harsı imha (tohumların genetik yapısını bozma ve kısırlaştırma); medya kanalizasyonlarıyla ahlakı bozma ve aileyi parçalama ve gençliği belden aşağı vurup yozlaştırma; dini, iffeti, edep, hayâ ve ahlakı ortadan kaldırma; imansızlığı ve hayâsızlığı yaygınlaştırma planları ve daha bunun gibi hemen hemen hayatın her sahasında icraya konulan nice imha ve ifsat programlarıyla beynelmilel deccal komitesi her koldan ve her kanaldan çalışmaktadır.

Deccal komitesi, ete-kemiğe bürünmüş şeytan şebekesidir. Bu şebekenin işi, maddi-manevi tahriptir; harsı ve nesli harap edip yeryüzünü tamamen istila etmek ve insanları beynelmilel deccal düzenine hizmet edecek şuursuz köleler haline getirmektir.

Neticede, dünya imtihan meydanıdır; şeytanlar şeytanlığını, deccal deccallığını yapacak; Müslümanlar da Müslüman olmanın gereğini yaparak imtihanı kazanmaya çalışacak; “yeryüzünde fitne ve fesat kalmayıp din adına yalnızca Allahu Teâlâ’ya kulluk edilinceye kadar…” cihad bayrağını elden bırakmayacaktır. Bu, hak ve batıl savaşıdır.

Her Müslüman, deccal düzenini yeteri kadar tanımalı; deccalın hamlelerine karşı maddi-manevi hazırlıklı olmalıdır.

Başta deccal fitnesi olmak üzere, ahir zaman fitnelerine dair zikri geçen rivayetler, zamanımızda dehşetli bir salgın gibi ortalığa yayılan fesad ve fahşanın önceden bildirilmiş uyarı ve ihbarıdır. Her peygamber ümmetini deccal fitnesine karşı uyardığı gibi, ahir zaman ümmetine gönderilen son peygamber Resul-i Zişan Efendimiz (salallahu aleyhi ve sellem) de tafsilatlıca anlatmış ve uyarmıştır. Bir kısmı müteşabih lafızlarla varid olan bu rivayetler dikkatle incelendiğinde, günümüzde şahid olduğumuz çok yönlü fesada ve korunma yoluna da ışık tutmaktadır. Deccal fitnesini ve çağdaş hamlelerini daha net anlayabilmek için ilgili hadislere müracaat etmek lazımdır.

“Minberlerdeki vaizler deccaldan bahsetmeyi unutmadığı müddetçe deccal çıkmaz!”

Bu rivayet tam yaşadığımız şu zamana ışık tutmaktadır. Öyle ki, zamanımızda sadece sırdan insanlar değil, cemiyeti irşad ve ikazla vazifeli vaizler ve hatipler bile deccal fitnesinden bahsetmez olmuş, deccal neredeyse tamamen unutulmuş, adeta tarihi bir efsane adı olmuştur. Böylece her çağda uzantıları bulunan deccal şebekesi sinsice evimize ve midemize kadar sokulmuş; evler, çarşı-Pazar ve sokaklar zamane deccalının cirit alanı olmuştur. Bedenler deccalın sahte gıdalarıyla bozulmuş, kansere tutulmuş zihinler de deccal propagandalarıyla ifsad olmuştur.

Neticede dünya imtihan sahasıdır; insanlar hayır ve şerle imtihan olunacak; kimileri kazanacak, kimileri hüsrana uğrayacaktır. Akıbette herkes niyetine göre ameli tercihinin karşılığını bulacaktır. Her zamanda bir uzantısı olan deccal fitnesi de kaçınılmaz bir imtihan unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Deccal, illüzyonuyla, televizyonuyla sahte dünya cennetine çağırıyor; suya diye ateşe götürüyor. Deccalın suyu seraptır, deccala uyanların akıbeti de hüsran ve azaptır.

Deccalın düzeni elbette zayıftır. Çünkü batıldır. Deccal ve şeytandan korkmayalım ama tanıyalım ve fesadından korunmak için tedbir alalım, ayık ve uyanık olalım. Deccal fitnesinden gafil olanları da uyaralım ve uyandıralım.

Yusuf Akyüz / İnzar Dergisi – Eylül 2012
 


 
14-09-2012 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.